3. BÖLÜM ( İktisadi Hayat)                                                   Program <<<

 

BİRİNCİ KISIM
GİRİŞ

 

İKTİSADİ HAYAT

İlkeler

Madde 89-      İktisadî Hayat, yaşamak için, mutlu olmak için, insanın, toplumun, milletin varlığı, gü-

venliği ve bekası için, sahip bulunduğumuz kaynakların işler duruma getirilmesi, etkin ve verimli şekilde kullanılması ve bir güç oluşturacak biçimde yönlendirilmesi çabaları, çalışmaları ve faaliyetleridir. Tarım, sanayi, ticaret, hizmetler, ulaştırma, deniz, denizcilik ve diğerleri bir bütün olarak iktisadî hayatımızı oluşturur.

Vatandaşlarımızın ve milletimizin iktisadî gücü, başta insan kaynaklarımız, bilgilerimiz, teknolojilerimiz ve deneyimlerimiz olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışı kaynaklarımızın, ilgi ve ilişkilerimizin iktisadî hayatın çeşitli alanlarında verimli bir şekilde üretime dönüşmesiyle ve bu üretimin etken biçimde mübadelesi, pazarlanması, dağıtımı ve tüketimiyle kuvvetlenir ve gelişir. Bu düşünce ve yaklaşımı esas alan uygulamalarla Millî Gücün diğer unsurlarının ihtiyacı olan maddî ve parasal gerekler, iktisadî kaynaklarımızın yeterlilikleri ve süreklilikleri artırılarak, devamlı şekilde karşılanır.

Partimizin iktisadî hayat anlayışı ve yaklaşımı; Millet iradesini, milletin sahibi bulunduğu iktisadî kaynaklarına, ilişkilerine ve toplumumuzun iktisadî faaliyetlerine egemen kılmaktır. Bir başka deyişle, Millet egemenliğini, iktisadî hayatın esası kabul etmektir. Millet egemenliğinin ülkemizin iktisadî güç ve imkânlarına, ilişkilerine ve toplumumuzun iktisadî faaliyetlerine yaygınlaşmasını ve hakim kılınmasını sağlamaktır.

İktisadi hayatta tam bağımsızlık ve refah, tüm milli güç unsurlarının bağımsızlığının birinci şartıdır.

İKTİSADİ KAYNAKLARIN SAHİBİ

Madde 90-      İktisadî kaynakların sahibi vatandaşlardır. Bu kaynakların kullanılması, işletilmesi, üre-

tilmesi, üretime hazır duruma getirilmesi ve tüm iktisadî faaliyetlere konu olacak şekilde yönlendirilip, yönetilmesi vatandaşların iradelerine, kurdukları ve/veya katıldıkları işletmelere aittir. Özel mülkiyet esastır. Devlet, güvenlik, adalet, sağlık, sosyal güvenlik ve eğitim dışında kullandığı bütün iktisadî kaynakları, imkânları ve etkinlikleri vatandaşların özgür iradelerine ve mülkiyetlerine bırakmak zorundadır.

Temel Esas: Siyasî iktidarın veya siyasî iktidar sahiblerinin ülkenin iktisadî kaynakları, zenginlikleri ve toplumun iktisadî faaliyetleri üzerindeki etkinliklerinin tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Türk Demokrasisinin gerçek anlamda kurulmasının ve Türk İktisadî Demokrasisinin oluşturulmasının ve Millet Egemenliği’nin tam anlamıyla sağlanmasının tek yolu, iktisadî hayatın ve iktisadî hayattaki bütün faaliyetlerin vatandaşların serbest, yaratıcı, çalışkan ve mücadeleci iradelerine bırakılmasıdır.

ÜRETİM

Madde 91-      Güçlü bir “Ulusal Pazarın” (Milli Pazarın) kurulması, üretim anlayışımız, her alanda ya-

pılacak üretimin dünya pazarlarında kolayca talep görecek kalitede ve düzeyde olması, rekabet gücüne sahip bulunması ve halkımızın ihtiyaçlarını karşılayacak miktarlarda yapılması ve sürekli geliştirilmesi esasına dayanır. Milletimizin sahip olduğu ve doğrudan üretime koyabileceği kaynaklar dikkate alınarak ve dünya pazarlarında mukayeseli üstünlüğü sağlayacak özellikleri dikkate alarak üretilecek mal ve hizmetlerin seçimi ve halkın bu doğrultuda yönlendirilmesi, özendirilmesi, desteklenmesi bir kamu hizmeti olarak kabul edilmelidir. Bu alanda Devletin, araştırma ve geliştirme ve planlama hizmetlerindeki öncülüğü, halkında katılımıyla sürekli kılınmalıdır.

Üretim, bilgili ve yetişmiş insan gücü, çağdaş teknoloji ve sağlam ve sağlıklı öz kaynaklara dayanan sermaye ile yapılmalıdır.

Üretim alanında devletin yol gösterici, özendirici, destekleyici ve tüketiciyi koruyucu, serbest rekabet ortamını yaratıcı görevleri halkın da katılımıyla sürekli kılınmalıdır. Toplumda sosyal ve iktisadî mutabakatın ve dayanışmanın oluşturulması başarı ve gücün ilk şartıdır.

MÜBADELE - PAZARLAMA VE DAĞITIM

Madde 92-      Mübadele-Pazarlama-Dağıtım ve Tüketim sürecinde vatandaşlarımızın serbest irade-

lerinin oluşturacağı ortam iktisadî hayatımızın temelidir. Vatandaşlar ürettikleri mal ve hizmetleri yurtiçi ve yurtdışı piyasalara, pazarlara kolayca taşıyabilmeli, dağıtabilmeli, pazarlıyabilmelidir. Devletin bu konulardaki görevi alt yapıların tamamlanması, güvenliğin sağlanması, uluslararası ilişkilerin kurulmasıdır.

Kamu kurum ve kuruluşlarının, yerel yönetimlerin, yukarıda vatandaşların serbest iradeleriyle kurulan ortama müdahaleleri, işletmecilik, ticaret, ortaklık gibi benzeri faaliyetlerde bulunmaları kabul edilemez.

 

 

 

İKİNCİ KISIM
İKTİSADİ VE SOSYAL KALKINMA

 

İKTİSADİ KALKINMA

Madde 93-      İktisadî Kalkınma, hayat tarzımızın en önemli özelliklerinden biridir.

