Cumhuriyetimiz 86 Yaşında
Cumhuriyetimizin seksenaltıncı yılını kutluyoruz. Güçlü, güven dolu, geleceğe ümitlerle bağlı Türk Milleti, yeni devletinin seksenaltıncı kuruluş yılını sevinçlerle karşılamaktadır.
Türkiye, çağımızın ilk ve en başarılı özgürlük ve bağımsızlık savaşını yapan ve başarıya ulaştıran millet modelini bugün de birçok toplum ve ülke için devam ettirmektedir.
Yeni toplum, gelecek on yıllarda daha refahlı, daha mutlu, daha güvenli olmanın varlığı ile eş anlam ve değerde bulunduğu inancındadır. Yaşamasının, her an değişen dünya şartları içerisinde ve devamlı değişim halinde bulunan toplumsal olaylar karşısında takınacağı tavıra bağlı olduğunu bilmektedir. İstek ve bekleyişlerinin ülkenin kaynaklarını en verimli ve toplumun tümünün yararına kullanması ile sağlanabileceğini düşünmekte ve tercihlerini, binlerce yıllık tarihin acı tecrübelerinden de geçmiş, öz yeteneklerinin oluşturduğu, bilinçlenmede bulmaktadır.
Cumhuriyet, yeni ve tümüyle bağımsız bir Milli Devlet yaratma çabasıdır. Anadolu Türk Milli varlığının ortaya koyduğu, kabul ettirdiği, geliştirdiği ve yükselttiği en büyük gerçek Türkiye Cumhuriyetidir.
Cumhuriyet halkın kendi hakkında karar vermesinin bütün siyasi araçlarını bünyesinde taşımaktadır. Hakimiyeti Milliye, gerçekte Cumhuriyetin ayrılmaz, yaratıcı bir unsurudur. Halkın, kendi idaresini seçtikleriyle sağlayabilmesi ancak bu sistemle gerçekleşebilmiştir. Halk idaresinin bölünmezliği, milli kuvvetin parçalanmazlığı, Cumhuriyetin sonucudur. Ve bir anlamda da Cumhuriyetin yaratıcısıdır.
Bir milletin devletini ve hükümetini kendi eseri gibi görmesinin yolu Cumhuriyetten geçtiği gibi, devlet ve hükümetin güvenli koruyuculuğunun yaratılabilmesi de ancak Cumhuriyetin sonucudur. Cumhuriyet idaresinde tüm toplumun yaratıcı ve yapıcı katkısı şekillenmekte ve kişiden başlıyarak bütün toplum katlarının refahı, mutluluğu amacına yönelmiş bir devletin varlığı söz konusu olmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti tarihin çok çetin tecrübelerinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu çıkışta kan vardır. Emek vardır. Alın teri vardır. Millet olma çabası vardır. Gerçekte, Türk Milletinin yitirilmiş görünen bütün öz yetenekleri, anlaşılmayan özellikleri Cumhuriyetle, belirli ve belgeli bir şekilde bütün dünyaya yeniden isbat edilmiştir.
Türk Milleti için Cumhuriyet yalnız bir idare tarzı değildir. Cumhuriyet bizim için varlık ilkesidir. Varolma şuurunun başlıca temel taşıdır. Aydınlanma ve Çağdaşlaşma eylemidir. Bu yaklaşımla, Cumhuriyetin, özgürlük ve bağımsızlık fikir ve düşüncelerinden de ötede tarihin Türk toplumuna kazandırdığı milli kültür unsur ve kaynakları ile her zaman sağlanabilecek ve geliştirilebilecek Milli Birlik ve Milli Beraberlik şuurunun da sonucu olduğunu kabul etmeliyiz. Gerçekte, bu şuur olmadığı anda ortada ne özgürlükten ne bağımsızlıktan bahsedebileceğiz ne de Cumhuriyetin bize kazandırdıklarından yeterince yararlanabileceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk toplumunun bütün kesimlerinin dengeli, anlayışlı ve amaçta birleşen davranışlarının yarattığı bir eserdir. Bu kesimlerin tabii görülmesi gereken ve çeşitli alanlara yayılmış çıkarları arasında sağlanacak denge, devlet idaresine halkın özgür ve bağımsız katılması ile kurulacak demokratik düzen ve nihayet siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel sorunlarımız karşısında amaçta birleşen çözümlerin ve tercihlerin sağlanabilmesi ancak Cumhuriyet, Demokratik Cumhuriyet içerisinde olağan hale gelebilmiştir. Türk Milleti, Cumhuriyeti yeni bir hayatın müjdecisi kabul etmiş ve bu hayatı her türlü ilişkilerinde vaz geçilmez unsur haline getirmiş bulunmaktadır.