ARŞİV

 

“Milli Göreve Çağrı”

Yüce Türk Milleti’nin Vatansever Evlâtları

 
 

 Bugün:

  

 1 – Hayatımız ve kaderimiz, irade ve kararlarımızla katılmadığımız, yerli ve yabancı güçler tarafından yönlendirilmekte ve belirlenmektedir.

 2 – Toplumumuz sürekli olarak yapay sorunlar ve risklerle işgal edilmekte, gerçek sorunlarından uzak, ilgisiz ve duyarsız tutulmak istenmektedir.

 3 – Halkımızın geleceği ise, yılgınlıklar, belirsizliklere ve şüphelere hızla sürüklenmektedir.

 4 – Milli kültürümüz, milli değerlerimiz, düşünce ve hayat tarzımız tehdit, tehlike ve baskı altında bulunmaktadır.

 5 – Yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı ve eşitsizlik ve adaletsizlik, bölgeler arasında nüfus, nüfus yoğunluğu, ekonomik ve sosyal alanda görülen dengesizlik varlığımızı, gelişmemizi ve geleceğimizi olumsuz yönde etkilemektedir.

 Bu durum, devletimizin bağımsızlığına ve etkinliğine, vatanımızın bütünlüğüne ve milli birliğimize yönelen tüm rakip ve düşmanca düşüncelere, tutum, davranış ve eylemlere uygun ortamlar ve boş alanlar hazırlamaktadır.

 6 – Toplumumuz büyük bir güven bunalımı içindedir. Özgüven’lerimiz çözülme, dağılma ve etkinliğini yitirme sürecine girmiştir.

 Bu durum, halkımızın ve gerçek aydınlarımızın büyük çoğunluğunu sorunlarımıza karşı duyarsız ve tepkisiz kılmakta, her çeşit ve her yönden gelen yalan, çarptırılmış ve saptırılmış haberlere, propagandalara ve etkin psikolojik harekât uygulamalarına açık ve savunmasız bırakmaktadır.

 7 – Devletimiz dış ve iç borç batağı içindedir. Bütçe açıkları, ödemeler dengesinin kurulmamış olması, üretim ve sermaye birikimi yetersizliği borçların hatta faizlerin ödenmesi için tekrar, tekrar borçlanma zorunluluğu doğurmuştur.

 Bu durum, milli varlığımızı, egemenliğimizi, bağımsızlığımızı doğrudan tehdit etmekte, dışa bağımlılığı özendirmekte, devletimizin güç ve etkinliğini, onur ve saygınlığını etkilemekte, “Güçlü maliye – Güçlü Devlet” ilkesini terketmesine, iktisadi hayatımızın ve kamu maliyesini IMF yabancı güçlerin karar ve denetimi altına girmesine neden olmakta, yaşayan ve doğmamış nesillerimizi ağır ve karşılanması zor yükümlülükler altına sokmaktadır.

 8 -  Toplumumuz üretmeden tüketen bir görüntü sergilemektedir. Halkımız kadını – erkeği, çiftçisi – esnafı, memuru – işçisi, işletmeleri – kobileri ile bir borçlanma isterisine tutulmuş gibidir. Kredi kartlarının, tüketim, ara malı, otomobil, konut kredilerinin alacaklıları ise, çoğunlukla özel bankaları ele geçiren yabancı sermaye sahipleri ve onların yerli işbirlikçileridir.

 9 – Güvenlik, sağlık, eğitim ve adalet gibi temel kamu hizmetleri çağdaş bilim ve teknolojiden yoksun, halkımızın ihtiyaçlarını, beklentilerini ve özlemlerini karşılamaktan uzaktır. Özel sağlık ve eğitim hizmetlerinden gereği gibi yaralanmak ise zordur, pahalıdır ve kaynak tüketicidir.