İktisadî kalkınmanın amacı, fert başına düşen millî gelirin ileri sanayi ülkelerinin düzeyine çıkarılması için, bütün kaynakların en doğru, en verimli ve etkin şekilde, değerlendirilip üretime yönlendirilmesiyle, toplumun refah ve mutluluğunun sağlanıp, geliştirilmesidir. İktisadî kalkınmanın ilk hedefi, her alanda güven içinde, mutlu ve refaha ulaşmış vatandaşdır. İkinci hedefi, açıklanan vatandaşlardan meydana gelmiş toplumun çağdaş bilim ve teknolojilerle donatılmış olarak ve belirlenen özülkü doğrultusunda millî hedeflere ulaşmasının sağlanmasıdır. Millî hedefler ise, çağdaş, ileri, sürekli gelişen halkımızın düşünceleri, ümitleri, beklentileri doğrultusunda tesbit ettiği ve varılması gereken aşamalardır.

İktisadî kalkınmada kamu kurum ve kuruluşlarımızın görevleri olduğu gibi vatandaşlarında görevleri ve rolleri vardır.

İKTİSADİ KALKINMADA KAMUNUN GÖREVİ

Madde 94-      İktisadî kalkınmada kamunun görevi, her vatandaşın güvenlik ve huzur içinde, kendisi-

ni objektif bir adalet düzeninin parçası hissederek çalışmasını, mal ve hizmet üretmesini ve teknoloji yaratmasını sağlamaktır. İktisadi kalkınmada kamu, yönlendirici, özendirici, destekleyici roller üstlenir. Girişimcilere teknoloji, proje, bilgi sağlar, ihtiyaç ve taleplerini karşılar. Partimiz bu esaslara uygun olarak kamu görevlerini yeniden belirler, idari yapılanmayı düzenler. Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını giderecek, gelir dağılımı dengesizliğini düzeltecek, tam istihdamı sağlayacak önlemler alır. Alt yapı hizmetlerinin süratle tamamlanmasını gerçekleştirir.

a-         KİT lerin verimli şirketler haline gelebilmesi için istihdam politikaları kontrol altına

alınacak, siyasetin bu kurumları “arpalık” olarak kullanmasının önüne geçilecektir.

b-        KİT lerin ana hedefleri kar maksimizasyonu veya iç pazara ucuz girdi sağla-

mak veya stratejik sektörleri kontrol altında tutmak olacaktır. Bu hedeflere ulaşmak için özerk olmak, kâr merkezleri gibi davranmak, yatırım ile son teknolojiyi kullanmak, maliyetlerin  düşürülmesi yeni pazarların bulunması gibi araç ve amaçlara sahip hale getirileceklerdir.

c-         KİT yöneticileri performansa dayalı hedeflere değerlendirilecek, ücretlendirilecektir.

Bu kuruluşlar hedefleri olan özerk kuruluşlar haline getirilecektir. Üst yönetimlerinde hedefler ile performans yönetimi ve prim sistemi oluşturulacaktır. Üretimden kâr, faiz geliri vs. göstergelerin hedef kartlarında olmaları sağlanacaktır.

ç-         KİT lerin rekabetçi yapıda olmaları şarttır. Bunlar özerk olarak yapılandırılacak ve

ticari tekel konumda olanların karşısına özel büyük kuruluşlar çıkartılacaktır.

d-        KİT lere musallat olan yabancı uzmanların ve danışman şirketlerin ilişkileri kesi-

lecektir.

e-         Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Kamu Ortaklığı İdaresi kurumları ortadan

kaldırılacaktır.

f-         Devletin ekonomideki görevinin ölçütleri şunlar olacaktır:

1)         Kritik sanayi kollarında veya özel sektörün cazip görmediği ama gerekli

sektörlerde (tekel); petrol, tütün, şeker, pamuk, iletişim, ulaşım, savunma ...

2)         Kârlı sektörlerde ortak; otomotiv, bilişim ...

3)         İstihdam yoğun sektörlerde teşvik; inşaat (baraj, köprü), madencilik, tarım.

g-         Bu kriterlere uygun olan şirketlerdeki devlet payı %20 ile %100 arasında değişecek-

tir. En az %20 devlet ortaklı olan kuruluşlar sayesinde, devlet bu kuruluş ve şirketlerin yabancı etkisine girmesine engel olabilecek, sektörler hakkında taze bilgiye her an ulaşabilecek, yüksek kâr getiren kuruluşlar sayesinde gelir sağlayabilecektir.

ğ-         Atıl yatırımlar, sığ popülist amaçla harcanan kaynaklar durdurulacaktır. Bu tür yatı-

rımlar DPT aracılığı ile incelemeye alınacaktır. Sosyal devlet kriterlerine göre bütçelendirme yapılacaktır.

h-         İşten çıkarma yapmadan eleman sayısı azaltılacaktır. İşe alımlar duldurulacak ve

kuruluşlar arasında yatay veya dikey geçişler yapılarak ihtiyaçlar karşılanacak, emeklilik ve istifalar ile toplam kamu çalışanı sayısı verimli sınıra geri çekilecektir. Kamu kurumu veya KİT lerde birim iş başına düşen eleman sayısı kurumun ve yöneticisinin hedef kartına işlenecektir.

ı-          Ucuz girdi maliyetleri yaratılması için KİT lerin bu konularda yatırım yapması sağla-

nacaktır.

i-          Stratejik sektörlerde kamu yatırımlarının canlanması sağlanacak, özelleştirme ile

devletin çıktığı sektörlere yeniden yatırım yapılacaktır. Kritik şirketler için yeniden kamulaştırma operasyonları yapılacaktır.

j-         Stratejik sektörlerde (milli savunma, tarım, enerji, iletişim, ulaşım) 50-100 yıllık plan-

lar yapılacak, gelecek hükûmetlerin bunları yürüteceği kanunları çıkartılacak, hedeflerle yönetimi kanunlarla mecburi kılınacaktır. Zorunlu hedefler kanunla gerçekten zorunlu hale getirilecektir.

k-        Devlet, ulusalcı özel sektörü ve girişimciyi teşvik edecek şekilde yapılandırılacak,

dolayısıyla devletçilik karşıtı akımlar oluşması engellenecektir.

l-          DPT ve DİE geliştirilecektir. Karar mekanizmalarında hantallaşmaya izin verilme-

den, DPT nin yetki ve sorumluluğu artırılacaktır.

İKTİSADİ KALKINMADA FERTLERİN ROLÜ

Madde 95-      İktisadi kalkınmanın temel unsuru, fertlerin yetenekleri, bilgi ve teknoloji üretme kapa-

siteleri, teşebbüs ruh ve güçleridir. İktisadi kalkınmada verimin ve süratin sağlanması açıklanan unsurların hür, adil, istikrarlı bir ortamda gelişmesine bağlıdır. Teşebbüs Hürriyeti iktisadi kalkınmanın temelidir.

