2. BÖLÜM ( Siyasi Hayat)                                                   Program <<<

 

 1. KISIM (Milli Egemenlik - Tam Bağımsılık Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi)
Kurucu Unsur

 

KURUCU UNSUR

Madde 52-      Siyasî hayat, millî varlığımızın korunması, devamı, geliştirilmesi ve bekası amacıyla

toplum ve kamu hayatının örgütlendirilmesi ve bu örgütlere halkın katılması ile güç ve süreklilik kazandırılmasıdır.

Siyasi hayatın temeli ve kurucu unsuru egemenlik haklarına sahip, tam bağımsız Türk Milleti’dir.

Siyasî Hayat, belirli bir hukuk düzeni içerisinde, devletin ve milletin tam bağımsızlığını, güvenliğini, huzur ve refahını, toplumun ve bireylerin tüm hürriyetlerini, halkın her türlü ihtiyaç ve beklentilerini sağlamayı, güvence altına almayı amaçlayan iki temel ortamdan oluşur. Bunlardan birincisi; toplumun siyasî örgütlenmesidir ki, Siyasi Ortamı meydana getirir. Diğeri; kamu hayatının örgütlenmesidir ki, Yürütme-İcra-İdare Ortamı’dır. Bu iki ortam birbirlerini tamamlar, etkiler, yönlendirir ve yönetir. Anayasalarda yer alan “Yasama Kuvveti” birinci ortamda, “Yürütme Görevi” ikinci ortamda yer alır.

Siyasi Ortam, toplumun siyasî örgütlenmesini ifade eder. Siyasi Partiler, iktidar ve muhalefet, baskı grupları, sivil halk örgütleri bu alanın ürünleridir. Merkezi ve yerel örgütlenme şeklinde görülür.

Yürütme Ortamı, merkezi ve yerel kamu hizmetlerinin örgütlenmesidir. Kaynağını halkın iradesiyle oluşan Siyasi Ortam’dan alır. Ancak, milletin ortak arzu ve eğilimleri, ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda hareket eder.

MİLLİ EGEMENLİK

Madde 53-      Milli Egemenlik, millet olmanın sonucu ve gereğidir. Millet denilen varlığın özgür (hür)

ve bağımsız iradesi milli egemenliğin kurucu ve devam ettirici unsurudur. Toplum içinde tek üstün güç ve iktidar millete aittir. Bu üstün güç ve iktidar tekeli, millete ortak tanımıyan, bölünmeyen, paylaşılamayan ve devredilemeyen bir hak sağlar, toplumun kaderinde ve yönetiminde söz ve eylem sahibi olma yetkisini verir ve sorumluluğunu yükler. Bu hak ve yetkinin tümüne Milli Egemenlik denilir.

Milli Egemenlik, millet düzeyine erişmiş bir toplumda hürriyetlerin, eşitliğin ve adaletin devamlı ve kesintisiz olarak sağlanması ve korunması için o toplumu meydana getiren fertlerin herbirinde ayrı, ayrı bulunduğu doğal olarak kabul edilen iradelerin birleşip, kaynaşarak millet iradesine dönüşmesi, açıklanması ve örgütlenmesidir.

Türk Milleti için milli egemenlik, herşeyden önce “millet olma” tarihi ve kültürü binlerce yıl önce bütün insanlığa örnek olmuş “bir milleti bütün özellikleriyle” yaşatma ve devam ettirme kısaca “Türk olma” hakkıdır, yetkisidir, sorumluluğudur. Türk Milleti bu hakkı ve bu yetkiyi herhangi bir üstün güçten veya bir üstün gücü alaşağı ederek veya barış masalarında hazırlanan kurallardan elde etmemiştir. Savaş meydanlarında, kanlı boğuşma ve mücadele alanlarında kan dökerek, varlığını, onur ve namusunu ortaya koyarak kendisi, kendisi için kazanmıştır.

Türk Milleti için milli egemenlik, millet varlığının korunmasının, savunulmasının, geliştirilmesinin ve sonsuza kadar devamının tek ve temel şartıdır. Bu nedenle kutsaldır ve her millet ferdi için korunup, savunulması kutsal bir görev ve sorumluluktur.

“Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısının ruhu milli egemenliktir.” Türk Millet Mücadelesi ve İstiklâl Savaşı nasıl milli egemenlik ve bağımsızlığı ile eş anlamda ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhu ve varlığı da aynı şekilde Türk milletinin egemenlik hakkı ve bağımsızlığı ile eş anlamdadır. Türkiye’de milletin kayıtsız, şartsız egemenliği ve tam bağımsızlığı varsa cumhuriyet vardır ve o devletin adı “Türkiye Cumhuriyeti”dir. Aksi halde, milli egemenlik zedelenmiş, bölünmüş ve dağılmışsa, tam bağımsızlık herhangi bir neden ve şartta güç ve niteliğini yitirmişse o rejimin adı ne cumhuriyettir ne de Türkiye Cumhuriyeti’nden söz edilebilir.

Milli Egemenlik Hakkının Örgütlenmesi, Türk Milleti sahibi olduğu milli egemenlik hakkını, Türkiye Büyük Millet Meclisi adı altında kurduğu ve varlığının devamı, korunması, geliştirilmesi görev ve sorumluluğunu verdiği bir kurum ile örgütlendirmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin egemenlik hakkını açıklanan bütün unsurlarına, özelliklerine ve niteliklerine özen göstererek temsil eder, milletin kaderinde söz sahibi olur. Bu Yüce Kurum, anayasalardan önce, Türk milletinin şuurunda ve vicdanında var olmuştur. Meclis, Türk milletinin varolma mücadelesinin, varlığını devam ettirip, yüceltme ve medeniyet dünyasında, tarihi ve kültürel mirasının sağladığı engin imkanlarla, hakkı olan yeri alma azim ve kararlılığının sonucudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, tek yönlü bir yaklaşımla, bir anayasa kurumu olarak bakmak yeterli değildir. Meclise, milletin vazgeçemeyeceği egemenlik hakkının örgütlenmesi gözü ile bakılmalıdır. Meclisin önemi ve değeri de buradadır. Meclisin gücü, milli egemenlik hakkını millet adına kullanmasında ve O’nu millet adına temsil etmesinde toplanır. Hiçbir yazılı belge, hiçbir kuruma bu önemi ve gücü veremez, vermemelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin aynasıdır. Milletin bütün özlemleri, beklentileri orada şekillenir ve orada tarihi varlık alanına geçecek yasalar ve kararlara dönüşür. Siyasi partiler arasında güç ve rekabet mücadeleleri, tutum ve davranışları esas alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığı, niteliği, çalışmaları hakkında birtakım yargılara varılamaz. Doğal mücadeleler, çeşitli ard amaçlarla büyütülerek veya küçültülerek toplumla-Meclis arasına girilemez, girilmemelidir. Gerçekte, Meclis hakkında kendisinden ve sahibi Türk milletinden başka yargıda bulunacak ne bir makam ve ne de bir organ vardır. Yasaların, Anayasaya aykırılığı konu ve meselesini ve çözümlerini ortaya atarak Büyük Millet Meclisi’nin üstünde, O’nun iradesi üzerinde oluşacak düşünceler, vehimler, tasarımlar herşeyden önce milleti, milletin egemenlik hakkını inkar etmiş olurlar.

Bu yaklaşımlarla, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin millete karşı sorumluluğu, yükümlülüğü ve eski bir deyimle “vebali” dünyanın hiçbir meclisi, senatosu ve parlamentosu ile kıyaslanamayacak kadar ağırdır. Çünkü Meclis, Türk varlığının, hayatının, onurunun koruyucusu ve temsilcisidir.

Politikalar

Madde 54-      Partimiz “Milli Egemenliği” milletimizin sahibi olduğu kutsal bir hak olarak kabul eder.

Amaçları, ilkeleri, hedefleri doğrultusunda halkımızın ihtiyaçlarını karşılamak, özlem ve beklentilerini gerçekleştirmek için üreteceği ve uygulayacağı politikaların esas ve kaynağı milli egemenliktir.

