5. BÖLÜM ( Sosyal Hayat )                                                                      Program <<<

 

BİRİNCİ KISIM
SAĞLIK

SAĞLIK

İlkeler

Madde 150-    Her türlü oluşum, düşünce ve eylemin “insan” için olması gerektiğine inanıyoruz.

a-         Mükemmeliyet İlkesi : Akıl ve vücut sağlığının, bilimin sunduğu en üstün bilgi ve

teknoloji ile en ileri seviyeye ulaştırılması,

b-        Eşitlik İlkesi : Standardize edilmiş mükemmel sağlık hizmetinden yararlanmayan

tek bir vatandaş ve bu hizmetin götürülmediği hiçbir vatan toprağı kalmaması,

c-         Kendine Yetebilme İlkesi : Sağlık alanında verilen tüm hizmetlerin dış kaynakla-

ra ba-ğımlı olmaması,

ç-         Bilinçli Kullanma İlkesi : Sağlık ihtiyaçlarının en etkin ve verimli şekilde karşılan-

ması için halkın eğitimi,

d-        Katılım, Sahiplenme ve Birlikte Hareket Etme ilkesi : Bilgilenme ve tüm birey-

lerin katılımı ile oluşan sahiplenme. Aynı bakış açısının bütüne yansıması sonucu sistemin büyük bir toplumsal güç haline gelmesi ve böylelikle sürekliliğinin sağlanmasıdır.

Hedefler

Madde 151-    Partimizin Sağlık konusundaki hedefleri şunlardır:

a-         Milletimizin akıl ve beden sağlığını korumak ve güçlendirmek.

b-        Türk milletinin yaşadığı her yerleşim birimini, ev, iş tüm açık ve kapalı mekanları

sağlığın, temizliğin, maddi ve manevi güzelliğin, bilim ve teknolojinin ve milli kültürün örneği durumuna getirmek.

c-         Böylece, her yaştaki vatan evlatlarını, çevre şartları ne olursa olsun, yeryüzünde

yaşayan en sağlıklı, en az hastalanan insanlar haline getirmek.

ç-         Sağlık sorunu olan insanlarımızın ise, sağlık hizmeti sunan kurumlara en kolay ve

kısa sürede ulaşmasını, en kaliteli sağlık hizmetini süratle almasını ve kurumdan sağlığına kavuşmuş, yüzü gülerek ayrılmasını sağlamak.

d-        Böylelikle, insanlarımızın güçlü bir milletin parçası olmakla övünen, büyük insanlık

ailesine ışık tutan sağlıklı, mutlu, sevgi dolu ve özgüvenli bireyler olarak yaşamasını sağlamak.

Politikalar

Madde 152-    Hedeflerimize ulaşmak için; Türk milletinin yeniden dirilişi anlamına gelen “Müdafaa-i

Hukuk Hareketi” ruhunu sağlık hizmetleri alanında da seferber etmek politikalarımızın temelini oluşturmaktadır.

Bu temel üzerine oturtulacak; “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”, parti programımızın diğer bölüm ve kısımlarında yer alan ilke, hedef ve politikalarla uyumlu olarak beş yıl sonunda bütünüyle ve eksiksiz olarak hayata geçirilecektir.

“Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” ile ülkemizde sağlık hizmetleri alanında, düşünülüp değerlendirilmemiş hiçbir ekonomik kaynak, çözülmek üzere projelendirilmemiş hiçbir sorun, tamamlanmamış hiçbir yatırım ve hiçbir atıl insan gücü bırakmamak amaçlanmıştır. Yepyeni bir sağlık çağının başlangıcını sağlayacak bu projenin kesintisiz ve eksiksiz gerçekleşebilmesi için, kamu yönetimini; siyasi baskılardan, talep ve isteklerden tamamıyla arındırmak gereklidir. Bunun için lüzumlu olan kanuni düzenlemeler derhal yapılacaktır.

“Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”; dinamik “Müdafaa-i Hukuk Hareketi” ruhu temeli üzerinde altı ayakta durmaktadır:

1-        Kaynak yaratma.

2-        Sorunların yöresel farklarıyla beraber eksiksiz olarak tespit edilmesi.

3-        Farklı sorunlara aynı yüksek sağlık hizmeti kalitesinde farklı çözümler üretebilmek.

4-        Parti programının bütünüyle ve özellikle ekonomi modeliyle uyum ve sinerji içinde

çalışmak.

5-        Kaynakların aktarılacağı sorun çözümlerinin önceliklerine göre sıralanması.

6-        Milletimizin yapılacak tüm işler hakkında bilgilendirilmesi ve desteğinin sağlanması.

Bu tarifte; en öncelikli husus, temel olarak ifade edilen “Müdafaa-i Hukuk Hareketi” ruhudur. Bu ruha verilen önem, “Milli Ortam - Temel ve Kalıcı Unsurlar” başlığı altında Parti Programının en başında yer verilmesi ile anlaşılacağı üzere her türlü çabanın üzerindedir. Çünkü, “dinamizm”imimiz, heyecanımız ve hareketimiz, 1919 larda olduğu gibi bu milli ruhtan güç almaktadır.

Bu temel üzerinde yükselen altı ayaktan en önemlisi, taşıyıcı olan, “Kaynak Yaratma”dır. Bu ayak sağlamlaştırılmadan “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”nin gerçekleşmesi garanti edilemez. Bu konunun güçlü bir yapı içinde geniş kaynakları toplayabilecek şekilde oluşturulması ve tarihimizdeki modellere uyumlu, milletimize ait kültürel birikimin parçası olması, böylelikle kalıcı olma ana kriteri doğrultusunda “Vakıf” olmalıdır, düşüncesindeyiz.

“Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” sağlık alanında halen mevcut bulunan “al-uygula” yapısından:

1-        İncele-yüzleş.

2-        Keşfet-geliştir.

3-        Öze uygun hale getir-uygula.