Partimiz, fertlerin yeteneklerini geliştirecekleri, bilgi ve teknoloji ihtiyaçlarını karşılayacakları bütün imkan ve vasıtaların hazırlanmasını ve teşebbüs sahiplerine sunulmasını öngörür. Ferdi işletmelerin, kooperatiflerin, şirketlerin, çeşitli sektör sahiplerinin hür iradeleriyle kurdukları birliklerin, köylülerimizin, halkımızın serbestçe tesis ettikleri iktisadi ve sosyal amaçlı birlik ve kuruluşların kısaca hür teşebbüsün temel uygulama araçlarının gelişmesini, sürekliliğini ve iktisadi hayata katılmalarını sağlayacak her türlü hukukî ve yapısal düzenlemeleri gerçekleştirir. Teşebbüs Hürriyetinin gelişmesini sağlar.

İKTİSADİ KALKINMA POLİTİKALARI

Madde 96-      İktisadi Kalkınma Politikaları, temel öncelikleri belirler ve fertlerin faaliyetlerini yönlen-

dirir, özendirir, destekler. Bunu yaparken özellikle iki hususu dikkate alır. Milletimizin stratejik çıkarları ve katma değer.

Partimiz, bu temel yaklaşımla uygulayacağı İktisadi Kalkınma Politikaları’nı kamu oyunun bilgilerine sunmayı, tartışmayı öngörür. Sosyal mutabakatın sağlanmasını politikalarının en önemli ve yapıcı unsuru olarak değerlendirir. Bunun için, kurulacak ve süreklilik kazandırılacak İktisadi ve Sosyal Sorunlar Konseyi’nin istişari ve gerektiğinde kesin uygulanmasının kararlaştırılacağı Halk Oylaması’nı, kalkınma planlarının, programlarının ve projelerinin esası sayar.

İktisadi ve Sosyal Sorunlar Konseyi bütün iktisadi sektör temsilcilerinin, Odalar ve Borsalar Birliği’nin, İşçi-İşveren Hükûmet Temsilcilerinin, Baskı Grupları Temsilcilerinin ve uygun görülen, İktisadi ve Sosyal Kalkınma rolleri olan kurum ve kuruluş ve işletme temsilcilerinin bir araya toplanmasından oluşur. Tüketicileri Koruma Örgütleri’nin de katılacağı konseyin çalışma düzeni kendileri tarafından belirlenir. Konsey kararları yol gösterici, aydınlatıcı, istişari mahiyettedir. Parti gerek gördüğünde konseyin kararlarını ve görüşlerini Halk Oylaması’na sunar.

Hedefler

Madde 97-      Partimizin İktisadi Hedefleri aşağıdadır:

a-         Sosyal devlet için zengin, iktisaden güçlü devlet.

b-        Yüksek GSMH, büyük ve derin ekonomi.

c-         Milletimizin insan, bilgi ve teknoloji gücüne, doğal kaynak ve zenginliklerine,

güvenine dayanan, rekabet eğilimi yüksek, kendini sürekli yenileyebilen, çevreye duyarlı büyük bir “Ulusal Pazar”.

ç-         Sürdürülebilir ve yüksek büyüme oranı.

d-        Denk bütçe.

e-         Yüksek dış ticaret fazlası.

f-         Sıfır iç ve dış borç.

g-         Tam istihdam, sıfır işsizlik.

ğ-         Eşit gelir dağılımı.

h-         Düşük enflasyon.

ı-          Düşük faiz oranı, göreceli yüksek kur.

Politikalar

Madde 98-      Partimizin açıklanan hedeflere ulaşmak için izleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Temel iktisat politikası, karma iktisat politikası.

b-        Ekonomide tam bağımsızlık için IMF ve Dünya Bankası ilişkilerine son verile-

cektir. DTÖ ve diğer uluslararası ticaret anlaşmaları tekrar gözden geçirilecek, bağımlılık yaratan hükümlere karşı önlemler alınacaktır.

c-         Yeni tehdit tanımı yapılacaktır. Ulusal Pazar, en az ulusal toprak bütünlüğü, dil,

tarih ve kültür birliği kadar önemlidir. Ulusal pazara ve yerli şirketlere yönelik tehdit en önemli tehdittir. Ulusal Pazar korunmalı, yerli üretim teşvik edilmeli, ulusal şirketlerin yabancılara satışı yasa ve karşı teşviklerle önlenmelidir.

ç-         Temel hedef, çok büyük ve ulusal bir yerli iç pazar yaratmaktır. Bunun için

yerli üretime dayalı ekonomik büyüme şarttır. Ulusal birlik ancak ulusal bir pazar varsa sağlanabilir. Başta sanayi ve tarım olmak üzere stratejik ve ekonomik değeri bulunan tüm sektörlerde büyüme sağlanacaktır.

d-        Üretimi arttırmadan iç pazarı yani iç talebi arttırmaya yönelik politikalar (vergi düşü-

mü, sübvansiyon, para arzı vs.) enflasyonu körükler, faizleri yükseltir. Bu yüzden üretim sürekli artırılacaktır.

e-         Ekonomik politikalarda rantiyecilik yerine bilgi ve üretim temel alınacaktır.

f-         İç pazara ve talebe yönelik üretim artışı için sanayi ve tarım girdi maliyetlerinin

düşürülmesi ana politika olacaktır.

g-         İç pazarın korunması ve dış ticaret fazlası verilmesi esastır. Bunun için koru-

macı politikalar yürürlüğe sokulacaktır.

ğ-         Gümrük Birliği’nden çıkılacak, ulusal pazarı korumak için tarifeli veya tarife dı-

şı özel koruma ve kotalar oluşturulacaktır.

h-         Yerli üretim, ithal mallara karşı korunacaktır.