Bu yaklaşımla:

a-         Partimiz, devletimizin sonsuza kadar yaşaması, memleketimizin kuvvetlenmesi,

milletimizin refah ve mutluluğu için, hayatımız, namusumuz, onurumuz, saygınlığımız için kesinlikle, en kıskanç ve en duyarlı duygularımızla ve bütün uyanıklığımızla ve tüm güçlerimizle milli egemenliğimizi koruyacak ve savunacaktır.

b-        Partimiz, üreteceği ve uygulayacağı politikalarla toplumumuzun, siyasi, sosyal, ikti-

sadi, kültürel, bilim ve teknoloji hayatında milletimizin kayıtsız ve şartsız egemenliğini gerçekleştirecek önlemler alacak ve yasal düzenlemeler yapacaktır.

c-         Partimiz, ülkemizin doğal kaynak ve zenginlikleri, nüfusu, milli pazarı, kurum ve ku-

ruluşları ve bunların işlerliği, yönlendirilmesi, yönetilmesi üzerinde milletimizin egemenliği dışında hiçbir güç veya güçler topluluğunun etkisine, etkinliğine, tekelleşmesine, yönlendirmesine müsaade etmeyecek, gereken önlemleri alacak ve yasal düzenlemeleri gerçekleştirecektir.

ç-         Cumhuriyetimizin ve niteliklerinin yapısı ve ruhu, varlığımızın ve hürriyetimizin esa-

sı ve gücü milletimizin kayıtsız, şartsız egemenliğine bağlıdır. Partimiz bu ruh ve esastan kaynaklanan demokratik siyasi hayata işlerlik kazandıracak her türlü aydınlatma, bilgilendirme, çalışma, hizmet ve faaliyetlerini aralıksız sürdürecektir.

TAM BAĞIMSIZLIK

Madde 55-      Tam Bağımsızlık, Türk milletinin sahibi olduğu egemenlik hakkını kendi özgür iradesi

ve kararı ile serbestçe kullanmasının temel şartı; hür, saygın ve onurlu bir millet olarak yaşamasının vazgeçilmez esasıdır.

Tam Bağımsızlık, hayat tarzımızın temel niteliğidir. Hürriyetimizin, haklarımızın, refah ve mutluluğumuzun, insanlık dünyasında onurlu ve saygın bir konuma sahip olmamızın tek şartı tam bağımsızlıktır.

Tam Bağımsızlık, toplum ve devlet hayatında siyasi, iktisadi, sosyal, mali, askeri, kültürel ve benzeri her alanda tam bağımsızlık ve tam serbesti demektir. Bu sayılanlardan herhangi birinde bağımsızlıktan yoksun olmak, herhangi bir hususta bağımsızlığın zedelenmesine, çözülmesine, etkilenmesine seyirci kalmak, duyarsız kalmak milletin gerçek anlamda bütün bağımsızlığından mahrum olması demektir.

Tam Bağımsızlık için temel ve ölmez ilke; bağımsızlığını ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun zedelemeye ve kayıtlamaya asla müsaade etmemek, bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün anlamıyla koruyabilmek ve bunun için gerekirse son ferdinin, son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı bir örnekle süslemektir.

Bağımsızlık ve hürriyetin gerçek anlamını, gerçek niteliğini, yüksek değerini vicdanlarında kavramış olan kişiler ve milletler açıklanan ilke uğrunda her terlü özveride bulunmaya hazır milletlerdir. Bunlar bütün zamanlarda insanlığın saygısına layık toplumlardır. Bu saygıyı, onuru ve kıvancı yaşarlar.

Politikalar

Madde 56-      Partimiz için “Tam Bağımsızlık” kutsal bir inançtır. Bu inanç, milletimizin yüzlerce yıl-

dır bağımsızlığı bir varoluş nedeni sayan vicdanından ve düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Milletimiz bağımsızlıktan uzak yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

Bu yaklaşımla:

a-         Partimizin üreteceği ve uygulayacağı politikalar, bağımsızlık kutsal inancına daya-

nacak ve tam bağımsızlık esasından ayrılmayacaktır.

b-        Bütün zamanlarda ve her türlü durum ve şart içinde partimizin uluslararası ilişkiler-

de üreteceği ve uygulayacağı politikalar tam bağımsız, tam eşitlik, milli çıkar ve milli güç esaslarına dayanır. Bu ilişkilerde hiçbir siyasi birlik ve yeni düzen arayışları, hiçbir iktisadi ve teknolojik gelişme eksikliği veya etkinsizliği milletimizin ve devletimizin tam bağımsız niteliğini zedeleyemeyecek, aykırı bir durum yaratmayacaktır.

c-         Partimiz, örgütlenme aşamasından başlayarak, iktidarda veya muhalefette,

bütün zamanlarda, durum ve şartta tek ve değişmez hedefi tam bağımsızlık olacak, bunun sağlanıp, özenle, dikkatle, tüm uyanıklıkla ve her türlü özveriyle korunup, geliştirilmesine çalışacaktır.

ç-         Milletimizin ve devletimizin tam bağımsızlığını ortadan kaldıran, zedeleyen,

zayıflatan bütün yasalar, andlaşmalar, anlaşmalar, sözleşmeler, ilişkiler, taahhütler ortadan kaldırılacak, her alanda, her konuda, her ilişkide tam bağımsızlık gerçekleştirilecektir.

d-        Tam bağımsızlık ve tam bağımsızlık kutsal inancı toplumda sürekli aydınlat-

ma ve bilgilendirme, çalışma, hizmet ve faaliyet konusu olacak ve fert-fert, kurum-kurum, kuruluş-kuruluş bu çalışmalardan sorumlu olacaktır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Madde 57-      Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti’ni temsil eder. Millet adına egemenlik hakkını

yalnız o kullanır. Millet egemenliğinin ve tam bağımsızlığın belirdiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti’nin kendisini idare etme şuurunun, siyasî hayata doğrudan katılma iradesinin ve toplumun iktisadî, sosyal, kültürel, bilim ve teknoloji hayatına egemenliğinin tek simgesidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıklanan özelliklerinin sürekli korunması, saygınlığının yurt içinde ve yurt dışında arttırılması bütün vatandaşların millî görevleri ve namus borçlarıdır. Partimiz, bu yaklaşımla; millî vicdanın, millî şuurun ve millî düşüncelerin, millî eğilimlerin oluştuğu ve sürekli kılındığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kutsal bir kurum olarak tanımlar ve kabul eder. Amacı, milli varlığın, vatan bütünlüğünün, milli birliğin, toplumun huzur, refah ve mutluluğunun korunması ve geliştirilmesi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gerçek konum ve durumuna yükseltilmesini varoluş nedenlerinden sayan partimiz, bu yaklaşımın gereklerini yerine getirmeyi vazgeçilemez bir görev olarak kabul ve ilan eder.

 

 

 

 

 

 

 

İKİNCİ KISIM
SİYASİ HAYATIN UNSURLARI

 

 

SİYASİ İKTİDAR

Madde 58-      Türkiye Cumhuriyeti Millet Egemenliği esasına bağlı olarak yönetilen, toplumun huzu-

ru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Anayasanın “Başlangıcı”nda belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Siyasi İktidar, kanunun belirttiği esaslar içerisinde, millet çoğunluğunu temsil eden siyasi partinin veya partilerin göreve başlamasıyla oluşur. Siyasi İktidar millete karşı taahhütlerini gerçekleştirme ve devlet işlerini yürütme sorumluluğunu, milletten aldığı yüksek güç ve yetkiye dayanarak yerine getirir ve yalnız millete karşı sorumlu olur.

Partimiz, Siyasi İktidarın milletten aldığı yüksek güç ve yetkinin kullanılması şartının ve hududunun; ancak millete karşı yapılan taahhütlerin onun vicdanından, şuurundan ve fikirlerinden kaynaklanmasına ve gerçekleştirilmesi doğrultusunda içten çabalara, siyaseti bir erdem mücadelesi ve millete hizmet yarışı kabul eden milli ahlâk anlayışına ve nihayet milletin sahibi olduğu kaynakların yalnız millet tarafından ve yalnız  milletin huzuru, refahı ve mutluluğu için kullanılmasında gösterilen özene, dikkate dayanan tutum ve davranışlara bağlı olduğuna inanır.

MUHALEFET

Madde 59-      Demokratik siyasi hayatın en belirgin özelliği, Siyasi İktidarın karşısında oluşacak siya-

si muhalefetin varlığıdır. Kanunen belirtilmiş esaslar içerisinde millet çoğunluğunun oyunu kazanamayan Siyasi Partiler tek, tek ve/veya topluca milletin muhalefet güç ve yetkisini temsil ederler.

Partimiz, muhalefetin iktidarın sahip bulunduğu güvencelerle donatılmış biçimde sürekliliğini esas kabul eder. Muhalefetin milletten aldıkları güç ve yetkiyi Siyasi İktidarın sorumluluklarını ve yükümlülüklerini yerine getirip, getirmediği doğrultusunda kullanmaları gerektiğine inanır.

SİYASİ PARTİLER

Madde 60-      Siyasi Partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.