4-        İhraç et,

modeline devrim niteliğinde bir geçişi amaçlamaktadır. Bu değişim ve dirilişin gerçekleşmesi için, vatandaşlarımızın sadece sağlık tüketicisi değil, öncelikli olarak sağlık üreticisi olma ve sisteme katılım bilinç ve coşkusunu taşımalarının çok önemli olduğuna inanmaktayız. Bu doğrultuda; tüm vatandaşlarımızın aktif olarak katılacakları “Milli Sağlık Vakfı” derhal kurulacak ve ilk iş bu vakfa olabildiğince çok sayıda ve güçlü kaynaklar sağlamak olacaktır.

Sağlık hizmetlerini tek bir çatı altında toplayan bu sağlık organizasyonu ile her bölge il, ilçe, kasaba ve köye aynı hizmetin dengeli olarak götürülmesi, projenin tamamlanacağı beş yılın bitiminde gerçekleşmiş olacaktır. Bu vakıfta, halkımızın doğrudan temsil edilebilmesi için en küçük yerleşim birimi olan her mahallede, o mahallenin muhtarlığında bir “Sivil Sağlık Örgütü” oluşturulacak, bunun başkanı gönüllülük esasına dayanarak o mahallede oturan bir doktor, o ilçenin kaymakamı tarafından tayin edilecek veya otomatikman o mahallenin Aile Hekimi, Sivil Sağlık Örgütü’nün de başı olacaktır. Diğer bir üye sağlık ocağı doktoru yoksa, sağlık evi hemşiresidir. Kalan dört üyenin üçü halktan kişiler ve muhtarın kendisidir. Üç ayda bir olağan olarak toplanan bu örgüt, mahalle ile ilgili sağlık sorunlarını tespit eder, çözüm önerilerinde bulunur, atıl ekonomik kaynakları ve insan güçlerini belirler, tümünü içeren raporu, her yıl 7. ayda Sağlık Bakanlığı “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” Genel Müdürlüğü’ne sunar. Bu bilgiler bir sonraki yılın planının oluşturulmasında değerlendirilir ve ilgili “Sivil Toplum Örgütü”ne verdikleri bilgiler sayesinde, o yıl yapılacaklar hakkında birer karşı rapor gönderilir. Böylelikle, sağlıkda, millet-devlet bütünleşmesi ve kaynaşması pekiştirilecektir. Her mahalle “Sivil Sağlık Örgütü”nün farklı bir bölgede sürekli irtibat halinde olduğu bir “kardeş sağlık örgütü” olacaktır. Bu ilişkiye, toplumumuzun kaynaşması, tasada ve kıvançta “bir” olması için ayrı bir önem veriyoruz.

Türkiye’nin hedeflenen sağlık düzeyine ulaşması için bu vakfı; vatandaşlarımızın tümünü kapsayan genel sağlık sigortası kasasına akacak öncelikle yurtdışı sonra yurtiçi gelir kaynakları, fonlar, iratlar, işletmeler ve halkın sırtına yük teşkil etmeyecek primler ile beslemek gerekmektedir.

Gelir kalemleri arasında en başta yer alacak olan kaynak yurtdışına sağlık hizmeti ihraç etmek olacaktır. ABD de ve AB ülkelerinde, sağlık güvencesi (sigorta) sistemlerinin iflasına yol açan, bu ülkelerde maliyeti çok yüksek olan ağız-diş sağlığı, estetik, genel, kalp, beyin ve sinir cerrahisi dallarında Batı ülkelerine, bu branşlar ve diğer tüm tıp alanlarında; Kafkas, Balkan, Ortadoğu, Afrika ve diğer bütün bölge ülkelerine “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti” hizmetlerini en üstün kalitede ve en uygun şartlarda pazarlamak öncelikli işimizdir. Bu pazarlama yapılırken diğer Türk Devletleri ile sinerji içinde, ekonomik, bilimsel ve kültürel köprüler oluşturularak hareket edilecektir. Bu kardeş devletlerle yapılacak iş birliği, sağlık alanında da çok önem verdiğimiz bir konudur.

Bir takım terminolojilerde “sağlık turizmi” olarak geçen bu husus, bizim programımızda “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”nin içinde, “Konuklara Ultra Sağlık” başlığı ile yer almaktadır. Uygun görülecek metropollerimizde özel sektörle devletin imkanlarının paylaşımı ile gerçekleştirilecek, “Ultra Beşyıldızlı Hastaneler”; hem hedeflerimize ulaşmamız için kaynak oluşturacak, hem de dünyanın birçok yerinde yaşayan, otorite haline gelmiş Türk doktorlarına da uygun çalışma ortamı sağlayarak ülkemizin bir “Bilim Merkezi” haline gelmesine vesile olacaktır.

“Milli Sağlık Vakfı”nda toplanan gelirler ile :

a-         Metropollerde beş yıldızlı hastane sayısı öncelikle satın alma yoluyla süratle

arttırılacaktır. Bu kaliteye ve öngörülen standartlara uyamayacak alt yapıda olanlar yeniden yapılacak veya arsa alanı yeterli değilse diğer bir devlet hizmeti alanında faaliyet göstermek üzere gelir temin edilmesi için değerlendirilecektir. Buna karşılık devasal boyutlarda büyük tam donanımlı hastaneler kurulacaktır. Sağlık hizmetini, en azından tüketim alanlarında sağlanmış çevre şartları seviyesine getirip, yepyeni, çalışanlar ve hastalar için rahat, konforlu bir duruma taşımak ana gayelerimizdendir.

b-        Metropollerde mülkü “Milli Sağlık Vakfı” tarafından sağlanan, her 3000 kişi için bir