ı-          Yerli şirketler, kurumlar ve üreticiler yabancılara karşı korunacaktır.

i-          İthalat azaltılacaktır. İthalata karşı koruma önlemlerinin yanında, ithal ürünlerin ye-

rine yerli ürünlerin geçmesi sağlanacaktır. Bunun için merkezi planlama ve muhtelif teşvik yöntemleri kullanılacaktır.

j-         Yerli ve ithal tüm ürün gruplarının envanteri hazırlanacak, bunlar stratejik, ticari ön-

celikli ve önceliksiz olmak üzere kategorilere ayrılacaktır.

k-        İç pazarda korunması gereken ürünler, desteklenmesi gereken ürünler, özel sektör

veya kamu ağırlıklı üretilmesi gereken ürünler, ARGE gerektiren ürünler, ithal ikamesi uygulaması gereken ürünler belirlenecektir.

l-          Stratejik ve ekonomik değeri yüksek olanlar için yerli üretimi teşvik ve ARGE plan-

ları oluşturulacaktır.

m-        Stratejik ve yüksek ekonomik fayda sektörleri şunlardır: Milli savunma, bili-

şim, iletişim, ulaşım, tarım, maden, sağlık, ilaç, yüksek teknolojiler (nano, biyo, genetik, bilişim, iletişim) enerji, otomotiv. Bu sektörler %50 ile %100 arasında kamu malı olacak şekilde sınıflandırılacaktır. Bunlar için kamu sermayesi, yerli sermaye, üniversite ortak çalışma grupları (ARGE) oluşturulacaktır.

n-         ARGE yapılan kuruluşlar ve enstitüler, üniversiteler, yerli ve yabancı kamu

sermayesi arasında görev dağılımı yapılacaktır. Proje yaklaşımı ile ulaşılacak hedefler, zaman planı ve iş planı belirlenecektir. Bu kurumlar bu şekildeki ortak çalışmaları yürütebilecek şekilde yeniden yapılandırılacaktır. Ortak çalışma grupları, görev paylaşımı ardından hedef ürünü ortaya çıkartmak için fizibilite, pazar araştırması, prototip, sanayi ile fizibilite, sanayi ile üretim, bilimsel ve devlet destekli pazarlama faaliyetlerini gerçekleştireceklerdir.

o-        Partimiz için öncelikli hedef, ilk olarak iç (ulusal) pazar ve yerli üretim, sonra ih-

racata dayalı büyüme ve kazancın eşit paylaşımıdır. Bu durum halka duyurulacak ve destek sağlanacaktır. Partimiz, halkın bilgisi ve desteği olmadan, halka ulusal (milli) kalkınma heyecanı verilmeden ve bunun bir milli ülkü olduğu hissi yaratılmadan ve halk bu seferberliğe ortak edilmeden, bu konuda örgütlenmeden ve harekete geçirilmeden açıklanan hedeflere ulaşmak mümkün değildir.

BORÇLAR

Madde 99-      Partimizin Borçlar konusundaki görüşleri şunlardır:

a-         Ekonomik kalkınma ve büyüme için gereken kaynaklar mevcuttur. Ancak bu kay-

naklar iç ve dış borç anapara ve faizlerine gitmektedir.

b-        Borçların ödenmesi ve sıfırlanması, ekonomide ve siyasetteki en öncelikli acil konudur.

c-         İç borçlanma sermaye hareketlerinin vergilendirilmesi aracılığı ile azaltılacak,

dış borçlanma ise ilave borç alınmayacağı uyarısı ile borcun ve faizinin orta ve uzun vadeye yayılma yoluyla ödenecektir.

ç-         Geri borç ödemesinin yapılması için zorunluluk halka anlatılacak ve ulusal

seferberlik başlatılacaktır. Yeni iç ve dış borç alınmıyacaktır.

d-        Borca batmış ve üretimi düşük ülkenin devleti, düşük kur-yüksek faiz politikası uy-

gular, çünkü borcunu ödemek için borç almalıdır, bunun için faizi yüksek tutar; dış borç stokunu azaltmak zorundadır, bunun için kuru düşük tutar. Ayrıca ekonomi dışa bağımlı ise ve girdileri dışarıdan alıyorsa kuru düşük tutacaktır ki, ithalat maliyeti düşük kalsın. Dolayısıyla devletin borçlanma ihtiyacı ortadan kalkınca doğal olarak faizler düşecek, yatırımlar artacaktır. Kur göreli olarak yükselecek, ihracat artacak, ithalat ve dış ticaret açığı azalacak, cari açık azalacağı gibi dış borçlanma ihtiyacı ortadan tamamen kalkacaktır.

e-         Bankalar ve yerli sermayenin dış borç alma mekanizmaları zorlaştırılacaktır.

Dış borç alarak borç vermiş yerli sermayenin zor durumda kalması engellenecektir.

f-         Tüketim toplumu olmaktan çıkıp üretim ve tasarruf eden toplum olmak zorun-

luluğu vardır. Bunun için propaganda yapılacaktır. Bu konuda en önemli madde kredi kartlarının kontrolsüzce yaygınlaşmasıdır. Kredi kartları geleceği ipotek altına almaktadır. Bu sebeple sınırlama getirilmesi ve kontrol altında tutulması mecburidir.

ÖZEL SEKTÖR ÜRETİMİNİN ÖZENDİRİLMESİ

Madde 100-                Özel sektör üretiminin özendirilmesi için:

a-         Yerli üretimin güçlenebilmesi için işçilik maliyetleri haricindeki tüm girdi maliyet-

lerinin düşürülmesi sağlanacaktır.

b-        Düşük vergi: Üreten kesimin vergileri indirilecektir.

c-         Ucuz hammadde: Madencilik ve ara mamul sanayi ile hammadde maliyetleri dü-

şürülecektir.

ç-         Ucuz sermaye maliyeti: Faizler düşürülecektir.

d-        Ucuz gayrimenkul: Arsa ve bina değerlerinin ucuzlatılması imkanları yaratılacaktır.

e-         Ucuz ulaşım ve nakliye: Ulaşım maliyetleri düşürülecektir. Demir, deniz ve hava

yollarına ağırlık verilecek, karayolu ağı planlı şekilde yaygınlaştırılacaktır. Sanayi şehirleri arasında ticaretin gelişmesi için parasız otoban projeleri geliştirilecektir.

f-         Ucuz iletişim: Hızlı, yaygın ve ucuz iletişim imkanları yaratılacaktır.

g-         Ucuz altyapı: Devlet eliyle ucuz, akılcı, yaygın, modern altyapı çalışmaları yapıla-

caktır.

ğ-         Yalın ve akıcı bürokrasi: Bürokraside “halk memnun edilmesi gereken müşte-

ri gibidir” felsefesi yerleştirilecektir.

h-         Verimli ve üst düzey eğitimli tekniker seviyesinde teorik ve pratik eğitim almış nite-

likli insan gücü yaratılacaktır.