Partimiz, ülkemizde insan hak ve hürriyetlerinin hiçbirine öncelik, ayrıcalık ve ağırlık tanımadan, tam ve bütün gerekleriyle, güven içinde uygulandığı bir siyasi hayatın ve düzenin kurulmasını öncelikli tercihleri arasında saymaktadır. Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes, siyasi hak ve hürriyetlerinin ve bunların gereği olan örgütlenme haklarını kullanmasında serbesttir. Bu yaklaşımla Parti, her düşünce, her inanç ve her tutum ve davranış sahiplerinin de açıklanan hak ve hürriyetlerini Cumhuriyetin Anayasası’nın örgördüğü esasları kullanmalarının serbest olmasını kabul eder.

 

BASKI GRUPLARI

Madde 61-      Demokratik bir düzende Baskı Grupları, vatandaşların hak ve hürriyetlerini kullanmala-

rının güvencesi ve geliştirici unsurlarıdır.

Partimiz, milletimizin vicdanının, şuurunun ve fikirlerinin oluşturduğu siyasi ortamı daha etkin ve belirgin kılacağına inandığı Baskı Grupları’nın Siyasi Hayatın temel unsurları şeklinde Anayasal haklarla donatılmalarını kabul eder. Sivil Toplum Örgütleri’nin de bu güvenceye kavuşturulup, hukuk düzenimizde yer almalarını esas alır.

 

 

ÜÇÜNCÜ KISIM
HAKLAR VE HÜRRİYETLER

KİŞİ HAK VE HÜRRİYETLERİ

Madde 62-      Kişi hak ve hürriyetleri kutsaldır.

Kişi hak ve hürriyetleri hayat tarzımızın temel özelliğidir ve gelişmesi için en önemli potansiyel gücüdür.

Türk vatandaşlarının doğuştan sahibi bulundukları hak ve hürriyetlerini tam, eşit ve kesintisiz olarak, güvenlik için de kullanmaları Partimizin bağlı olduğu ilkelerin başında yer alır. Öncelikle partimizin genel görüşü şudur:

Türkler, demokratik, hür ve sorumlu vatandaşlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları ve sahipleri bizzat kendileridir.

Türk, kişi hürriyetinden ve çıkarlarından Anayasa’da tayin olunduğu kadarını Cumhuriyete bırakmıştır. Cumhuriyet, kişinin, ona bıraktığı bu kısım hürriyeti, kişinin ve Türk Milleti’nin içerde hürriyetini, egemenliğini, refahını ve mutluluğunu sağlamak ve dışarıya karşı bağımsızlığını güvence altına almak için kullanır.

Partimizin, bu yaklaşımla kişi hak ve hürriyetleri konusundaki ilkeleri:

1-        Kişi hak ve hürriyetleri kutsaldır ve dokunulmazdır. Bu kutsallık ve dokunulmazlık

nitelikleri, Anayasa ve yasa kurallarından, evrensel bildirgelerden, ulusal ve uluslararası sözleşme ve andlaşmalardan önce kişinin vicdanında ve şuurunda yer bulmalıdır. Açıklanan nitelikleriyle kişi hak ve hürriyetlerinin toplumda, ulusal ve uluslararası ilişkilerde uygulamaya yansıması herşeyden önce bir eğitim, toplumsal gelişme ve dayanışma, bilgi ve teknoloji üretme sorunudur.

2-        Kişi hak ve hürriyetleri hayat tarzımızın temel özelliği ve aynı zamanda her alanda

gelişmesinin en etkin güç kaynağıdır.

3-        Türk vatandaşlarının doğuştan sahip oldukları hak ve hürriyetlerini tam, eşit, kesin-

tisiz olarak güvenlik içinde kullanmaları esastır. Siyasî güç ve iktidarın varoluş nedeni ve meşruluğu bu güvenliği yurtiçinde ve yurtdışında vatandaşına sağlamaktır. Aksi halde meşruluğunu yitirir.

4-        Bir millette bağımsızlığın, onurun, saygınlığın varlığı ve devamı, o milletin hür, onur-

lu, saygın ve hakları bakımından eşit vatandaşlara sahip olmasıyla mümkündür. Vatandaşların sahip oldukları hak ve hürriyetleri, iktisadî ve sosyal dayanışma içinde, bilgi ve teknoloji üreterek ve ürettikleri bilgi ve teknolojide egemenliklerini sağlıyarak, bağlı oldukları toplumun bağımsızlığı, saygınlığı, onuru, refahı ve mutluluğu amacıyla kullanmaları gerekir. Bu durumda vatandaşlık sıfatı, çağdaş milliyetçilik nitelikleriyle özdeşleşir.

5-        Korku, güvensizlik, iktisadî güçsüzlük, yoksulluk, işsizlik, sosyal dayanışma nok-

sanlığı, bilgisizlik, sağlıksız yaşam ve kirletilmiş çevre koşulları, her türlü psikolojik etkiye açık bırakılmış, terkedilmiş şuur, kişi hak ve hürriyetlerini değersiz kılan, tehdit eden en büyük tehlikelerdir. Günlük hayatlarında sefaletle pençeleşen, sağlıksız, bilgiden yoksun, kirletilmiş çevre koşulları içinde yaşamaya terk edilmiş olan, her türlü sosyal dayanışma ve güvenlikten uzak bırakılmış, geleceğinden ümitsiz, korku içinde kıvranan vatandaşlar için kişi hak ve hürriyetleri yazılı metinlerde kalmaya ve siyasî çıkar sahiplerince kullanılmaya mahkûmdur. Bu durumda o toplumda her türlü baskı egemendir, güvensizlik yaygındır. Devletin bütün kurum ve kuruluşlarının ortaklaşa, öncelikli, görevleri bu olumsuz ortamı ve vatandaşların hak ve hürriyetlerini tehdit eden tehlikeleri ortadan kaldırmaktır.

HAK VE HÜRRİYETLERİN HUDUDU

Madde 63-      Hiçbir hak ve hürriyet, başka bir hak ve hürriyeti zayıflatma, yıpratma, küçük düşürme,

etkisiz kılma veya yok etme serbestisine sahip değildir. Hiçbir hak ve hürriyet, diğer hak ve hürriyetler karşısında önceliğe, ağırlığa veya farklı kullanma ayrıcalığına sahip olamaz.

Çağdaş bir devlette kişi hak ve hürriyetleri millî güvenlik, kamu düzeni ve başkalarının hak ve hürriyetleri bakımından zorunlu bulunan durumlarda ve ancak kanunla sınırlandırılabilir. Yasaklar konulabilir.

Çağdaş demokrasilerde, kişisel hürriyetler, özel bir değer ve önem kazanmıştır; artık, kişisel hürriyetlere devletin ve hiçbir kimsenin müdahalesi söz konusu değildir. Ancak, bu kadar yüksek ve değerli olan kişisel hürriyetin, çağdaş ve demokrat bir millette, neyi ifade ettiği hürriyet kelimesinin, mutlak şekilde düşünülebilen manasıyla anlaşılamaz. Söz konusu olan hürriyet, sosyal ve çağdaş insan hürriyetidir. Bu sebeple kişisel hürriyeti düşünürken, her kişinin ve nihayet bütün milletin ortak çıkarlarını ve devlet varlığını gözönünde bulundurmak gerekir. Anlaşılıyor ki; kişisel hürriyet mutlak olamaz. Bir başkasının hak ve hürriyeti ve milletin ortak çıkarı, kişisel hürriyeti sınırlar. Kişisel hürriyeti sınırlamak bir bakıma devletin esası ve görevidir. Çünkü devlet kişisel hürriyeti sağlayan bir teşkilât olmakla beraber, aynı zamanda, bütün özel faaliyetleri genel ve millî amaçlar için birleştirmekle yükümlüdür.

TOPLUMUN HAKLARI

Madde 64-      Her türlü gelişmenin, huzurun ve güvenin kaynağı toplumdur.

Toplumun varlığını ve her türlü tehdit ve risklere karşı koruma, geliştirme ve devam ettirme hakkı vardır.

Kişi hak ve hürriyetlerinin ancak güvenli ve adil bir toplumsal düzende gerçekleştirilebileceğini kabul eden Partimiz, güvenlik, sağlık, eğitim ve öğretim, adalet, çalışma düzeni, sosyal güvenlik, çevre ve benzeri hizmet ve faaliyetleri toplumun hakları çerçevesinde değerlendiren bir yaklaşımla ele alır. Bu doğrultuda üreteceği politikalarla iktisadi ve sosyal ve kültürel kalkınmayı gerçekleştirir.

HALK OYLAMALARI - REFERANDUM HAKKI

Madde 65-      Partimiz, Halk Oylamalarını-Referandum Hakkını vatandaşlarımızın siyasi ve kamu

hayatına katılma hak ve hürriyetlerinin bir parçası olarak nitelendirir ve kamu yükümlülüklerini yerine getirme görevlerinin bir unsuru kabul eder.