 10 – 1973’de Ermeni ASALA örgütlerince, yurtdışında Türkiye’nin elçilerine, görevlilerine, misyonlarına ve mal varlığına, 1984’te PKK tarafından yurtiçinde köylülerimize, halkımıza askerimize, subayımıza, kumandanlarımıza, güvenlik kuvvetlerine katliamlar, öldürmeler, kıyımlar, yıkıcı eylemler şeklinde başlayan terör, binlerce vatan evlâdının şehir,  on binlercesinin yaralanmasına ve sakat kalmasına ve hudutsuz maddi ve manevi zararlara neden olduktan sonra, dünyanın gözü önünde bir Türk yurdu olan Karabağ Ermeniler tarafından ele geçirildi. Bin yıldır kültür ve siyasi birliğinin temsilcisi ve kalesi olan Atalar Yurdu vatanımızda bir “Kürt Sorunu” olduğu gaflet ve dalalet içinde onlarca kabul edilir duruma getirildi. Yaşadığımız zaman kesitinde ASALA ile başlayan silahlı Ermeni terör propaganda ve psikolojik harekât baskı yöntemleriyle devam eder ve Türklüğü yok edici bir virüs gibi dünyaya yayılırken, PKK terörü de can almaya, tahrip ve yıkımlara, yurtiçinden ve yurtdışından desteklenmeye devam etmektedir.  Bütün bu sonuçlara rağmen ülkemizde “Terörün” bir devlet ve millet sorunu olduğunun ve topyekûn mücadele gerektirdiğinin henüz kabul edilmediği, terörle mücadelenin güvenlik güçlerinin kahraman ve vatansever omuzlarına bırakıldığı görülüyor.

 Vatanımızın bütünlüğünü korumamız, milletimizin egemenliğini, birliğini, dirliğini, huzur ve refahını, devletimizin bağımsızlığını, gücünü, onur ve saygınlığını, uluslararası düzende hakkı olan durum ve konuma gelmesini sağlamamız için bu sorunlarımızın kesin ve tam olarak kısa sürede ortadan kaldırılması gerekiyor.

       21. Yüzyılın beklenen bütün gelişmelerine hazırlıklı olmamız, sorunlarını göğüsleyebilmemiz, özgürlük, adalet, eşitlik ve demokrasi içinde yaşamamız, ancak ve ancak inkılâbımızın bize sağladığı tüm kazanımları koruyup, geliştirerek laik, ileri, çağdaş, bilgi ve teknoloji üreten bir toplum düzenine yeniden kurmamıza bağlı bulunuyor.  
 

 Bütün bunlar için tek bir çözüm var. Tek bir yol var.

 Bu çözüm ve yol; Yüce Milletimizin yaratıcısı ve sahibi bulunduğu egemenlik hakkını kullanarak, kendi özgür iradesi ve kararları ile kendi hayatını yönlendirerek ve kaderini belirleyecek kendi siyasi partisini kurmasıdır.

 Bu çözüm ve yol; Yüce Milletimizin güç günlerinde başvurduğu bir düşünce ve hayat tarzıdır. Milletin siyasi hayata bütün güç ve etkinliğine katılması ve toplum hayatına egemen olması anlamını taşır. Bugün ülkemizin ve hayatımızın en önemli ihtiyacı da budur.

 Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi Derneği öncülük görevini üstlendiği bu oluşumu “Milli Bir Görev” olarak tanımlanmakta ve anlamaktadır. Bu yaklaşımla Yüce Milletimizin vatansever bütün evlatlarını bu göreve çağırma onurunu taşıyor.

 Derneğimiz, öncelikle, üyelerinin, Türkiye Temsilcilerinin, İl ve İlçe Delegelerinin ve Halk Temsilcilerinin “Davetiyede” yazılı yer, gün ve saatte toplanmalarını, bir araya gelerek, hep birlikte, kendi özgür iradeleriyle, kendi partilerini kurmaya karar vermelerini ve Partilerinin kuruluşu için gereken hazırlıkları yapmak üzere içlerinden “Kurucu Temsilcilerini” seçip, görevlendirmelerini rica ediyor. Bunu “Mili Göreve Çağrı” olarak kabul ediyor.  
 

 Buyurun Göreve...!

 Saygılarımla

 17 Ekim 2005