ı-          Önce enerji, ulaşım, iletişim altyapısı planlı bir şekilde kurulacaktır. Bunu eğitim,

teknoloji, ARGE yatırımları takip edecektir.

i-          Savunma sanayii ve ARGE si yerlileştirilip geliştirilecek, özel sektörü de pe-

şinden sürükleyip doping etkisi yaratacak bir sektör haline getirilecektir.

j-         Dış pazarlar riskler ve imkanlar bilimsel olarak incelenip yerli sanayiye bilgi des-

teği sağlanacaktır.

k-        KOBİ lere, ARGE ye, üniversiteye ulusal hedef ve çıkarlar doğrultusunda he-

def gösterilecek. Fon ve kredilerle teşvik edilecekler ve yönlendirilecekler.

l-          Her yıl yüzbinlerce yeni konuta ihtiyaç var. Planlı şehircilik ve konut yapılması ile

konut sorunu azalır, şehir problemleri çözülür, hane geliri artar (gelirin 1/3 ü kiraya harcanıyor), istihdam artar, işsizlik azalır, ekonomi canlanır ve büyür, inşaat yan sektörleri (demir, çimento, boya, ev aksesuarları, inşaat malzemeleri, nakliye) de canlanır. Bu konuda atılımlar yapılacaktır.

m-        Yurt dışındaki Türkler yurt içinde yatırıma özendirilecektir.

n-         Büyük Türk Holdingleri ve sermayesi Batı sermayesi ile bütünleşmiş durumdadır.

Bunun sonucu olarak Batı’nın çıkarları Türkiye’nin çıkarlarının önüne geçmektedir. Büyük sermayenin tekrar ulusallaşması sağlanacak, kendi kaynaklarımızla kâr maksimizasyonunun yapılacağı konusunda ikna edilecektir.

o-        Batı yanlısı yerli sermayeyi ulusallaştırmak için avantajları hissettirilecektir.

1)         Fakir Türk halkı zenginleşirse, yerli alım gücünün artması sebebiyle mevcut

ulusal iç pazar beş yılda iki kat, on yılda üç kat büyüyecektir.

2)         Hammadde, ara mamul, enerji ve tüketim ürünlerinin ithalatını azaltmak, koru-

macılık ile yerli malı kullanımını özendirmek dolayısıyla yerli üretimi ve ticaretini cazip kılmak.

3)         Enerji, hammadde, ulaşım, iletişim, altyapı, faiz, vergi avantajları sağlamak.

4)         Doğu pazarlarına ihracat olanağı sağlamak.

5)         Eğitimli insan gücü kaynağı sağlamak.

6)         Yani Türkiye’nin tüm avantajlarının aynı zamanda büyük ve yerli Türk sermaye-

sinin avantajları olduğunu anlamalarını sağlamak.

ö-        Türkiye’nin stratejik avantajları Türk halkı için hayata geçirilecek, kullanıla-

caktır.

1)         Cazibeli pazar.

2)         Ucuz işgücü.

3)         Harekete geçirilmeyi bekleyen tarım potansiyeli.

4)         Maden potansiyeli.

5)         Ulaşım ve enerji kavşağı.

6)         Avrupa, Kafkasya, Ortadoğu ve Ortaasya arasında askeri, ekonomik, siyasi köprü.

7)         Su potansiyeli.

8)         AB de 4 milyon Türk (60.000 firma).

 9)        Ortaasya ile kültür birliği.

10)       Üstün askeri güç, asker millet karakteri.

11)       Kıbrıs.

12)       Rusya-Çin-Hindistan ile Avrasya Birliği potansiyeli.

p-        Nüfus artışı; eğitim, sağlık, istihdam, doğal kaynaklar, şehircilik ... gibi tüm problem-

lemleri üstel olarak artırır. Kontrol altına almak için eğitim seferberliği düzenlenmelidir. Nüfus artış oranı büyüme oranının altında olmadan kalkınma olmaz. Bunun için eğitim, eğitim arttıkça bilinç artışı sağlanarak nüfus artışı kontrol altına alınmalıdır.

r-         Yatırım ülke coğrafyasına homojen yayılacaktır. Bölgeler sektörel bazda güçlendiri-

lecektir. Örneğin bilişim Karadeniz’de, tarım Güneydoğu’da, milli savunma Orta Anadolu’da vs. gibi. Zenginlik ülkeye homojen yayılmaz ise, her bölgede iş yatırım dolayısıyla ulusal iç pazar olgusu yaratılamaz ise ulusal birlik sağlanamaz.

s-         Ekonominin lokomotiflerinden en önemlisi otomotiv sanayidir. Türk otomobil ve

araçları tasarlanıp %100 yerli üretilmesi mümkündür. Devlet teşvikleri sayesinde de (vergi indirimi, ucuz, enerji, hammadde, nakliye vs.) ucuza maledilip, çok sayıda satılabilir, yerli pazar ithal araç işgalinden kurtulabilir.

ş-         Yabancı doğrudan yatırıma ancak ve ancak kesin ve disiplinli kurallar dahilinde izin

verilecektir. Ulusal çıkarların korunması, istihdam yaratması, teknoloji transferine olanak yaratması, kâr paylaşımı ve dışarı kâr transferinin kontrollü hale getirilmesi, vergilendirilmesi vs. konularda net kurallara uyulup, uygulanması sağlanacaktır.

t-         Yabancı sermayenin sömürü ve tek taraflı çıkar amaçlı, yerli sermayeye ya-

naşmasının engellenmesi için yöntemler kanunlar aracılığı ile geliştirilecektir.

u-         Batı, az gelişmişlere ve Türkiye’ye muhtaç çünkü, şişmiş sermayeleri borç vermek

zorundadır, sermaye ihraç etmek zorundadır, nüfus yoğun ve bakir pazarlara, ucuz işgücüne ihtiyaçları vardır, petrol ve madenler bu ülkelerdedir. Bu dezavantaj, Türkiye’nin ve mevcut durumdaki mazlum müttefiklerin yararına bir avantaj, bir koz haline dönüştürülebilmelidir.

ü-         Yabancı yatırım ve sermayenin kontrol altına alınması için bu konuda başarı-

lı örnekler incelenerek uygulamaya geçirilecektir. Günümüzde bazı ülkelerin (örneğin, Çin, Japonya, Güney  Kore, Malezya) kalkınma modelleri ve büyüme yöntemlerinden fayda sağlanacaktır.

1)         İhracata dayalı büyüme.

2)         İthalatın baskı altına alınması.

3)         İthalat hakkının sadece bazı yerli firmalara tanınmış olması.

4)         Gümrük vergilerinin yüksek olması.

5)         Yabancı sermayeli şirketlerin sadece üretim amaçlı ithalat yapabiliyor olması.