Partimiz, aşağıdaki konuların Halk Oylaması sonucunda yürürlüğe girmesini ilke olarak benimser ve ilan eder.

Bunlar:

a-         Anayasa değişiklikleri.

b-        Hükûmetin uluslararası bir topluluğa, birliğe girme veya çıkma kararları.

c-         Merkezi veya yerel yönetimlerin istisnasız bütün vatandaşları ilgilendiren vergi ve

diğer mali yükümlülük kararları.

ç-         Milletin sahibi olduğu doğal kaynak ve zenginlikler üzerinde milletin dışında yurt

içinde veya yurt dışında kişi, kurum ve kuruluşlara verilebilecek süreli işletme kararları.

 

 

 

DÖRDÜNCÜ KISIM
YÜRÜTME ORGANI VE KAMU YÖNETİMİ

 

YÜRÜTME ORGANI

Madde 66-      Yürütme Organı Bakanlar Kurulu’dur.

YÜRÜTME GÖREVİNİN KAYNAĞI

Madde 67-      Yürütme Görevinin Kaynağı, milletimizin vicdanı, şuuru ve fikirleridir. Partimiz, Yürütme

Organı’nın bu kaynakdan doğan ihtiyaçları, amaçları, çıkarları sağlamak; özlem ve beklentilerini gerçekleştirmekle yükümlü olduğuna inanır. Milletten toplanan ve milli kaynaklardan sağlanan mali kaynakların halkımızın güvenliğine, refahına, mutluluğuna verimli ve etkin biçimde tahsisine özen gösterir, önem verir. Bu yaklaşımla Partimiz, Yürütme Organı’nın yetki ve sorumluluklarının istikrarlı, dengeli, verimli ve bütün yurt sathına yayılacak biçimde faaliyetlere dönüşmesi önlemlerini alır.

YÜRÜTME GÖREVİ

Madde 68-      Yürütme Organı’nın görevlerini Bakanlar Kurulu Programı belirler. Demokratik düzeni

kurma ve geliştirme mücadelemizin deneyimlerini dikkate alan Partimiz, hangi görüş ve fikirleri savunursa savunsun, Bakanlar Kurulu Programlarının milletin ortak ve genel arzu ve eğilimlerini, gerçekçi ve ciddi fikirlerini dikkate alınmasını millete hizmetin esası sayar. Bu yaklaşımla siyasi hayatımıza yararı olacağına inandığı aydınlatma ve bilgilendirme görevini üstlenir, yeni tartışma ortamları hazırlar.

KAMU YÖNETİMİ

Madde 69-      Kamu Yönetimi’nin esası, halka ve topluma hizmetin bir kamu hizmeti sayılarak örgüt-

lenmesi ve işler durumda devam ettirilmesi zorunluluğuna dayanır. Partimiz açıklanan zorunluluğun gereklerinin yerine getirilebilmesinin, herşeyden önce halkın kamu yönetiminin kudretine olduğu kadar şefkatine ve dürüstlüğüne de inanması gerektiğini kabul eder. Bunun için, kamu yönetiminin her alanında, her konusunda, her işlevinde, her düzeyinde doğruluğu, ciddiyeti, halka güven ve sevgiyi, basitliği, kolaylığı, ucuzluğu, açıklığı ve gerektiğinde hesap verme ahlâkını kısaca Türk kamu yönetiminin erdemliğini ve çağdaşlığını olumsuz yönden etkileyen bütün engelleri kaldırmaya idareyi yeniden düzenlemeye ve yeni bir bürokrasi misyonu oluşturmaya kararlıdır.

KAMU YÖNETİCİLERİ - MEMURLAR

Madde 70-      Partimiz, idareyi siyasi baskılardan, talep ve isteklerden arındırmaya, doğrudan halkı-

mızın hizmetine yönlendirmeye ve çağdaş bir yapıya kavuşturmaya kararlıdır. Gereken maddi ve manevi güvenlik ve istikrar ortamının sağlanması durumunda, kamu hizmetlerini yerine getirmekle yükümlü yöneticilerin, memurların ve diğer görevlilerin toplumumuzun gerçek eğilimlerini ve çıkarlarını, kişilerin, grupların, siyasi partilerin çıkarlarından daha üstün tutacağına inanan partimiz, idarenin yeniden yapılanmasını ve yeni bir kamu düzeni kurulmasını öngörmektedir.

Partimiz, bu çalışmalara paralel olarak, hizmet tanımları yapılmış, görevliler arası sistemi doğru, adil ve etkin hale getirilmiş yeni bir Personel Rejimini ve kamu personelinin ekonomik, sosyal haklarını tam, doğru ve kesintisiz biçimde dikkate alan çağdaş bir düzeni gerçekleştirecektir.

Kamu yöneticilerinin, memurların ve diğer kamu hizmeti görevlilerinin mali yükümlülüklerinden muaf tutulmasını sağlayacak sistemlerin araştırılmasını ve uygulanabilir olanların derhal yerine getirilmesini araştıracak, iktisadi ve çalışma hayatımızı, sosyal güvenlik düzenimizi sıkıntıya sokmayan önlemleri alacaktır. Bu araştırmaların amacı, Net Maaş-Net Ücret modelinin geliştirilmesidir.

Partimiz, memurlarımıza çeşitli konut kredisi, öğretim ve eğitim yardımı, nişan, düğün, doğum ve benzeri mutlu günlerin gerektirdiği harcamaları, çeşitli mal alım kredilerini, sigortacılığı özendirecek bir etkinliğe kavuşmasını gerçekleştirecektir. Memurlarımızın katkı ve katılımları ile oluşacak kurumlar, memurlarımız tarafından yönlendirilecek ve yönetilecektir.

YEREL YÖNETİMLER

Madde 71-      Yerel Yönetimler, halkımızın gerçek eğilimleri ve çıkarları doğrultusunda ortak yerel ih-

tiyaçları karşılayan ve vatandaşlarımızın yaşadıkları yerlerde yönetime katılma hak ve hürriyetlerini kullanmaları sonucu meydana gelen demokratik kamu hizmet birimleri ve kuruluşlarıdır. Tüzel kişiliğe sahiptirler. Partimiz bu anlayışla köylerimizi, ilçelerimizi, illerimizi kapsamına alan yerel yönetimleri halkımızın güvenlik, sağlık, eğitim, yerleşme, konut, çevre, şehirleşme gibi ihtiyaçlarını doğrudan ve en etkin şekilde karşılamaları için gereken düzenlemeleri yapacak, bunları sağlıklı ve işler bir yapıya kavuşturacaktır. Bucak Teşkilâtları yeniden kurulacak, dağınık köy ve kırsal kesim yerleşim birimleri Bucak Teşkilâtları çatısı altında yeniden düzenlenerek, köylerimizin iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma çabalarına katılmalarını, kaynak tasarrufunu, verim ve etkinliği sağlayacaktır. Bütün belediyelerimiz mali imkanlara kavuşturulacak, kendi potansiyel kuvvetlerini, kendileri güç haline getireceklerdir. İlçe Özel İdareleri kurulacaktır. Yerel yönetimlerin hizmetlerini yerine getirirken karşılaştıkları bütün idari, yasal engeller kaldırılacaktır. Belediyeler ve genel olarak yerel yönetimler bütün güç ve imkanlarını halkımızın ihtiyacı olan kamu hizmetlerine yoğunlaştıracaklar, otel ve benzeri işletmecilik faaliyetlerinden uzak kalacaklardır. Vatandaşlarımızın idare ile veya idari tasarruflar sonucu kendi aralarında meydana gelen anlaşmazlıkların hakem yoluyla çözümünü esas alan bir sistem geliştirilecek ve seçilmiş kurulların köyde muhtarın ve ihtiyar heyetinin hakemlik işlevlerini yüklenmeleri, evlenme ve nüfus gibi kişi hak ve hürriyetlerini ilgilendiren konularda yetkili kılınmaları sağlanacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEŞİNCİ KISIM

GÜVENLİK ORTAMI

 

 

GÜVENLİK ORTAMI

Madde 72-      Partimizin Güvenlik Ortamı anlayışı ve yaklaşımı aşağıda açıklanan konuları, esasla-

rı ve unsurları kapsar. Bu konular, esaslar ve unsurlar çağdaş gereksinmeler, dünya ve çevre koşulları, bilim ve teknolojideki ilerlemelerin verdiği imkan ve fırsatlar doğrultusunda sürekli geliştirilir.

a-         Türk milletinin tarihi ve kültürel mirasını ve değerlerini, Türklüğün bütün özelliklerini

ve niteliklerini bünyesinde barındıran atalar yurdu vatanımızın bütünlüğünün korunması, savunulması, güvenlik altına alınması ve güvenliğinin sürekli olarak geliştirilmesi.

b-        Türkiye’nin Anasayal düzenini işler durumda tutacak, Cumhuriyetimizin niteliklerini

ve Türk İnkılâbının kazanımlarını koruyup, geliştirecek insan hak ve özgürlüklerinin tam ve bütün gerekleriyle güvenlik içinde uygulandığı siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel, bilim ve teknoloji alanlarında gerekli önlemlerin alınması ve bunların çağdaşlaşma doğrultusunda gelişmelerini sağlayacak imkanların hazırlanması.

c-         İnsanımızın maddi ve manevi hayatının, değerlerinin, ilişkilerinin ve etkileşimlerinin

her türlü olumsuzluklardan, tehdit, tehlike ve engellerden korunup, güvenliğe alınması, bu güvenlik önlemlerinin, örgütlerinin, uygulamalarının kendilerini yenileyebilir bir şekilde çağdaş bir düzeye ulaştırılması.