“Aile Hekimi” muayenehanesine, Aile Hekimliği Uzmanları tayin edilecek, arzu eden dahiliye uzmanları altı aylık çocuk hastalıkları, altı aylık Küçük Cerrahi ve Kadın Doğum özel kursuna, çocuk uzmanları ise altı aylık dahiliye ve altı aylık Küçük Cerrahi ve Kadın Doğum özel kursuna, Kadın Doğum Uzmanları ise altı aylık dahiliye ve altı aylık çocuk hastalıkları özel kursuna tabi tutulacak, bir sene sonunda “Aile Hekimliği Uzmanları” ordusu süratle arttırılacak, mevcut pratisyen hekimlerden arzu edenler, bu kadronun yanında istihdam edilerek, üç yıl içinde onlara da uzmanlık imtihanı uygulanacaktır. Bu hekimlerin görevi hastayı ayakta tedavi etmektir. Böylelikle tüm yurt sathında gerekli olan “Aile Hekimliği Uzmanı” sayısı sağlanmış olacaktır. Aile Hekimliği Uzmanlarının hizmet standardizasyonu bölge hastanelerinde bulunan Sağlık Bakanlığı Aile Hekimliği Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Aile Hekimliği Uzmanları Koordinatörü” tarafından sağlanacak ve desteklenecektir.

c-         Metropollerde koruyucu hekimlik, sağlık ocaklarında pratisyen hekimler tarafından

yapılmasına devam edilecektir. Birincil görevlerinden kalan vakitte bu hekimler de arzu ettiklerinde ve talep olduğunda poliklinik yapabileceklerdir. Mevcut heyet raporları üzerinden reçete tekrarı yapmak hiçbir hekimin görevi değildir. Heyet Raporu süresi hastalığın cinsine göre uygun sürelerde tekrarlanmak ve ilaçlar ve dozajları ihtiyaç halinde yine heyet vasıtasıyla belirlendikten sonra şu an çalışmakta olan sigorta ve emekli sandığı sistemi üzerinden ilaçlar Nüfus Cüzdanı beyanı ve fotokopisinin teslimi ile, kutuyla değil, sayı ile hastaya veya yakınına eczane tarafından verilecektir. Her bir hastanın (sağlık güvencesi olsun, olmasın) müracaatı sırasında eczane tarafından hastaya “Milli Sağlık Vakfı E-Kartı” da verilecek, her ilaç aldığında bu kart ile takip edilecek, kişinin sağlık ve tüm vatandaşlık özgeçmişi otomatik olarak güncellenecek, gerektiğinde bu kart ilgili yetkili memurlarca değerlendirilebilecektir. Bu kart yenilenen nüfus cüzdanlarının yan bölümü şeklinde “Ziraat Bankası” tarafından bir aylık gelir düzeyi ile sınırlı kredi kartı özelliğini de taşıyacaktır. Böylece hem bu bankanın pazar payı arttırılıp, rekabet şansı sağlanarak yok edilmesi engellenecek, hem de yenilenen kartlar subvanse edilip bu sistemin kuruluş maliyetinin adeta olmaması sağlanacaktır. Kartla ilgili bir diğer husus da, her yıl bir (l) YTL olan “Sağlık Vakfı Yaşatma Payı”nın verilmiş olup olmadığının her ilaç alımında denetlenebilecek olmasıdır. Genel Sağlık Sigortası Primleri ise parti programımızın vergi politikalarında olduğu gibi üretime göre değil, tüketime göre halkımızın sırtına ek bir yük yüklemeden düzenlenecektir.

ç-         Hedeflere ulaşmak için, öncelikle sağlık hizmetlerinde çalışanların görev risk ve

sorumluluğu dikkate alınarak, onların verimli ve etkin olmaları için gerekli olan düzenlemeyi yapmanın, bu personelinin her türlü kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını tatmin olabilecekleri şekilde karşılamanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Metropollerde mevcut şartlarda kişilerin alım gücü yetersizdir. Diğer şehirler, ilçe, kasaba ve köylerde alım gücü olsun ya da olmasın, yeterli bir imkan yoktur.

d-        Şehirlerde, içinde sinema, tiyatro gibi kültür merkezleri, alış veriş merkezleri, spor

salon ve sahaları, parkları, açık-kapalı toplu oturma alanları, yüzme havuzları, her seviye okulları, tam teşekküllü hastaneleri ve müstakil-toplu devlet görevlileri lojmanları olan güvenlik sınırları ve ekibi bulunan sağlıklı yerleşim merkezleri kurulacaktır. Böylelikle, hem metropollerdeki tüm imkanlar ve sosyal şartlar, bütün illere taşınmış olacak, hem de bölge insanı için kültür merkezleri oluşturulmuş olacaktır.

e-         Atalarımızın canları pahasına yurt edinip muhafaza ettikleri ve bize emanet ettikle-

ri, ancak yeterli çalışmayı gerçekleştiremeyip ihmal ettiğimiz kutsal vatan topraklarına bugün hizmet götürmeleri için tayin ettiğimiz evlatlarımız, çok özel istisnalar dışında kendilerini bir süre sonra sürgün edilmiş gibi görmekte ve hissetmektedirler. Bunun sonucunda, büyük bölümü ya bu görev yerinden her türlü imkanlarını değerlendirip kaçmak için çaba harcamakta ya da depresyona girip, kendilerine ve topluma faydasız veya en azından verimsiz bireyler haline gelmektedirler. Kendince şanslı olan bir kısmı ise, “madem bu kötü koşullarda yaşayacağım, bari bu süre içinde yapabildiğim kadar sermaye biriktireyim” düşüncesiyle, yöre insanının mesleği ile ilgili beklenti ve ihtiyaçlarını mevcut sistemin sınırları içinde olabildiğince değerlendirmeye çalışmaktadır. Bunlar yüzleşmemiz gereken gerçeklerdir. Yüzleşmediğimiz sürece de devam edip gidecektir. Suç aranacaksa, bunu kurban ettiğimiz evlatlarımızda değil, bize emanet edilen bu topraklarda, Türk inkılabını tamamlayamamızda aramalıyız.