6)         Bankacılık ve finans sektörünün dışa kapalı olması.

7)         Kambiyoda kısıtlamaların olması ve sabit kur sisteminin geçerliliği.

8)         Yurt dışına para transferinin sıkı denetim altında olması.

9)         Enerji fiyatlarının dünya piyasasının altında ve sübvanse ediliyor olması.

10)       En az bir ve pazar liderinin bulunmadığı sektöre yabancı yatırımcı izni verilme-

mesi.

v-         Ekonomi bilgi bankası oluşturulacak ve herkese açık olacaktır. Fizibilite, ülke

şartları, şehir, firmalar, altyapı olanakları, teşvik bilgileri, istatistikler, sosyal kültürel durum, pazar araştırmaları vs. bilgileri özel sektörün hizmetine sunulacaktır.

y-         Ulusal yerli iç pazarın ve üretimin büyümesi ile beraber ihracatın da artması için yer-

li büyük sermaye ve KOBİ lerin, milli özelliğimiz olan “akıncılar” heyecanı ile devletin de desteği ve yönlendirilmesi ile Dünya pazarını ele geçirmeleri sağlanacaktır. KOBİ lere yatırım ile örgütlenmeleri sağlanacak, toplumun istihdam yaratan, ARGE yapan, bilgi üreten, ihracat yapan omurgası haline getirilecektir.

z-         KOBİ ler kurulması mümkün olan KOBİBANK ile düşük faizli uzun vadeli kredi, dü-

şük kira, modern ve ucuz altyapı, düşük vergi, ucuz enerji, ortak ve desteklenmiş ARGE, kooperatifçilik, az ve yalın bürokrasi ile teşvik edilecektir.

FİNANS EKONOMİSİ

Madde 101-    Finans ekonomisi konusunda ise:

a-         Bankacılık sisteminde çok güçlü bir denetim sistemi kurulacaktır. Bu sistem

adalet sistemi ile yakından ilişkilendirilecektir. Bankaların kuruluşları ve çalışmaları sırasında çok titiz incelemeler de bulunulacaktır.

b-        Devlet özel bankacılığın sigortası olmayacak ve mevduata devlet garantisi ve-

rilmiyecektir.

c-         Banka birleşmeleri ve kuvvetli sermayeye sahip büyük Türk bankalarının oluşumu

teşvik edilecektir. Çok sayıda küçük ve risk taşıyan banka yerine daha az sayıda, sektörlere göre yapılandırılmış güçlü bankalar kurulacaktır.

ç-         Ekonominin güçlü olabilmesi ve sermaye derinliği olabilmesi için, banka aktifleri-

nin arttırılması gerekmektedir. Faizleri arttırmadan bireyleri mevduata yöneltmenin yöntemleri devreye alınacaktır.

d-        Yastık altı sermaye (6500 ton altın, 50 milyar ABD doları) ve yurt dışı işçilerin var-

lıkları (50 milyar ABD doları) ekonomiye kazandırılabilmek için iktisadi hayatta güven ve istikrar sağlanacak, propaganda yapılacak ve devlet güvencesi verilecektir.

e-         Türk bankacılığı (Ziraat, Halk, Emlak, Ticaret ve Merkez Bankaları) güçlendiri-

lecek, ihtiyacı olan sektörlerin ve halkın ayağına kadar gidilecektir. Tarım  kredi, esnaf, emlak, sanayii vs. sektörlere özgü hizmet verecek bankalar güçlendirilecektir.

f-         Ortadoğu, Ortaasya ve Kafkaslar’ın finans merkezinin Türkiye’de kurulması sağ-

lanacaktır.

g-         Sosyal Güvenlik Kurumları tek şemsiye altında toplanacaktır. Sosyal sigorta

fonlarının cazibesi arttırılıp, prim tahsilatı yükseltilmelidir. Bu kurumlar mevduat sahibi büyük bir banka gibi çalıştırılacaktır. Gelişmiş ülkelerde sermaye ihraç eden ve gelir elde eden fonlara sahip sosyal sigorta kurumları benzeri, Türkiye’deki kurumlar da ulusal sanayiye kredi veren kuruluşlar haline getirilecektir.

ğ-         ABD ve AB para birimlerine bağımlılığın azaltılması gerekmektedir. YTL güç-

lendirilecektir. Bunun için ulusal paranın ülkede her yerde ve her koşulda kullanımı sağlanacak, yabancı para birimi kullanımının ulusal pazarda geçerli para birimi olarak kullanımı engellenecektir.

h-         ABD ve AB ekonomilerinin Doğu ekonomileri tarafından tehdit edildiği ve je

opolitik çıkarlar sebebiyle bölgesel büyük dengesizliklerin (Ortadoğu, Venezüella, Ortaasya vs.) bulunduğu bir ortamda ABD ve AB para birimlerine bağımlı olmak risklidir. Bu durumda altın rezervlerine yatırım yapılması akılcı olacaktır. Altına destek fiyat uygulaması, yastık altı altınların ve yurtdışı gurbetçilerin, jeopolitik ve geleneksel bağlar kullanılarak Ortadoğu, Balkan, Kafkas altınlarının Türkiye’de mevduata dönüşmesi yolunu açacaktır.

ı-          Kısa vadeli sermaye hareketlerinin girişi ve çıkışı kontrol altına alınmak zo-

rundadır. Elektronik para akışının kontrolü için tedbirler alınacaktır. Türkiye ekonomisinin güçlü ve derin olmaması sebebiyle Batı sermayesi için görece küçük miktardaki finans hareketleri, Türkiye’de ekonomik, siyasi, askeri ve toplumsal kültür açısından sarsıcı etki bırakmakta, Türkiye’nin bağımlı hale getirilebilmesi için koz ve yöntem olarak kullanılmaktadır. Bunların tamamı denetim altına alınacak ve faaliyetlerine son verilecektir.

i-          Benzer şekilde sıcak paranın Türkiye’ye girişi ve çıkışı cazip olmaktan çıkarı-

lacaktır. Düşük kur ve yüksek faiz ortamı sıcak paranın hücumuna yol açmakta ancak sıcak para çıkarken krize yol açmaktadır. Aynı şekilde bu ortam Türkiye’yi savunmasız bırakmakta, bağımlılığını arttırmaktadır. Bu ve benzeri bütün finans faaliyetleri denetim altına alınacaktır.