ç-         Türk milletinin davası, özülküsü, çıkarları, hedefleri, bu programda yer alan ilkeleri

ve politikaları gibi önemli konuların özelliklerinin ve esaslarının doğru yaklaşımlarla korunup geliştirilmesi, bunlara yönelik her türlü tehdit, tehlike ve engellerin ortadan kaldırılması.

d-        Milli varlığımızın, vatanımızın ve Cumhuriyetimizin koruyucu ve kollayıcı gücü olan,

milletimizin bağrından çıkan ve onun ümitlerinin kaynağı ve güvencesi konumunda bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülkemizin savunulmasında, güvenliğinin, kalkınmasının, huzurunun, gelişmesinin ve milli hedeflerine ulaşmasının gerçekleşmesinde, bölgemizde ve dünyada barışın sağlanmasında görevlerini tam ve etkin olarak yerine getirebilecek her türlü kaynak, yetenek ve imkanlara sahip kılınması, bilgi ve teknolojilerle donatılması Milli Savunma hizmetlerinin güçlendirilerek etkinliğinin artırılması.

e-         Merkezi yönetim çerçevesinde devletimizin varlığının, bağımsızlığının, onur ve say-

gınlığının, vatanımızın bütünlüğünün ve bölünmezliğinin, Yüce Milletimizin egemenliğinin, hürriyetlerinin, birlik ve beraberliğinin, toplumumuzun ve kişilerin huzur, refah ve güvenliğinin korunup, geliştirilmesi.

f-         Jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik konum ve özelliklerimizin, tarihi ve kültürel

bağlarımızın gerekleri doğrultusunda çevresel güvenlik hatları üzerinde etkinliklerinin artırılıp, geliştirilmesi, dış manevra alanlarında ilgi, ilişki ve etkilerin artırılması, bu konularda çağdaş ölçülerin, mekan ve zaman unsurlarının dikkate alınması.

g-         Milli birlik, dirlik, bütünlük ve güvenlik gereklerinin, milli ahlâk değerlerinin, milleti-

mizin sahibi olduğu tarihi, doğal ve kültürel zenginlik ve geleneklerin korunup, gözetilmesi, tarih, milli bağ ve birliktelik şuurunun kararlılıkla güçlendirilip, geliştirilmesi, Türk Milletine, Türk Toplumuna aidiyet duygusunun ve ruhunun inançla, bilgiyle, dayanışma ve özveriyle milli bir güç durumuna getirilmesi, bireyler ve toplum üzerinde her türlü psikolojik kirlenmelerin önlenmesi.

ğ-         Milli gücümüzün coğrafi, demografik, siyasi, iktisadi, sosyal, psiko/sosyal, kültürel,

askeri, bilim ve teknoloji unsurlarının bir bütün halinde, dengeli bir şekilde geliştirilip, işler durumda bulundurulup, yönlendirilmesi. Bunların etkin biçimde yönetilmesi sonucunda yoksulluğun, çaresizliğin, işsizliğin önüne geçilmesi.

Hedefler

Madde 73-      Partimizin Güvenlik Ortamı konusundaki hedefleri aşağıdadır:

a-         Millet egemenliğini, milletin hak ve hukukunu, birlik ve dirliğini, özlem ve beklenti-

lerini ve mutluluğunu güvence altına almak.

b-        Milletin hak ve hukukunu, davalarını ve sorunlarını, her türlü kişisel çıkar ve tutku-

ların üzerinde tutmak.

c-         Milletin, tüm güvenlik hizmetlerinden (mal ve can dahil), adil ve dengeli bir şekilde

yararlanmasını esas almak.

Politikalar

Madde 74-      Partimizin, Güvenlik Hedeflerine ulaşması için izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Partimiz vatandaşlarımızın özgüvenlerini güçlendirecek, ailede, iş ve çalışma haya-

tında, sosyal ilişkilerinde cesaret ve özveri sahibi olmalarını sağlayacak güvenli ortamı oluşturacaktır.

b-        Partimiz vatandaşların, yaşamlarının her döneminde ve bulundukları her konumda,

huzur ve güven içerisinde yaşamlarını sürdürebilecekleri ortamı sağlayacaktır.

c-         Partimiz ülkemizde, göç ve dolayısıyla çarpık kentleşmeye yol açan, her türlü gü-

vensiz ortam ve koşulları ortadan kaldıracaktır.

d-        Partimiz ülkemizde, insan hak ve hürriyetlerinin uygulanmasında hiçbir ferde önce-

lik, ayrıcalık ve ağırlık tanımadan, tam ve bütün gerekleriyle güvenlik ve huzur içerisinde uygulandığı yeni bir hukuk düzeni kuracak ve bu düzeni geliştirecektir.

MİLLİ STRATEJİ

Madde 75-      Milli Strateji, milli menfaatler elde etmek ve milli hedeflere ulaşmak için barışta ve sa-

vaşta, milletin bütün güçlerini bir araya getirmektir. Milli strateji kapsamına, en üst düzeyde uluslararası ve ulusal konulara, sorunlara değinen, çözümler geliştiren Siyaset Stratejisi (Siyasi Strateji) iç ve dış Ekonomik Strateji, Milli Askeri Strateji, Bilim ve Teknoloji Stratejileri, Sosyol-Kültürel, Sosyol-Psikolojik Harekât Stratejileri ve diğerleri girer. Bunların her biri Milli Güvenliği doğrudan ve dolaylı olarak, anında veya gecikmeli şekilde etkiler. Tümü Milli Güvenlik Stratejisini oluşturur. Bu yaklaşımla Milli Strateji ile  Milli Güvenlik Stratejisi eş anlamlı ve özdeştir.

Milli Stratejinin “Milli Siyasetin” üst düzeydeki uygulama ilke ve yöntemlerini belirleyen düşünceler, tutumlar, davranışlar ve eylemler bütünüdür.” şeklindeki tanımlanması konunun niteliklerini açıklıyan bir özelliktedir. Gerçekte Milli Siyaset, milli hedeflere erişmek, erişilen hedefleri korumak ve devam ettirmek, günün şartlarına ve isteklerine uygun biçimde geliştirmek amacıyla girişilen düşünceler davranışlar ve eylemlerdir. Bu nedenle Milli Strateji gerçek anlamda Milli Siyasetin uygulama alanına konulmasının ilke ve esaslarının belirtilmesidir. Bu aşama devletin milli güvenlik ve milli siyaseti uygulamakla ilgili üst düzey organları tarafından gerçekleştirilir. Ülkemizde bu organ Milli Güvenlik Kurulu’dur. Milli Stratejinin hükûmet tarafından güncel ve görünebilen bir geleceğe yönelen uygulama ilke ve esaslarına “Topyekûn Strateji” denilir. Milli güç unsurlarının bilgi ve teknolojiyle donatılıp, geliştirilmesi ve milli siyasetin gereklerine göre hazırlanması bu aşamada sağlanır. Topyekûn Stratejinin (zaman-mekân-imkân) üçlemi içinde genel uygulama yöntemlerini, ara hedeflerini, bunların önceliklerini, güç oluşturma ve kullanma seçeneklerini tespit eden askeri, siyasi, iktisadi, eğitim ve diğer stratejileri de kapsamına alan Genelkurmay, Bakanlıklar veya ortak fonksiyonlar şeklinde biraraya gelmiş Bakanlıklararası düzeyde olan stratejiye de “Genel Strateji” denilir.