f-         Mevcut durum kabul edilemez. Bu hal böyle sürüp gidemez. 1938 de kalınan yer-

den tekrar başlanarak, herşey yeniden yapılandırılarak, bu gidiş mutlaka tersine çevrilecektir.

g-         İlçelerde de bu modelin biraz ufağı uygulanacak, kasaba ve köylerdeki her 3000

nüfüsa düşen sağlık ocaklarına bağlı il ve ilçelerde bu büyük kompleks yerleşimlerde oturan hekimler ve hemşireler birer haftalık rotasyonlarla yollanacaktır. Böylelikle, tayin edilen görevliler hayat tarzlarını değiştirme zorunda kalmadan gittikleri her yerde bilgi ve sevgi ile hizmet verecekler, aile düzenlerini, bilimle ve sosyal çevreleri ile bağlantılarını bozmadan hayatlarını sürdüreceklerdir. İl ve ilçelerde yaşadıkları yerleşim-kültür komplekslerinin sabit giderlerinin büyük bir bölümü ise, bu alanlar içinde kurulacak dükkan ve salonların aylık kirası ile sağlanacaktır. Düşüncemiz, projenin beş yıl sonunda tamamlanmasını takiben, en geç iki sene içinde Atamızı yattığı yerde ziyaret edip, başımız dik yaptıklarımızı O’na anlatmaktır.

ğ-         Ayrıca, her köyden hanım gönüllüler istenecek, bölge başhekimlik heyeti tarafın-

dan uygun görülenler, bir sene teorik ve pratik kurs sonucunda başarılı olduğu taktirde kendi köyüne onbeş senelik bir süre için kalıcı ebe hemşire olarak tayin edilecektir. Böylelikle kimse kendini sürgünde hissetmeyecek, işini severek, kendi ve çevresiyle barışık olarak yapacak, farklı çıkar ve beklentiler içine girmeyecektir. Ülkemizin demografik yoğunlukları ile orantılı sağlık personeli dağılımını, başta bu personel olmak üzere, her vatandaşın üzerinde uzlaşmaya varacağı şekilde gerçekleştirmenin en doğru metot olduğunu düşünmekteyiz.

h-         Kaliteli sağlık hizmetinin sürekli olabilmesi için, bütün vatandaşların bu hizmeti

koruma ve ona sahip çıkma yönünde çok boyutlu olarak bilgilendirmeye çok önem veriyoruz. Medya kuruluşlarının belli sürelerde ve alanlarda bu yönde çalışma yapmalarını gerekli kanuni düzenlemeleri yaparak sağlamanın, bu konuda üniversitelere de görev vermenin çok önemli olduğu görüşündeyiz. (Tele-Sağlık Projesi)

ı-          Sağlık alanında kullanılan tüm araç-gereç, aşı ve ilaçların akılcı ölçülerde azami

olarak yerli üretilmesini ve ihraç edilmesini her şart ve durumda mutlaka gerçekleştirmek, bunun için bilim ve teknolojiye öncelik tanımak gerekmektedir. (AR-GE Sağlık Projesi) Bu maksatla, devlet ve özel sektör olarak, araştırma ve geliştirme (AR-GE) çalışmalarına TÜBİTAK kontrol ve önderliğinde çok büyük önem ve yer verilecek, bu konuda yapılan özel girişimlerin önü her türlü kolaylık (vergisizlik, teşvikler v.b.) sağlanarak açılacaktır.

i-          Teşhis ve tedavi alanında, her konuda AR-GE çalışmaları yapmanın, özellikle de

gelecekte sağlık hizmetlerinde en önemli yeri tutacağını öngördüğümüz “Gen Mühendisliği” ve “Nanoteknoloji” alanlarında özel bir çalışma birimi oluşturarak, hastalıkları ortaya çıkmadan veya mikro düzeyde tespit edip, yok etmek için bugünden teknoloji ve bilgi üretmenin, bizi sağlık alanında 2023 yılında ulaşmayı arzu ettiğimiz seviyeye taşıyacağını düşünüyoruz.

j-         Deprem gibi doğal afetler yaşandığında, Türk Ordusu’nun bünyesinde daha ön-

ceden hazırlanmış sağlık ekiplerinin önderliğinde, olağanüstü sağlık organizasyonunu süratle devreye sokabilmenin, milletimizin beklenmeyen tehditler karşısında ölümünü azaltmak için çok değerli olacaktır. Bunun plan ve tatbikatları her yıl yapılacaktır.

k-        Partimiz; “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi” kapsamında yer alan bütün de-

tayları; kaynak yaratma, sorun tespiti, çözüm projeleri, sinerji sağlama, yüksek verim elde etme, iyi pazarlama ve gerçekçi olma noktalarında özenle oluşturmuş ve oluşturmaktadır. Bu projenin düzgün işlemesi için çağa uygun idari yapısı, modern işletme anlayışı ile etkin, bilgi ve teknoloji ile donatılmış, kendi kendini denetleyebilen ve geliştirebilen yepyeni bir bürokrasi misyonu oluşturmayı sadece Sağlık Hizmetlerinin değil, tüm toplum hayatı kısımlarının alt yapısı için gerekli görmekteyiz.

l-          Vatandaşlarımızın sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasının, toplumun sağlık hizmetle-

rinin hiçbir zaman ve şartta; kişilerin, meslek mensuplarının, ve birtakım grupların çıkarlarına bırakılamayacağı inancındayız. Sağlık hizmetlerinin görülmesinde, başta devlet olmak üzere toplumun ve bireylerin görev ve sorumluluklarının iktisadi düşüncelere, rekabetin hizmet kalitesini yükselteceği gibi tek boyutlu anlayışlara bağlı kalınarak, yerli ve özellikle yabancı sermayeye, belli şahıslara ve gruplara terk edilemeyeceği görüşündeyiz. “Türkiye Sağlık Cumhuriyeti Projesi”; sermayenin, bilginin, becerinin, aklın ve teknolojinin içinde yer alacağı ülke çapında bir örgütlenme modeliyle, sağlık hizmetlerinin bütün vatandaşlarımıza eşit, sürekli, dengeli, uygun, kolay, ucuz ve şansa yer bırakmayacak tarzda, etkin ve verimli şekilde ulaşmasını sağlayacak şekilde hazırlanmıştır.