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ KISIM
YOKSULLUK VE YOKSULLUKLA MÜCADELE

YOKSULLUK

İlkeler

Madde 102-    Yoksulluk ve yoksullukla mücadele iktisadi ve sosyal kalkınma sürecinin en önemli ko-

nusudur. İktisadi ve sosyal kalkınma çaba ve faaliyetlerinin belirlenen hedeflere ulaşabilmesi, sürdürebilir güç ve imkanlara sahip olabilmesi yoksullukla mücadele düşüncesine, azim ve kararlılığına bağlıdır. Hiçbir iktisadi kalkınma ve büyüme faaliyeti, yoksulluğu engellemeden, tüketmeden ve ortadan kaldırmadan toplumda huzur ve refahı sağlayamaz. Ancak belirli kesimlerin gelirlerini artıran ve yabancı sermaye akımına dayanan ithal tüketimini özendiren ve milli (ulusal) pazarın gelişmesine engel olan sonuçlar doğurur.

Yoksulluk en gelişmiş ve sanayileşmiş ülkeler de dahil olmak üzere dünyanın hemen hemen her ülkesinde önemli bir sorun oluşturmaktadır. Her devlet varlığının devamı ve toplumunun dirlik ve düzenlik içinde sağlıklı, güvenli bir yaşama ulaşması ve refahı için yoksullukla her alanda mücadeleyi veya mücadele etmek zorunluluğunu politikasının ve uygulamalarının en önemli gündem maddesi saymakta veya saymak gereğini duymaktadır.

Ülkemizin en önemli, gerçek ve temel sorunlarından biri yoksulluk, diğeri cehalettir. Biri, diğerinin sebebi ve sonucu olan, birbirlerini üreten, besleyen ve çözümlerini zorlaştıran bu sorunlar, toplumumuzda genel güvensizliğin ve geleceğe olan ümitlerin yokolmasının başlıca nedenleri ve kaynaklarıdır. Bu sorunlar denetim altına alınmadıkça, iktisadi ve sosyal kalkınmada en öncelikli konular sayılıp, çözülmedikçe kişilerin ve toplumun huzur ve refahını sağlamaya imkan yoktur. Yoksulluk ve cehalet sorunları milli varlığımızın devamı, korunup geliştirilmesi için en büyük tehdit ve tehlikeleri oluşturmaktadır. Bu yaklaşımla, yoksulluk ve cehaletle mücadele milli nitelik taşır ve bir “millet sorunudur”.

Yoksulluk Kavramı, bir bütün olarak, toplumda kabul edilebilir asgari yaşam standardını (ölçüsünü) nelerin oluşturduğu konusundaki tercihleri ve beklentileri yansıtır. Bu tercih ve beklentileri, kimlerin, nasıl ve hangi bilimsel ve kabul edilebilir esaslara uygun şekilde tespit edecekleri önemlidir. Yaşamı sürdürebilmek için gerekli olan asgari gıda, barınak ve giyim ihtiyacı, içinde bulunulan topluma, çevreye zamana ve şartlara göre değişir. Bugün ülkemizde geçimlik düzeyde gıda, barınma ve giyim sağlamak, birçok kişi ve hane halkı (aile) için sorun teşkil etmektedir.

İnsan, toplumsal bir varlıktır. İnsan, maddi ve manevi varlığı, çevre ve toplumla ilişkileri ve etkileşimleriyle bir bütündür. İhtiyaçları da insanın temel özelliğine açıklanan bütünü oluşturan unsur ve alanlara göre ortaya çıkar. İstek, beklenti ve tatmini de bu unsur ve alanlar doğrultusunda doğar, gelişir veya karşılanamaz bir duruma gelerek yok olur. İnsan sadece yemek ihtiyacı olan bir varlık değildir. Başta gıda olmak üzere giyim, barınma, sağlık, eğitim, güvenlik, altyapı, kültür, ortak yaşama, çevresi ve toplumla ilişkiler kurma, fikirleri, becerileri, bilgi ve deneyimleriyle tutum, davranış ve eylemleriyle kendi varlığından doğan üretimler yapma ihtiyaçları olan kutsal bir varlıktır.

Yoksulluk, yaşamın gerektirdiği imkanlardan yoksun olma durumu anlamındadır. Yoksulluk ile yaşam ve yaşamı sürdürme için gerekli olan ihtiyaçlardan mahrum olma arasında tam bir bağ vardır.

Yoksulluk çok boyutlu bir niteliğe sahiptir. Bunların başlıcaları :

a-         Belirli bir düzeyin altında özel tüketim yapmak,

b-        Kişilerin ve hane halkının ihtiyaçlarını sağlamaya yetecek bir gelire sahip olama-

mak,

c-         Asgari yaşam standardının gerektirdiği temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için ye-

terli miktarda geliri elde edememek,

ç-         Asgari yaşam standardına erişememek, maddi mahrumiyetler sonucu kaynaklara

ve üretim etmenlerine erişememek,

d-        Kamusal mal ve hizmetlerden yeterince yararlanamamak,

e-         Toplumsal hayattan, toplumsal etkinliklerden dışlanmak,

f-         Onur ve saygınlığın yitirilmesi tehdidiyle karşı karşıya kalmak gibi durumlardır.

Asgari gıda, konut, sağlık, eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli gelir, araç, donanım ve imkanlarının olmaması sonucu ortaya çıkan yoksulluk, istihdamın yetersizliği (iş ve hizmet alanlarında çalışma) ve değişik türden ayrımcılığın uygulanması oranında artar. Buna “Yoksullaştırma Olgusu” denir. Bu durumda kişi, karar alma mekanizmalarından dışlanır. Siyasi sürece, iş hayatına, kültürel hayata katılımı kısıtlanır ve süreklilik kazanır. Sonuçta “yoksulluk” toplumsal bir tehdit ve tehlike oluşturur. Denetim altına alınması, ortadan kaldırılması gereken “milli bir sorun” durumuna gelir.

Hedefler

Madde 103-                Partimizin “Yoksulluk ve Yoksullukla Mücadele” konularındaki hedefleri aşağıdadır:

a-         Her Türk vatandaşını özgüven içinde, insanlık onur ve saygınlığına yakışır bir ya-

şama hakkına ve bu yaşamını sürdürme imkan ve şartlarına sahip kılacak iktisadi ve sosyal kalkınma planları yapmak ve uygulamak.

b-        Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu arttıracak siyasi, sosyal, iktisa-

di, kültürel, bilim ve teknoloji alanlarında politikalar üretmek, bu politikaları toplumda şuurlaştıracak, kalıcı kılacak önlemler almak.

c-         Yoksulluğun her çeşidini ve değişik her niteliğini denetim altına almak, yoksulluğu

tüketmek ve ortadan kaldırmak.