Milli Stratejinin en önemli aşaması ise, “Harekât Stratejileri” şeklinde oluşur. Kuvvet komutanlıkları, Bakanlıklar ve onların üst kademeleriyle, Genel Stratejide ayrıca belirtilmiş organlar, kuruluşlar tarafından (örnek, Olağanüstü Hal uygulamalarında) “Topyekûn Strateji ve Genel Strateji”ler doğrultusunda ve özellikle güç oluşturma ve güç kullanma hususlarındaki eylem ve faaliyetlerine “Harekât Stratejisi” denilir. Özetlenirse; Milli strateji, topyekûn stratejinin, genel stratejinin ve harekât stratejilerinin bir uyum, bütünlük ve öngörü içerisinde birlikte tutum, davranış ve eylemlere geçirilmesi sürecidir. Milli Strateji, milletin yurtiçinde ve yurtdışında, ulusal ve ulurlararası düzeyde, davası ve ülküleri doğrultusunda milli çıkarlarını sağlamak, milli hedeflerine ulaşmak ve ulaşılan hedefleri korumak, devam ettirmek, milli istek ve ihtiyaçlara ve güncel zorunluluklara göre geliştirmek için barışta ve savaşta milli güç unsurlarını bilgi ve teknolojiyle donatarak, biraraya toplamak ve harekete geçirmek ilke ve yöntemlerini belirten düşünceler ve bu düşünceleri eyleme dönüştüren tutum ve davranışlar bütünüdür.

MİLLİ STRATEJİNİN ÖZELLİKLERİ

Madde 76-      Milli Stratejinin Özellikleri :

a-         Milli Strateji, barışta ve savaşta milli siyasetin ulusal ve uluslararası düzeyde, uy-

gulanması ilke ve esaslarını belirler, çeşitli seçenekler arasında önceliklerini tespit eder, öngörüye özen gösterir.

b-        Milli Strateji, milli güç unsurlarına dayanır. (Coğrafi, Demografik, Siyasi, Askeri,

Ekonomik, Psiko-Sosyal ve Kültürel, Bilim ve Teknoloji) unsurlarından oluşan milli gücün etkin ve verimli bir şekilde yönlendirilmesinin ve kullanılmasının ilkelerini ve esaslarını belirtmek, her olay ve sorun karşısında somut, gerçekçi kabul edilebilir, öneriler ortaya koymak, öncelikleri açıklamak milli stratejinin görevidir.

c-         Milli Strateji, ülkenin ve toplumun jeopolitik, jeoekonomik, jeokültürel ve jeostrate-

jik özelliklerini, güç ve zafiyetlerini doğrudan, başkalarının görüş ve değerlendirmelerine, yargı ve sonuçlarına öncelik tanımadan, değerlendirme (zaman-mekân-imkân) şartlarını dikkate alma ve bu aşamalardan sonra gücün oluşturulup, kullanma ilke ve esaslarını belirtme niteliği taşır.

ç-         Milli Strateji, bütün aşama ve faaliyetlerinde, araştırma ve incelemelerinde, müs

pet bilime, bilgi ve teknolojiye, bilgi ve teknoloji üretimine ağırlık verir. Gerçekte Milli Strateji, milli bilgi ve teknoloji üretme ve üretilen bilgi ve teknoloji üzerinde egemen olma sanatıdır.

Politikalar

Madde 77-      Partimizin, Milli Strateji ve Milli Güvenlik Stratejileri’ndeki politikaların esasları şun-

lardır:

a-         Partimiz, üreteceği ve uygulayacağı politikalarda “Milli Strateji”nin özelliklerini dik-

kate alacak ve yetkili kurum ve kuruluşları, görevlileri bu yönde çalışma, hizmet ve faaliyette bulunmaya özendirip, destekleyecektir.

b-        Partimizin yetkili organlarında oluşturacağı Milli Güvenlik Stratejileri’nde halkımı-

zın katılım ve desteğine önem verecek ve bu amaçla her türlü bilgilendirme ve aydınlatma faaliyetlerinde bulunacaktır.

c-         Partimizin Milli Strateji ve Milli Güvenlik Stratejileri’nin tespitinde, önerilmesinde,

yönlendirilmesinde ve yönetiminde görev alacak kişi ve kuruluşlarda bulunması gereken asgari temel özelliklere önem verecektir. Bunlar :

1)         Özgüven sahibi olmak.

2)         Her şart ve durumda milli güce, milletin yüksek karakterine, eşsiz niteliklerine,

yeteneğine güvenmek.

3)         Müspet bilime, bilgi ve teknoloji üretimine özen gösterecek bilgi, yetenek, dene-

yim sahibi olmak ve milli ahlâk ve erdemi özümsemiş bulunup, bunu temsil edecek durumda bulunmak.

4)         Gerçekçi, somut, kabul edilebilir ve uygulanabilir tespitler yapma, önerilerde bu-

lunma niteliğine sahip olmak.

 

 

 

 

 

 

ALTINCI KISIM
ULUSLARARASI İLİŞKİLER - DIŞ POLİTİKA

 

ULUSLARARASI İLİŞKİLER - DIŞ POLİTİKA

İlkeler

Madde 78-      Uluslararası ilişkiler bir güç ve rekabet mücadelesidir. Bu mücadelede ulusları (millet-

leri) devletleri temsil ederler. Devletlerarası ilişkilerin türü ve niteliği ne olursa olsun uluslararası mücadeleyi kapsar. Bu mücadelenin en önemli araçları Diplomasi (Dış Politika) - Ticaret - İktisadi İlişkiler - Kültürel İlişkiler - Örtülü ve Gizli Faaliyetler - Psikolojik Harekât (Kamu Diplomasisi) ve Savaş’tır.

Partimizin Uluslararası İlişkiler de temsil ilkesi cumhuriyetimizin varoluş nedeni olan Türk Milletinin varlığının korunup, geliştirilmesi, davasının, özülküsünün, çıkar ve hedeflerinin gerçekleştirilmesi, sonsuza kadar devamının sağlanmasıdır.

Partimiz açıklanan ilke doğrultusunda barışı, güvenliği esas alan bir Dış Politika’yı esas almaktadır. Tam bağımsız, özgür, egemen, saygın ve onurlu bir Türkiye’nin, çevresinde, bölgesinde, dünyada güçlü bir barış ve güvenlik unsuru olması, dostluğu, adaleti, insan hak ve özgürlüklerine bağlılığı, içeride tam bir istikrara, huzura ve refaha kavuşması, onu bütün güçler, birlikler ve devletler için vazgeçilmez bir konum ve duruma getirecektir. Türkiye’nin açıklanan durumu tüm insanlığın çıkarınadır. Tüm dünyanın güvencesidir.

Uluslararası ortamda, belirlenen kurallar içerisinde, etkin bir diplomasi Partimizin, Dış Politika hedeflerinin başında gelir. Milletimizi ağır yükümlülüklere sokmayan, geleceğini herhangi bir risk ve tehdit altına almayan, gelişmesini engellemeyen, milli güç unsurlarını tehdit etmeyen her türlü ilişkilerin, sağlıklı, güvenli, istikrarlı işbirliğinin esası sayılmalıdır. Partimiz, bu yaklaşımla çok yönlü, çok alanlı, hemen hemen bütün devletler ile en iyi dostluk, iktisadi ve ticari ilişkilerin yapılmasını öngörür. Dış politikasını bu esaslara göre düzenler ve uygular.

Hedefler ve Politikalar

Madde 79-      Partimizin Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika ile ilgili hedefleri ve politikaları şunlardır:

a-         Halkımıza, AB ne girmenin imkansız olduğu, bunun, AB nin Türkiye’yi kendine tek

taraflı bağlamak için yürüttüğü bilinçli bir tuzak olduğu anlatılacaktır. AB üyelik talebi iptal edilecektir. Çünkü :

1)         AB nin Türkiye’yi üye olarak alması, nüfusa oranlı yönetim erki vermeye göre ya-

pılandırılmış AB yönetim mekanizmalarında Türkiye’nin söz sahibi olması demektir. AB, mevcut durumu itibarıyla kendini bile yönetemeyen bir ülkeye AB ni yönettirmez.

2)         Türkiye’yi üye olarak alması durumunda, milyarlarca Euro’luk karşılıksız yardım

yapmak zorundadır. Temel amacın ekonomik olduğu bir ortamda AB Türkiye’ye bu hibeyi yapmaz. Kaldı ki Gümrük Birliği Anlaşması’na göre yapmak zorunda olduklarını bile yapmamıştır.

3)         Gümrük Birliği, bir ülkenin AB ne girmesinden sonra, AB ye vermek zorunda ol-

duğu bir ödündür. Pazarlarını rekabet edemeyeceği ülkelerin şirketlerine açmak demektir. AB bu ödünü zaten almıştır. Dolayısıyla Türkiye’yi içine almasını gerektirecek durum ortadan kalkmıştır. Ödülü zaten almıştır, bunun için ödün vermesine gerek kalmamıştır.