m-        Bu projeyi; “Türkiye Bilgi Cumhuriyeti”, “Türkiye Refah Cumhuriyeti”, “Türkiye Hu-

kuk Cumhuriyeti” projeleri ile entegre şekilde hayata geçirmek ve zamanın değişen şartlarına uygun bir şekilde, ilkelerinden taviz vermeden sonsuzluğa taşımak milli ülkümüzdür.

n-         Sağlık ve sosyal yardım konularında takip ettiğimiz gaye şudur: Yüce Atamız’ın de-

diği gibi; “Milletimizin sıhhatinin korunması ve takviyesi, ölümün azaltılması, sağlıklı nüfusun arttırılması, bulaşıcı ve salgın hastalıkların etkisiz hale getirilmesi, bu suretle millet fertlerinin dinç ve çalışmaya kabiliyetli bir halde sıhhatli vücutlar olarak yetiştirilmesidir.”

 

 

 

İKİNCİ KISIM
MİLLİ EĞİTİM

 

MİLLİ EĞİTİM

İlkeler

Madde 153-    “Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır ve-

ya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terkeder...” (1925) - “Eğitimin gayesi yalnız hükûmete memur yetiştirmek değil, daha ziyade memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, müsbet, atılgan, başladığı işleri başarabilecek yetenekte, dürüst, muhakemeli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri yenmeye hazır ve güçlü gençler yetiştirmektir...” (1928) - “Eğitim ve Öğretimde uygulanacak yol, bilgiyi insan için fazla süs, bir zorbalık aracı yahut medenî bir zevkten ziyade maddî hayatta başarılı olmayı sağlayan pratik ve kullanılması mümkün bir cihaz haline getirmektir...” (1923) Mustafa Kemal ATATÜRK

Millî Eğitimin Amacı: Düşünce, tutum, davranış ve eylemlerinde özgüven ve erdem sahibi; millî ve manevî değerlerle, tarihî ve kültürel mirasa, Cumhuriyete, İnkılâplara, Atatürkçü Düşünceye bağlı; vicdanı ve fikrî hür; girişimlerinde, görevlerinde, çevrelerinde dürüst, çalışkan, bilgi ve teknoloji üreten ve kullanan, cesur ve özverili vatandaşlar ve sayılan bu nitelik ve yeteneklerini sürekli geliştiren nesiller yetiştirmektir.

Millî Eğitimin Hedefi: Halkımızın tamamını Atatürkçü Düşünce doğrultusunda çağdaş eğitim ve öğretim imkânlarına kavuşturmak, bilgi ve teknoloji ile donatmak, eğitim ve öğretimin her alanında, her düzeyinde ve her kademesinde kalitenin yükseltilmesini sağlamak, öğretmenleri, öğretim üyeleri ve görevlileri, kısaca tüm eğitim ve öğretim topluluğunu toplum içinde hakları olan onur ve saygınlığa, iktisadî ve sosyal imkânlara ulaştırmak, okumuş ve yetişkinlerin cehaletine, taklitçiliğine ve güvensizliklerine son verecek önlemleri almaktır.

Uygulama Esası ve Yöntemi: Yukarıda belirtilen amaç ve hedeflerin gerçekleşmesini sağlayacak gerçekçi, tutarlı sistem ve modelleri bulup, istikrar içinde uygulayarak, eğitim ve öğretimin her alanında, her düzeyinde, her kademesinde, ailede, çevrede, iş ve hizmet yerinde bilgi ve teknoloji üretimine, bilgi ve teknoloji kullanma yeteneğinin geliştirilmesine dayanır.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin Görevi: Millî eğitimin amaçları, hedefleri ve uygulama esasları konularında halkımızı aydınlatmak, irşat etmek, yönlendirmek, önerdiği sistem ve modelin halkımızın seçenekleri içerisinde yer almasını sağlayacak kamuoyu oluşturma çaba ve çalışmalarına öncelik vererek, devam ettirmekdir.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin öncüleri ve bu harekete katılanlar önce kendileri bilgi ve teknoloji üretmeye, bilgi ve teknoloji üretimine katılmaya ve ellerindeki bütün imkân ve vasıtalarla ailede, çevrede, eğitim ve öğretim kuruluş ve kurumlarında, iş ve hizmet yerinde bilgi ve teknoloji üretimini, kullanımını, transferini desteklemeye, bu alanda kurumlaşmaya özen göstereceklerdir.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin çağdaş tanımı, bilgi ve teknoloji üretiminde, kullanımında ve etkinliğinde millî bağımsızlığın sağlanmasıdır. 21. yüzyıl ve onu izleyen yüzyıllarda kendi insan gücüne, millî güç unsurlarına ve öz kaynaklarına dayanarak bilgi ve teknoloji üreten, kullanan, yayan ülkeler hür, bağımsız ve refah içinde olacaklar, diğerleri ise bu ülkelere bağımlı kalacaklardır.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi; Türk Milletini bilgi ve teknoloji üreten, kullanan ve yayan toplum yapma mücadelesidir. Bunun yolu da Millî Eğitim’den geçmektedir.

