Biz Kimiz ?


Müdafaa-i Hukuk nedir?

Müdafaa-i Hukuk,
“Hakların Savunulması” demektir.

Müdafaa-i Hukuk,
“milletin, devletin, vatanın haklarını savunmak” demektir.

Müdafaa-i Hukuk,
"Anadolu insanının haksızlık karşısındaki “direniş geleneği”dir.

Müdafaa-i Hukuk,
Türk’ün zorbalığa karşı “örgütlenme refleksi”dir.

Müdafaa-i Hukuk,
haksızlık, baskı, hakaret, şiddet karşısında “kendiliğinden harekete geçmektir”

Müdafaa-i Hukuk,
Moğol istilasına karşı koyan “Bacıyan-i Rumi”dir (Anadolu Bacıları’dır).

Müdafaa-i Hukuk,
barışçı, özgür, hoşgörülü, “Anadolu Erenleri”dir.

Müdafaa-i Hukuk,
işgalciye karşı koyan Kara Fatma’dır,
Hasan Tahsin’dir.

Müdafaa-i Hukuk,
Kurtuluş Savaşı’ndaki “Elektrik Şebekesi” demektir. 

Müdafaa-i Hukuk,
“Çılgın Türkler” demektir.



 

PDF Yazdır e-Posta
Atatürkçü Düşünce

Atatürk ve Tarih

«Bizim milletimiz derin bir maziye malikdir. Milletimizin hayatı asarını düşünelim. Bu düşünce bizi elbette altı yedi asırlık Osmanlı Türklüğünden çok,  asırlık Selçuk Türklerine ve ondan da evvel bu devirlerin herbirine muadil Büyük Türk devrine kavuşturur.» (Samsun 28 Eylül 1925)

Mustafa Kemal ATATÜRK

Büyük Atatürk, Kurtuluş Savaşımız askeri ve siyasî zaferlerinin korunabilmesi zorunluluğunu, Cumhuriyet idaresinin kuruluşunda ve her sahada yapılacak devrimlerde ön görmüştür.

O, Cumhuriyet ve devrimlerin sağlanmasını, devamını, yeni sosyal ve iktisadî aşamalara gerekli zemini hazırlamasını öngören şart ve unsurları Türk Milletinin engin, uzun ve gerçek tarihinde bulmuştur. Bu tarihin bütün gerçekleriyle açıklanması, Millî Tarihin bilinmesi sonucunu doğuracak, manevî ve kültürel bağımsızlık elde edilecektir. Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı yeni bir yönde, yeni bir sahada yapılacaktır. O yön, millî kurtuluşun kültür ve manevî bağımsızlıkla elde edileceği esasına dayanır. Saha ve kaynak ise, binlerce yıllık Türk Tarihidir.

İslam ilim adamlarının tesir ve nüfuzu altındaki ümmetçi düşüncelerle, Türk Tarihini Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna bağlayan ve başlatan fikirlerle ve bütün bunlardan daha önemli olarak yabancıların maksatlı çıkarlarının ortaya koyduğu görüşlerle, Tarihimizin açıklanamayacağı anlaşılmıştır. O halde Mîllî Tarihin başlangıç noktasına gidilmek ve oradan günümüze gelmek gereklidir.

İste Büyük Atatürk, bu düşünceler sonucunda Türk tarihinin yeni bir görüşle ele alınmasını, incelenmesini sağlamış ve bütün dünyaya kabul ettirmiştir. “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti”nden başlıyarak örnek bir kuruluş olarak “Türk Tarih Kurumu”nu milletine armağan etmiştir

Her türlü kuvvetin ve manevî değerin Millî Tarihimizde mevcut bulunduğuna olan inancı, Milli Mücadelemizin bütün önemli olay ve kesimlerinden savaş meydanlarındaki günlük emirlere kadar kendisini hissettirmiştir.

Ata’nın tarih yöntemi gerçekçilik üzerine kuruludur. “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bîr mahiyet alır.” düsturu, modern tarihin uygulama esaslarından başlıcasıdır.

Tarih çalışmalarında, günün şartlarının meydana getirdiği ortamı tatmin etmek yolundan giderek gerçeklerden ayrılmasını seçmemiş ve tavsiye etmemiştir. “Sümme tedarik bir eser vücuda getirerek ferdasında nadim olmaktan ise hiçbir eser vücuda getirmemek, azini itiraf etmek evladır.” demiştir.

Büyük Atatürk, tarihin derinliklerinde insanlığın birleştiğine, bu birleşmede kavganın, hırsın, korkunun ve savaşın yerini huzura, sevgiye, barışa bıraktığına inanmış ve cihanı bu yöne sevketmeye çalışmıştır.

Yeri bütün insanlığın kalbinde olan Ata’mız, ruhun kainatın yaratıcısının mağfiretine mazhar olsun.

 
 

Ne Yapacağız ?

Müdafaa-i Hukuk'tan

Etkinlik Duyuruları