4)         AB nin, Türkiye’nin eğitimsiz ve işsiz nüfusuna, serbest dolaşım hakkı vermesi

mümkün değildir.

5)         AB nin, bin yıldır mücadele ettiği ve yetiştirdiği her çocuğuna nefretini aşıladığı

Türk Milletini toplumsal ve kültürel olarak hazmetmesi mümkün değildir. Kaldı ki Avrupalılığın doğmasına sebep olan en önemli tarihsel etken Türk karşıtlığıdır. Böyle bir durumda AB nin Türkiye’yi içine alması toplumsal bir travma yaratacaktır.

6)         İçinde Kıbrıs ve Yunanistan’ın da bulunduğu irili ufaklı onlarca ülkenin, binlerce

maddelik tarama sürecini Türkiye ile müzakere edip, bir de referandum şartı ekleyerek AB ye kabul etmesi matematik olarak mümkün değildir.

7)         AB, Türkiye’yi kabul edecek olsa idi, zaten Kıbrıs, oniki mil, kıta sahanlığı gibi ge-

rilimleri ortaya çıkartmazdı. Çünkü, Türkiye AB ye üye olduktan sonra, bu toprakların hepsi zaten AB nin içinde kalacaktır.

8)         AB, ezelden beri güvenlik çemberi politikasını güderken, Türkiye’yi içine alarak

Suriye, İran ve Irak ile sınır komşusu olmayı asla tercih etmeyecektir.

b-        Türkiye’de AB den yana olan kesimler şunlardır : Ermeni soykırımını savunanlar.

Kürt bölücülüğünü savunanlar, Kıbrıs’ın verilmesini sakıncalı bulmayanlar, Ekümenik Patrikhane’yi savunanlar, %65 i yabancıların elinde bulunan borsanın ve piyasanın aktörleri. Bunların hiçbiri Türkiye’nin çıkarlarını koruyan kesimler değildir, aksi geçerlidir. Türkiye’de ilk defa, Türkiye’nin çıkarını savunmayanlarla aynı cephede bulunan bir devlet yönetimi vardır. Bu çelişki ortadan kaldırılacaktır.

c-         Aynı şekilde ABD nin Türkiye ile ilgili gerçek hedefleri, Büyük Ortadoğu Proiesi. Ilım-

lı İslâm Projesi. Stratejik Ortak Kavramı’nın arkasında yatan ana sebepler halka anlatılacaktır.

ç-         Batı’nın Ermenistan, Kürdistan, Kıbrıs, Ege (12 mil ve kıta sahanlığı), Ortodoks’luk

emelleri (ruhban okulu, patrikhane ekümenikliği, inanç turizmi) Yerel Yönetimler Yasası gibi diğer AB ve ABD politikalarına karşı etkin ve akılcı dış politika başlatılacaktır. Yabancıların toprak ve mülk edinme hakkı iptal edilecektir.

d-        Soykırım iddialarına karşı Doğu toplumlarının da tam desteği alınarak karşı atağa

geçilecektir. Soykırım iddiasında bulunan toplumların tarihlerindeki kendi soykırımları uluslararası topluma şikayet edilecektir.

e-         Kuzey Kıbrıs’ın bir karış toprağı pazarlık konusu bile edilemez. Kıbrıs’ın stratejik, je-

opolitik, askeri vs. önemlerinin hepsinin üstünde, bir Türk Devleti olması itibariyle “asla satılamayacağı” gerçeği bulunmaktadır. Kıbrıs’ın kaderi Türkiye’nin kaderidir. Türkiye bu hatayı yaparsa, tarihten silinmeyi kabul etmiş demektir.

f-         ABD, İsrail-Suriye-Irak-İran-Türkiye-Gürcistan-Afganistan zinciri ile hem AB yi hem

Çin ve Rusya’yı çevrelemek istemektedir. Türkiye bölgesel güç olamaz ise kendi kaderini tayin edemez, büyük devletlerin piyonu ve taşeronu olmaktan öteye gidemez.

g-         Türkiye bölgesel işbirlikleri ile sınır ötesi güvenlik çemberleri ve ekonomik pazar or-

taklıkları oluşturmak, mevcutlarda kilit rol oynamak zorundadır. Bunlar Ortaasya (Şangay Beşlisi), Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Karadeniz, Akdeniz ve İslam birlikleridir.

ğ-         Oluşmakta olan Avrasya Birliği’ne girilmekte geç kalınmıştır. Bir an önce bu hareke-

te dahil olunmalı ve merkezinde kilit rol oynanmalıdır. Rusya, Çin, Hindistan, İran, Kazakistan, Türkmenistan, Kıbrıs, Azerbaycan, Gürcistan, Suriye, Pakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Moğolistan ile her konuda işbirliği sağlanmalıdır.

h-         Yakın komşular (İran, Suriye, Irak, Rusya, Gürcistan) ile yakın işbirliği kurulmak zo-

rundadır. Bu hem ekonomik, hem siyasi, hem askeri hem de kültürel açıdan zorunluluktur. Böyle bir hareketin, ABD ve AB nin bölgedeki amaçlarını temelden sarsacağı unutulmamalı ve karşı önlemlere hazırlıklı olunmalıdır.

ı-          Su kozu iyi kullanılacaktır. Su ve su ile ilgili endüstrilerde lider olmak üzere politika-

lar üretilecektir. Ortadoğu ile su karşılığı petrol politikası yürütülecektir.

i-          Dışarıdan başta borç ve askeri yardım olmak üzere hiçbir yardım alınmayacaktır.

j-         Türkiye, politikalarını Doğu ile Batı arasındaki kilit rolü oynamak üzerine kuracak,

bundan yararlanacaktır: Petrol, doğalgaz boru hatları, karayolu, demiryolu, havayolu ve denizyolu kavşağı. Türkiye Ortadoğu, Ortaasya ve Kafkasya’nın kapısıdır ve İpek Yolu zenginliğini yeniden yaratmak mümkündür. Selçuklu ve Osmanlı han, kervan, ticaret, sanayi konusunda İpek Yolu’ndan yararlanarak kalkındıysa, çağdaş yöntemlerle aynı refahı günümüzde yaratmak mümkündür.

k-        Batı’daki Türkiye karşıtı politika üreten düşünce kuruluşlarının ve üniversitelerin ya-

kın takibe alınması istihbarat ile ilgili bir zorunluluktur.

l-          Türkiye ve komşuları, PKK terörünü ve Doğu’daki Kürdistan sempatizanlığının kö-

künü kazımak için bölgeye yatırım, istihdam, altyapı ve eğitim götürmek zorundadır. Bunu yapmak, sınır komşusu ülkelerin işbirliği ile daha da kolaylaşacaktır.

m-        Türkiye’nin şu ana kadar imza attığı ve taraf olduğu tüm anlaşmalar tekrar gözden

geçirilecek, bağlılık yaratanlar su yüzeyine çıkartılacak, gerekli görülen anlaşmalar tek taraflı lağvedilecektir. Diplomatik bir savaş anlamına gelen bu konu Dışişlerinin öncelikli konusu olacaktır.

n-         Uluslararası tahkimin bağımlılık yaratan şartları yeniden değerlendirilecek ve diplo-

matik çözümler üretilecektir.

o-        Bilim, ARGE, yönetim, strateji, eğitim kuruluşları, üniversiteler ulusal birlik ve çıkar-

lar için dış politika projeleri üretecek şekilde yeniden yapılandırılacak, hedeflendirilecek ve devlet yönetimi ile eşgüdüm sağlanacaktır.

TEHDİTLE MÜCADELE

Madde 80-      Partimizin Tehditle Mücadele konusundaki hedefleri ve politikaları şunlardır:

a-         Türkiye’nin bilinen dış ve iç tehditlerine karşı ulusu korumak için çok güçlü orduya,

güvenlik birimlerine, istihbarat teşkilâtına ve keskin adalet sistemine ihtiyaç vardır.

b-        Batı emperyalizminin Türkiye üzerindeki menfi planlarının deşifre edilmesi ve etki-

siz hale getirilmesi için yaygın, donanımlı ve diğer güvenlik adalet birimleri ile sıkı ilişkilendirilmiş güçlü bir istihbarat sistemi kurulacaktır.

c-         Yolsuzlukların tespiti, cezalandırılması ve caydırıcılığı şeffaflık ve yoğun denetim

sistemleri ile sağlanacaktır. Yolsuzlukla savaş birimi kurulacak, özel ve radikal önlemler, MİT, emniyet, jandarma, asker, adalet birimleri katılımı ile yürütülecektir.