 

MİLLİ EĞİTİM POLİTİKALARI

Madde 154-    Millî Eğitim Politikaları’nın belirlenen hedefler doğrultusunda, amaçlarını gerçekleş-

tirebilmesi ve halkın öğretim ve eğitim taleplerini tam, kesintisiz ve etkin şekilde karşılayabilmesi için herşeyden önce, gerçekçi, tutarlı, çağdaş niteliklere sahip bulunması gerekir. Bu politikanın etkinliği ise, orta ve uzun vadeli ihtiyaçları dikkate alacak öngörüyü esas almasına, sağlanan malî, iktisadî, teknolojik imkân ve gücü üretken biçimde, verimli kullanmasına bağlıdır.

Millî Eğitim Politikalarının başarısı bazı şartlara bağlıdır. Bunlar:

a-         İzlenen politikalar halkın büyük çoğunluğunca kabul edilmeli, özümsenmeli, güven

sağlamalı, halkın maddî ve manevî katılımını ilke kabul edip, uygulanmalıdır.

b-        Toplumun sahibi bulunduğu tarihî ve kültürel mirasa özen gösterilmeli, başarılı uy-

gulamaları dikkate alınmalı ve buna uygun modeller geliştirilmeli, çağdaş bilgi ve teknoloji donatımına özen gösterilmeli, çağdaş bilgi ve teknoloji üretimine yönelmelidir.

c-         İstikrarlı olmalıdır. (Gelecek 15-30-45 yıllık süreçlerdeki oluşumları, gelişmeleri ön

görerek hazırlanmalı, gelip-geçici, cazip, taklitçi girişimlerden kaçınmalı, siyasî iktidarla değişen tutum ve davranışlardan kaçınılacak önlemleri kendi içerisinde almalıdır.)

Politikalar

Madde 155-    Partimizin Milli Eğitim politikaları şunlardır:

a-         İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur. İlk öğretim üç aşamadan

oluşur, 12 yıldır. Devlet okulları tarafından verilir. İlk öğretim parasızdır. Ana okulları, kreşler dışında ilköğretim ile doğrudan ve/veya dolaylı şekilde ilgili olan ve bu eğitimi veren bütün özel okullar millileştirilir. Uluslararası andlaşma hükümleri saklıdır.

b-        12 yıllık zorunlu ilköğretimin:

1)         İlk beş yılında, öğrencilere verilecek eğitimin temel çerçevesi dört grupta toplanır.

•          Türkçe okuyup, yazma, Türk dili özelliklerine, Türk tarih ve kültürüne sahip

olma bilincinin aşılanması,

•          En yakın çevreden başlayarak mahalle, köy, kasaba, şehir, ülke, dünya, uzay

hakkında bilgilerin verilip, araştırmaya yönlendirilmesi,

•          İktisadî ve teknolojik hayatın gerekleri hakkında bilgiyle donatılma ve uygu-

lamalar,

•          Öğrencinin özel beceri, yetenek, istemlerinin tesbiti ve öngörü niteliklerinin

geliştirilmesi.

2)         İkinci üç yılında, öğrencilere verilecek eğitimin çerçevesi de beş grupta toplanır.

•          İlk beş yılda verilen bilgilerin, yapılan araştırma ve uygulamaların teknolojinin

de yardımıyla artırılıp, geliştirilmesi,

•          Öğrenciye vatandaşlık görev ve sorumlulukları hakkında bilgilerin verilip, bu

konuda bilinçlendirilmesi,

•          Öğrencinin siyasî, sosyal, iktisadî, kültürel, teknolojik hayatın gerekleri hak-

kında  bilgiyle donatılması, araştırma ve uygulama yeteneğinin geliştirilmesi,

•          Öğrencilerin temel fen bilimleri alanında (Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji...)

bilgilendirilip, araştırma ve uygulamalarla bu bilgilerin kökleştirilmesi,

•          Öğrencilerin özel beceri, yetenek, öngörü niteliklerinin geliştirilmesi.

3)         Üçüncü dört yılında, öğrencilere verilecek eğitimin çerçevesi altı grupta toplanır.

•          İlk beş ve ikinci üç yılında verilen bilgilerin, yapılan araştırma ve uygulama-

ların yeni bilgi ve teknolojiler yardımıyla geliştirilmesi,

•          Öğrencinin yetenek ve nitelikleri de dikkate alınarak bir yabancı dil öğrenme-

sini sağlayacak, yoğun yabancı dil eğitimi,

•          Öğrencilerin temel fen bilimleri alanında (Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji...)

araştırma ve uygulamalarının yeni bilgi ve teknolojilerin de yardımıyla geliştirilip, proje ve teknoloji üretir duruma getirilmesi,

•          Öğrencilerin sosyal bilimler alanında (Sosyoloji, Psikoloji, Felsefe, Edebiyat,

Tarih ve Coğrafya) yeni bilgilerle donatılması,

•          Öğrencilerin üçüncü dört yılın ikinci yarısından itibaren tüm eğitim süresi için-

de gösterdiği eğilim ve başarılar da dikkate alınarak (a) Fen bilimleri (b) Sosyal bilimler (c) Sanat ve Estetik alanlarına ayrılması ve son iki yıl bu alanlarda yoğun eğitime tabi tutulmaları,

•          Öğrencilerin özel beceri, yetenek, öngörü nitelikleri ve istekleri de dikkate alı-

narak hangi meslek, iş ve hizmet alanına yöneleceklerinin belirlenmesi ve bu yolda yönlendirme çalışmalarının yapılması esasdır. Programlar açıklanan çerçeve içerisinde düzenlenir.

YÜKSEK ÖĞRETİM

Madde 156-    Partimiz Yüksek Öğretim konusunda :

a-         Yüksek Öğretim, meslek, sanat, teknik okullar, eğitim veren araştırma merkezleri

ve enstitüler ile üniversitelerden oluşan bir bütündür. Yüksek öğrenim süresi altı yılı geçemez, paralıdır.

b-        Meslek, sanat, teknik okullar ile eğitim veren araştırma merkezleri ve enstitüler öğ-

renim ve eğitim sürelerine bakılmaksızın Üniversiteler çatısı altında toplanır, üniversitelere bağlı olarak çalışırlar.

c-         İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Uludağ Üni-

versitesi, Ege Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Adana Çukurova Üniversitesi, Van Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi dışında kalan bütün üniversiteler, Vakıf Üniversiteleridir. Bunlar en kısa sürede aşağıda belirtilen esaslar içersinde Vakıf Üniversiteleri hukuk düzenine dönüşeceklerdir.