ç-         Yoksulluğun, çaresizliğin, sömürünün, yoksulluğun ve benzeri tehditlerin üretimin-

de ve sürdürülmesinde başlıca neden ve etken olan cehaletin her türü ile mücadele etmek, yok edilmesini sağlamak.

d-        “Yoksul Bırakma” - “Güçsüz Kılma” - “Toplumda Dışlama” - “Her fırsatta ve her

alanda sömürme” düşünce, tutum ve davranışlarını, girişimlerini, siyasi, iktisadi ve kültürel kuvvet ve etkinliklerle mücadele etmek, bunları etkisiz kılmak, denetim altına almak.

e-         Toplumda gereken özen gösterilmemiş, yeterli bakım ve yardım ulaştırılamamış

tek bir mutlak yoksul bırakmamak,

f-                     Toplumda iktisadi ve sosyal dayanışmayı sürekli kılmak, yaygınlaştırmak, bu konu-

da gereken hukuki önlemleri almak, uygulanan önlemleri geliştirmek, Vakıflar, Dernekler ve Sivil Toplum Örgütleri ile işbirliği yapmak.

g-         Tarihi ve kültürel mirasımızı, zenginliklerimizi, milli ve toplumsal değerlerimizi koru-

yup geliştirerek “Yoksulluk Kütürü”nün etkinliğine ve yayılmasına son vermek.

ğ-         Toplam gelirin artışına paralel olarak gelirin adil ve kabul edilebilir şekilde dağıtıl-

masını sağlamak.

h-         Adil bir vergi düzeni kurmak ve sürekli kılmak.

ı-                     Göç olgusunu önlemek.

Politikalar

Madde 104-                Partimizin “Yoksulluk ve Yoksullukla Mücadele” konusundaki hedeflerine ulaşabil-

mek için izleleyeceği politikalar şunlardır:

a-         Yoksullukla Mücadele Politikaları’nın üç cephesi (yönü): Partimizin yoksulluk-

la mücadele politikaları üç cephede yürütülecektir. Bunlar :

1)         Kişi ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacak (Refah Artışını) politi-

kalar ve uygulamaları sürekli hale getirerek “Genel Yoksulluk” denetim altına alınacak, tüketilecek, etkisiz duruma getirilecektir.

2)         Cehaletle her alanda mücadele edilerek, cehaletin yoksulluğu, yoksulluğun ce-

haleti üretip, yaşatmasına engel olunacaktır.

3)         Mutlak yoksulluk yaşayan vatandaşlara doğrudan ve dolaylı devlet desteği ön-

gören politika ve hukuki düzenlemeler üretilirken kamu dışında kalan özel kuruluşlarda özendirilecek ve desteklenecektir.

b-        Partimizin yoksullukla mücadelede üreteceği politikalarda temel görüş ve yaklaşımı:

1)         Sürdürülebilir iktisadi ve sosyal kalkınmayı kesinlikle gerçekleştirmek.

2)         Yoksulluğu denetim altına almak, tüketmek, etkisiz hale getirip, ortadan kaldır-

mak’tır.

c-         Partimiz açıklanan temel görüş ve mücadele alanlarından İktisadi ve Sosyal Kal-

kınma politikaları çerçevesinde:

1)         Kalkınmada hızı düşük veya etkinlik sağlayamayan bölgelerin geliştirilmesine,

2)         Gelişmekte olan sanayi bölgelerinde ve özellikle KOBİ lerin varlık gösterdiği yer

ve alanlarda yeni faaliyet ve iş alanlarının desteklenmesine,

3)         Genç nüfusun daha kolay istihdamını sağlayacak her türlü önlemlerin alınmasına,

4)         Tarımın bilgi ve teknolojiyle donatılıp tam bir modernizasyonuna, yeni üretim tek-

nik ve çeşitlerinin uygulanmasına; tarımla uğraşanların kişisel gelirlerinin artırılmasına,

5)         Yoksul kırsal alanların desteklenmesine,

6)         Uzun süreli işsizlere yardıma,

7)         Her alanda mukayeseli üstünlüğü sağlayacak “Milli Pazarı” güçlendirecek, ihra-

cat imkanlarını artıracak mal ve hizmetlerin üretilmesine,

8)         Adil gelir dağılımını ve adil bir vergi düzenini gerçekleştirmeye,

9)         Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşlarının iktisadi ve sosyal kalkınmada kendilerine

düşen görev ve sorumlulukları tam ve kesintisiz yerine getirmelerine,

10)       Nerede ve ne konumda olurlarsa olsunlar kamu hizmetlilerinin yoksullukla mü-

cadelede yardımcı, kolaylıştırıcı, yönlendirici, dayanışmacı bir tutum ve davranışlar göstermelerine, ilişkin politikalar üretilecek ve uygulanacaktır.

ç-         Partimiz Yoksulluk ve Cehaletle Mücadelesinde temel politikası Eğitim ve Öğ-

retim’dir. Bu politikada izlenecek ilkeler :

1)         Genellik ve eşitlik.

2)         Eğitim hakkı.

3)         Fırsat ve imkan eşitliği.

4)         Eğitimde süreklilik (yaşam boyu eğitim).

5)         Mesleki bilgi.

6)         İstihdam’dır.

Bu ilkeler doğrultusunda Partimiz :

a)         Eğitim yatırımlarında eşitliği,

b)         Eğitim programlarında yoksul kişilerin çocuklarına her türlü imkan ve fırsatın ta-

nınarak, eğitimlerini arttırmayı,

c)         Yaşam boyu öğrenme fırsat eşitliğini,

ç)         İstihdamın arttırılmasını ve özellikle genç işsizliği önlemeyi,

d)         Herkese bilgi ve iletişim teknolojisi imkanını hazırlamayı ve bu donanımı sağla-

mayı,

e)         Eğitimden yoksun bırakılmışlara eğitim ve öğretimin her düzeyinde ikinci bir

şans kullanmalarını sağlamayı,

f)          Eğitim ve öğretim sistemlerini yaşam boyu öğrenme ilkesi doğrultusunda yeni-

den düzenlemeyi,

g)         Öğrencilerin başarısızlık ve deneyimsizliklerini ortadan kaldıracak önlemleri al-

mayı,

ğ)         Eğitim ve öğretimde kalite ve etkinliğin artırılmasını ve geliştirilmesini esas alan

yol ve yöntemleri uygulamayı,

h)         Tüm okullara (eğitim ve öğretim sistem, düzey ve kademelerine) girişleri kolay-

laştırmayı esas alan politikalar üretecek ve uygulayacaktır.