ç-         Devletin denetim mekanizmaları kuvvetlendirilecek, yolsuzluk takibi, yargı ve ceza

çok sistematikleştirilecek, hızlandırılacak ve keskinleştirilecektir. Rüşvet, mafya ilişkileri cezaları arttırılacaktır.

d-        Kayıt dışı ekonomi, uyuşturucu ve kara para trafiğine karşı ordu, istihbarat ve ada-

let mekanizmaları ile destekli savaş açılacaktır.

e-         Suçla mücadelede istihbarat ve polisin elini kolunu bağlayan uygulamalara son

verilecek, insan hakları ve özgürlük sınırlarının tanımı güvenlik ile çelişmeyecek şekilde yeniden düzenlenecektir.

f-         Terörle mücadelede, terör örgütünün finans ve insan kaynaklarının önü kesilecek

şekilde yapılandırılacaktır. Devlet birimlerinin kesin ve yaygın disiplini, yöre insanlarının haklarına saygı gösterilerek yaygınlaştırılacaktır. Terörle beraber yaşayan yöre halkının kalkınması sağlanarak terörün bahaneleri ve kaynakları kurutulacaktır. Terörün övülmesi ve teşvik edilmesi yasaklanacak ve cezalandırılacaktır.

g-         Emperyalist, irticacı, işbirlikçi ve etnik unsur ayrımcı unsurlar istihbarat, güvenlik ve

adalet birimleri tarafından etkisiz hale getirilecektir. Kanunlar buna göre yapılandırılacaktır.

ğ-         Sınır ötesi istihbarat çalışmaları ile stratejik ortak ülkeler ile yakınlaşma sağlanacak-

tır. Buralardaki Türkiye karşıtı kışkırtma ve propagandaların önüne geçilecektir.

h-         Devletin içindeki yabancı unsurlar, görevliler, danışmanlar, ajanlar vs. deşifre edile-

cek, etkisiz hale getirilecek ve sınır dışı edilecektir.

ı-          Tarikat güdümündeki okul, dernek, vakıf, banka, yabancı istihbarat birimleri deşifre

edilerek etkisiz hale getirilecek ve kapatılacaktır.

i-          Tüm misyoner faaliyetleri tespit edilecek, yasaklanacak ve etkisiz hale getirilecektir.

 

 

 

 

 

 

YEDİNCİ KISIM
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ

 

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN KAYNAĞI

Madde 81-      Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kaynağı, Türk Milleti’dir.

Türk Milleti, silahlı kuvvetlerini çok sever ve onu kendi davasının, ülküsünün, amaçlarının, çıkarlarının koruyucusu kabul eder.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN NİTELİĞİ

Madde 82-      Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk vatanının, Türk birliğinin, Türk kudret ve yeteneklerinin,

Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. Türk topraklarının ve milletimizin özülküsünün gerçekleştirilmesi için milletimizin maddi ve manevi bütün imkanlarıyla desteklediği ve sistemli çalışmalarla, bilgi ve teknolojiyle donattığı, daima güçlendirdiği yenilmesi imkansız güvencesidir.

Partimiz, Türk Silahlı Kuvvetlerini her alanda ve her konuda çağın, siyasi ve askeri gereklerinin, teknolojinin, bilimin, araştırma ve gelişmelerin zorunlu kıldığı imkan ve kabiliyetlere ulaşmasını görev sayar. Bunun için, Kara-Deniz-Hava ve Uzay Kuvvetlerimizin yeniden yapılanma girişimlerini destekler ve güçlenme çabalarını özendirir.

Partimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin düşmanı, tehdit ve tehlikeleri caydırıcı, yok edici, vatan topraklarını ve millet varlığını savunucu ve gerektiğinde rakiplerini taarruzları ile etkisiz kılıcı gücü ve etkinliği yanında halkımızın gönüllü katkıları ile iktisadi ve sosyal kalkınmamızda, ilerici ve öncü bir kuvveti olarak vatanına sayısız ve kalıcı hizmetler yapacağına inanır ve bu inancını gerçekleştirmeye çalışır.

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN GÖREVİ

Madde 83-      Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Görevi; Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk vatanının, Türk mil-

letinin, Türk dünyasının saygınlığını ve onurunu korumak.

Partimiz, Milletimizin bağrından çıkardığı, aziz evlatlarından kurulu bu Askeri Gücünün; uluslararası güç ve rekabet mücadelelerinde devletimizin en önemli güvencesini teşkil ettiğine, yurt, bölge ve dünya barışının sağlanmasında en etkin unsur olduğuna olan inancını belirtir ve ilan eder.

 

 

SEKİZİNCİ KISIM
ADALET VE YARGI GÜCÜ

 

ADALET

Madde 84-      Devletimizin, hak ve hürriyetlerimizin, hayat tarzımızın temeli adalettir.

Partimiz, milletimizin adalet anlayışını tarihi ve kültürel değerlerimizle, çağdaş bilgi ve teknolojiyle geliştirerek, bütün ilişkilerimizde ve toplum hayatımızda etkin kılmaya kararlıdır. Bunun için, yargı sistemimiz halkımızın özlem ve beklentileri doğrultusunda yeniden ele alınıp, düzenlenirken aynı zamanda çeşitli program ve toplumsal projelerle, halkımızın adalet anlayışı güçlendirilecektir.

YARGI GÜCÜNÜN KAYNAĞI

Madde 85-      Yargı Gücünün Kaynağı, Millet’tir. Yargı gücü (yetkisi) Türk Milleti adına bağımsız mah-

kemelerce kullanılır.

YARGI GÜCÜNÜN NİTELİĞİ

Madde 86-      Yargı Gücü; bağımsızdır, tarafsızdır, erdemliği ve halkımızın özlem ve beklentilerini

karşılayabilecek bilgi ve deneyim birikimini varlığının esası sayar.

Partimiz Yargı Gücünün bu niteliklerinin gelişerek devamını sağlayacak bütün maddi ve manevi imkanları hazırlayacak, bilgi ve teknolojiyle donatacaktır.

YARGI GÜCÜNÜN GÖREVLERİ

Madde 87-      Yargı Gücünün Görevi; bağımsızlığımızın, hak ve hürriyetlerimizin kullanılmasında en

önemli ve kesin güvenceyi sağlamak, toplumumuzda halkımızı yormadan, süratli, isabetli, güvenli bir şekilde adaleti dağıtmaktır.

Partimiz herşeyden önce, “geciken adaletin, inkar edilmiş adalet” olduğu ilkesini benimser. Yargı görevlerinin halkımızın özlem ve beklentilerine cevap verecek şekilde süratli, isabetli, ucuz ve güvenli olması için gereken yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesine öncelik ve ağırlık verir. Vatandaşlar arasında basit hukukî anlaşmazlıkların, vatandaşlarla-idare ve idari tasarruflar sebebiyle vatandaşlar arasında meydana gelecek anlaşmazlıkların hakem yoluyla çözümlenmesi, hakemlik görevlerinin seçilmiş organlara verilmesi ve bu suretle yargı üzerindeki ağır yük ve baskının giderilmesi çözümleri geliştirilecektir.

İcra Dairelerinin etkinliklerinin, adil, dürüst ve yapıcı bir şekilde artırılması, İnfaz kurum ve kuruluşlarının yeniden düzenlenmesi, Partimizin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır.

HAKİMLER - SAVCILAR VE DİĞER YARGI MENSUPLARI

Madde 88-      Hakimlerimizin, savcılarımızın ve diğer yargı mensuplarının hizmetlerinin onur ve say-

gınlığı ile orantılı erdeme, bilgiye, deneyime, vatan ve millet sevgisine sahip bulunmaları adaletin toplumumuza eşit dağıtımın manevi gücü ve güvencesidir. Hakim ve savcılarımızın bağımsızlığı ve tarafsızlığı hak ve hürriyetlerimizi kullanmanın ve milli varlığımızı korumanın, Türk demokrasisinin işlerliğinin temelidir.

Partimiz bu ilke ve esasların geliştirilerek toplum değerlerimizi güçlendirmesini benimsemektedir. Hakimlerimizin, savcılarımızın ve yargı mensuplarının maddi ve manevi imkanlarla desteklenmelerini vazgeçilmez bir ilke kabul etmektedir. Bunun için öncelikle, hakim ve savcılarımızın tüm sosyal haklarına ek olarak, hayatlarının, sağlıklarının, çalışmalarının çeşitli risklere karşı sigorta ettirilmesi, bunlar için kendilerine hiçbir yük ve yükümlülük getirilmemesini, aynı durumun aileleri içinde geçerli kılınmasını sağlayacaktır.