ç-         Üniversiteler özerk, bilimsel, idarî ve malî özerkliğe sahip kurumlardır. Vakıf Üniver-

siteleri dışında kalan Devlet Üniversiteleri bir çerçeve kanunu içerisinde her biri kendi özelliklerine uygun ve kendi adlarını taşıyan “Tüzükle” faaliyet gösterirler, çalışırlar. Çerçeve Kanunu Üniversite öğretim üyelerinin ve elemanlarının özlük ve sosyal haklarını görev ve sorumluluklarını belirler.

d-        Vakıf Üniversiteleri öncelikle yerel yönetimlerin, halkın ve üniversite çevresinin, gö-

nüllü kuruluşlarının ve şahısların maddî ve manevî imkân ve katkılarıyla kurulur. Vakıf Üniversitesine dönüşecek Üniversiteler de açıklanan kaynak ve güçlere dayanır.

e-         Her Üniversite bulunduğu il, ilçe, bölge ve/veya coğrafî alan ve idarî kuruluş için-

deki meslek, sanat, teknik okullar ile eğitim veren araştırma merkezleri ve enstitüleri kendi çatısı altına alarak ve insan gücü, mal varlıklarını bütünüyle kendisine bağlıyarak eğitim ve öğretim hizmetlerini gerçekleştirirler. Devlet ve Vakıf Üniversitelerinin bu faaliyetleri “Millî Eğitim ve Öğretim Yüksek Konseyi” tarafından belirlenir.

f-         Vakıf Üniversitelerine yapılacak devlet yardımı, her yıl açılacak ve alınacak sonuç-

ları kamu ve özel hizmetlerde esas alınacak, “Devlet Sınavları” başarı puanlarına, uluslararası bilimsel ve teknolojik etkinliklerine bağlı olarak yapılır. Vakıf Üniversitelerine dönüşecek Devlet Üniversiteleri “Millî Eğitim ve Öğretim Yüksek Konseyi”nce bulundukları yerlerin özellikleri, durumları, kadroları dikkate alınarak kısa sürede gerçekleştirilir.

g-         “Millî Eğitim ve Öğretim Yüksek Konseyi” Millî Eğitim Bakanı başkanlığında,

bütün üniversite rektörlerinin katılımıyla oluşacak, devamlı ve sürekli bir kurumdur. Yüksek Öğrenimle ilgili tüm hukukî düzenlemeleri ilgilendiren kanunların, tüzüklerin hazırlanması, malî, idarî, eğitim ve öğretimle ilgili sorunların çözümü bu kurumca yapılır.

 

ÖĞRETMENLERİN YETİŞTİRİLMESİ

Madde 157-    Partimiz Öğretmenlerin Yetiştirilmesi konusunda :

a-         İlköğretim ve meslek, sanat ve teknik yüksek öğretim öğretmenlerinin tamamı yu-

karıda adları yazılı Devlet Üniversiteleri tarafından yetiştirilir. Üniversite öğretim üyeleri, elemanları üniversiteler tarafından, belirlenen çerçeve kanununa uygun olarak, yetiştirilir ve kendi tüzük kurallarına göre görevlendirilir.

b-        İlköğretim ve meslek, sanat ve teknik yüksek öğretim kadrolarında görev alacak

öğretmenlerin maaşları, özlük ve sosyal hakları özel kanunlarla belirlenir. Vakıf Üniversiteleri’nde görevli öğretim üyelerinin ve elemanların maaş, özlük ve sosyal hakları Devlet Üniversiteleri’nde çalışan öğretim üye ve elemanlarından fazla olamaz.

c-         Bütün öğretim kademelerinde ve üniversitelerde öğretim üye ve elemanları ile öğ-

retmenlerin bilgi ve teknoloji üretimlerine katkıları oranında ve yaptıkları araştırmalar da dikkate alınarak ek malî, özlük ve sosyal haklarla ödüllendirilmesi esasdır.

 

ÖĞRETİM HİZMETLERİNDE KAMU’NUN GÖREVİ

Madde 158-    Merkezi ve yerel kamu kurum ve kuruluşları öğretim hizmetlerinde kurucu, yönlendiri-

ci, denetleyici, özendirici, destekleyici konum ve role sahibdirler. Devlet, belirlenen hedefler doğrultusunda eğitim amaçlarını gerçekleştirmekle görevlidir.

Öğretim hizmetlerinin tüm insan gücünü kapsamına alacak, çağdaş bilim ve teknolojiyle donatacak ve toplumun maddî ve manevî hayatını geliştirip, yükseltecek imkân ve vasıtalarının hazırlanıp, kanunî yollarla kullanılması ve hizmetlerin yürütülmesinden devlet sorumludur.

 

ÖĞRETİM HİZMETLERİNDE FERTLERİN GÖREVLERİ

Madde 159-    Fertler, varlık nedenleri ve gelecekleri için eğitim ve öğretim hizmetlerini ve bunlardan

yararlanma imkân ve fırsatlarını hayat tarzlarının değişmez özelliği ve parçası olarak kabul etmek zorundadırlar. Öğretim hizmetlerinden yararlanmak için maddî kaynaklarını ancak kamu kurum ve kuruluşlarının ön gördüğü esaslar içerisinde kullanmaları gerekir.

Fertler, ilköğretim düzeyinde okulların aile birliklerinin ve Vakıf Üniversiteleri’nde, Vakfın asli üyeleridir. Bu üyeliğin gereklerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu görevler onların varlıklarını, onurlarını ve kıvançlarını teşkil edecektir.

