ARŞİV

 

Yüce Türk Milleti

 
 

Cumhuriyet Bayramın kutlu olsun. 
 

87 Yıl önce, 1919 yılında seni yok etmek isteyen, vatanını işgal eden ve aralarında taksime kalkışan emperyalist düşman kuvvetlerine karşı yerel direnmeler ve savunma girişimleriyle başlattığın mücadeleler, Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde ve önderliğinde “Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri”nin güçlenmesiyle örgütlenme evresine girdi. Saltanat  makamının, çevresinin ve İstanbul Hükûmeti’nin yok edici muhalefeti ve silahlı propaganda eylemleriyle karşılaştı. Bu durumda mücadele iki cepheye ayrıldı. Önce mevcut iktidara karşı varlığını koruma, hayatını ve geleceğini kendi kararların ve iradenle belirleme niteliği kazandı. “Milli Egemenlik” esasına dayanan bir “başkaldırmaya” dönüştü. “Kutsal İhtilâl” adı ile tanımlandı ve anıldı. “Ya İstiklâl, Ya Ölüm” düşünce ve söylemi ile düşmana karşı bağımsızlık savaşına, kurtuluşa yöneldi. O güne kadar insanlık tarihinin tanık olmadığı olaylar görüldü. Büyük millet evladı, eşsiz kahraman Mustafa Kemal’in önderliğinde millet mücadelen devam etti. Kanlı boğuşmalar ve Anadolu muharebeleriyle İstiklâl Savaşın başarılar ve zaferlere ulaştı. Sakarya’da son haçlı seferinin ordularını durdurdun. Afyonkarahisar-Dumlupınar ve Başkumandan Meydan Muharebesi ile bu orduları yok ettin. Vatanında tek bir düşman bırakmadın. Elde ettiğin sonuçları ve Türk’ün gücünü Lozan Andlaşması ile bütün dünyaya kabul ettirdin. Binlerce yıllık bir milletin öz evlatları olarak yeniden dirildin, ayağa kalktın. Yeni, milli, laik, ileri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdun. İşte geçen dört yıllık mücadele ve savaşların bütün olguları bu Cumhuriyetinle anlam kazandı. Vatanın bütünlüğünü, Türk milleti olarak birliğini, dirliğini, düzenini, huzurunu, refah ve mutluluğunu Cumhuriyetin güvence altına aldı. Varlığının, gelişmenin, sonsuza kadar devamının simgesi oldu. Cumhuriyet, yaptığın eşsiz ve büyük Türk İnkılâbının düşünce kaynağını ve eylem temellerini oluşturdu. Bu görüş ve yaklaşımlarla Cumhuriyetin 83. yılı kutlu olsun aziz milletimiz. 
 

Yüce Türk Milleti, 
 

Anadolu’nun bilinen yaklaşık altıbin yıllık tarihinde bu topraklar üzerinde ilk siyasi ve kültürel birliği sen kurdun. Altıyüz yıldır bu birliği korumak ve geliştirmek için ter döktün, kan akıttın, emek ve can verdin. Her saldırıya karşı koydun. Bölücü ihanetleri etkisiz kıldın. Direndin. Sınamaları sonuçsuz bıraktın. Kuzey’den Batı’ya, Batı’dan Güney’e, Güney’den Doğu’ya ve Atlantik ötelerine kadar ata yurdu topraklarına, insan gücüne, doğal kaynak ve zenginliklerine ve özellikle kültürüne, kurduğun Cumhuriyet ile uluslararası düzende ulaştığın konuma, sağladığın güce karşı girişilen bütün rekabetlerin, düşmanlıkların, saldırıların, emperyalist emellerin ve uygulamaların kökeninde yatan temel düşünce işte bu kurduğun ve devam ettirdiğin birlik oldu. Amaçları ise, açıkladığımız birliğin bozulması, çözülmesi, dağılması ve yok edilmesi şeklinde ortaya çıktı ve devam etti. Gerçekte Anadolu’nun birlik ve bütünlüğünü kurma ve koruma gücün ve yeteneğin ne dışarıdaki rakip ve hasımlarınca ne içerde bin yıldır aynı tarihi kaderi paylaşarak, aynı sevinç ve üzüntüleri yaşayarak birlikte geleceğe yöneldiğin bölücü gruplarca ve ne de bağrında besleyip, büyüttüğün okumuş dediğin, aydın dediğin sana yabancılaşmış, gaflet ve hıyanet içindeki şahıslar tarafından anlaşılamadı, çözülemedi. Bu durum, senin, bütün zamanlar içinde bir “Gizemin” oldu. İşte bu “Milli Sır - Milli Gizem” kurduğun yeni ve güçlü devletin ve Cumhuriyetinin de varoluşunu hazırladı, Türk İnkılâbının esasını oluşturdu. 
 

Aziz ve Yüce Milletimiz, 
 

Kurduğun Cumhuriyetin 83 yaşını tamamladı. Bu 83 yılın ilk onbeş yılını Mustafa Kemal’in, Atatürk’ünle geçirdin. O senin “Milli Gizemini” anlamış, gücüne inanmış, özellik ve niteliklerini yaşamış mücadelelerine, savaşlarına, barışına, kurduğun devlete, Cumhuriyetine, inkilâplarına öncü ve önder olmuştu. Onunla geçen yıllarında güven içinde her an coşkulu, her an mutlu, her an üretkendin. Dilini, inançlarını, tarihini, kültürünü kısaca öz benliğini kazanmış, tarihi ve kültürel mirasın eşsizliğini kavramıştın. Vatan topraklarına, insan gücüne, doğal kaynak ve zenginliklerine sahip olmanın, milli egemenlik ve bağımsızlığa ulaşmanın bütün güç ve enerjisini yaşıyor, geleceğe ümitlerle bakıyordun. Rakiplerinin, hasımlarının, düşmanlarının saygısını ve hayranlığını hatta  kıskançlıklarını kazanmıştın. Onlar senin ayağına geliyor, dostluğunu arıyorlardı. Esaretle, emeryalizmle bağımsızlık ve hürriyet mücadelesine giren birçok toplumlar, milletler seni örnek alıyor, göğüslerinde, kalpleri üzerinde senin bayrağını, Ata’nın resmini taşıyorlardı. Atatürk’ten sonra geçen 68 yıl içinde sen yine güçlüsün. Sen yine birçok ülke ve millet için örneksin. Ancak bağımsızlığın, kazandığın bağımsızlık değil. Egemenliğin, ulaştığın egemenlik değil. Artık kendi hayatını kendin yönetmiyor, geleceğini kendin belirliyemiyorsun. Bütün bunlara bağlı olarak dışarıda sağladığın saygınlık ve hatta güven bugün yok. Özgüveni zedelenmiş, kırgın, yorgun ve ümitsiz bir toplum görünümü sergiliyorsun. Yurt içinde ise sayısız olumsuzluklarla karşı karşıyasın. Tehdit, tehlike ve engeller seni kuşatmış. İşte bu durumda yeniden “Müdafaa-i Hukuk”a dönmek zorunda kaldın. Öz evlatlarının kurduğu “Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi”de senin yeniden ayağa kalktığının işaretidir. Gerçek gücünü ve asil “Gizemini” göstermek zamanı gelmedi mi ?.. 
 

SANA SEVGİ, SANA SAYGI, SANA ŞÜKRAN VE MİNNET AZİZ MİLLETİMİZ.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Genel Başkanı
Av. Kadir KARTAL