 

 

ÜÇÜNCÜ KISIM
GENÇLİK

 

GENÇLİK

İlkeler

Madde 160-    Müdafaa-i Hukuk Hareketi anlayışına göre; Türk inkılâbının gerçek nedenlerini, fikirlerini, oluşumunu anlayan ve benimseyen, Atatürkçü Düşünce doğrultusunda bir hayat tarzını kabul ederek, uygulayan herkes gençtir. Genç, açıklanan düşünceyi şuurlaştıran ve gelecek nesillere ulaştıran kimsedir. Bu yaklaşımla 15-20 yaşındaki bir yobaz ihtiyardır. Yetmiş yaşındaki bir idealist de güçlü bir gençtir.

Gençlik, geleceğimizin güvencesidir.

Milli varlığımızın korunması, geliştirilmesi, devamı ve bekası gençlerimizin geleceğe olan ümitlerine, beklentilerine, bu ümit ve beklentileri gerçekleştirme azim ve kararlılıklarına bağlıdır.

Çeşitli sebepler ve olumsuzluklar sonucu tarihinden koparılmış, içinde yaşadığı toplumun siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel, teknolojik hayatından soyutlanmış, yaşadığı çevrenin oluşumlarından, etkinliklerinden yoksun bırakılmış, sürekli ve ard arda gelen sorunlarla karşı karşıya bırakılmış gençliğin ne kendisine, ne ailesine ve ne de milletine bir yararı olamayacağı yadırganamaz.

Bir toplumun geleceğini risk ve tehdit altına sokmasının ve hatta bilmeden yok etmesinin en kestirme ve kesin yolu gençliğini küçümsemesi, kötülemesi, gençliğin meydana getirdiği potansiyel kuvveti dikkate almaması ve bu büyük gücün boşuna harcanmasına seyirci kalmasıdır.

Sağlıksız, eğitimsiz, işsiz ve özellikle mefküresiz, idealsiz her genç, gelecek on yılların sağlıksız, cahil, her görüşe ve her tehdide açık, işe yaramaz güçsüz ailelerinin kaynağını oluşturur.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi gençlerimizin sağlıklı, eğitim imkanlarına kavuşmuş, iş sahibi insanlar olarak yetişmelerini en önemli milli sorunların başında kabul eder. Bu yaklaşımla, gençlerin milli, manevi, kültürel değerlerle, çağdaş bilgi ve teknolojilerle donatılmış olarak yetişmelerini, eğitilmelerini, toplumun gelişmesini, ilerlemesini sağlayacak bütün oluşumlara, etkinliklere katılıp, karar sahibi olmalarını, toplumla bütünleşmelerini, sağlıklı, güvenli bir ortam içerisinde bilgi, yetenek ve becerilerini artırmalarını ve bunlara uygun iş ve çalışma imkanlarına kavuşmalarını kısaca geleceğin refah içinde mutlu Türk toplumunun hazırlayıcıları olmalarını temel ilke kabul eder.

Hedefler - Politikalar

Madde 161-    Partimizin Gençlik konusundaki hedefleri ve politikalarının esasları aşağıdadır:

a-         Gençlerimizin gerek kendi kişiliklerini, yeteneklerini geliştirmeleri, gerekse toplu-

mun çeşitli alanlarda çağdaş, ileri yeni düşüncelerle, yeni görüşlerle güçlendirilmesi ve olumlu hedeflere ulaştırılması için siyasi, iktisadi, kültürel, teknolojik hayata ve etkinliklere katılmalarını, çevre ve toplumla bütünleşmelerini sağlayıcı faaliyetlerde bulunmak. Yerel, bölgesel, yöresel çalışmaları ve elde edilen sonuçları yaygınlaştırmak.

b-        Atatürkçü Düşünce doğrultusunda milli çıkarlarımızı ve amaçlarımızı gerçekleştire-

cek “Gençlik Örgütleri”nin kurulmasını özendirmek, desteklemek. Bunun için, mahalle, köy, kasaba, şehirlerde “Gönüllü Gençlik Dernekleri”nin kurulmasına öncülük etmek, bunları her vasıta ve imkanlarla aydınlatmak elde edilen sonuçları yurt içinde ve yurt dışında geliştirmek.

c-         Eğitim çağındaki çocuklarımızın, gençlerimizin bilgi, yetenek ve becerilerini sürek-

li artıracak, geliştirecek ve istedikleri eğitim ve öğretim hizmetlerinden kolaylıkla yararlanabilecekleri sistemlerin, örgün ve yaygın öğretim ve eğitim kurum ve kuruluşlarının kurulmasına yardımcı olmak, kurulmuşları desteklemek, açıklanan amaçlara uygun modeller geliştirmek. Bu gibi çalışmalara Gönüllü Gençlik Derneklerinin katılımlarını sağlamak.

ç-         Çeşitli nedenlerle eğitim ve öğretimden yoksun kalmış veya yeterli eğitim ve öğre-

tim alamamış çocuklarımızın, gençlerimizin bu eksikliklerini giderecek, yetenek ve becerilerini geliştirecek özel okullar, meslek okulları, çeşitli kurslar ve benzeri kuruluşlar kurmak, buna halkın ve yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin katılımlarını sağlamak.

d-        Mahallede, köyde, kasabada, şehirde yaşayan ve toplumun çeşitli kesimlerinde

bulunan okul dışı gençliğin eğitim, sağlık, çalışma, sosyal güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak, sorunlarını çözecek modeller geliştirmek. Halkın, yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin katılacakları eğitim, beceri, iş ve çalışma kurum ve kuruluşlarının kurulmalarına öncülük etmek, kurulmuşları desteklemek.

e-         Gençlerimizin sağlıklı, eğitimli, bedensel ve moral bakımından güçlü olmalarını

sağlayacak, yapıcı, yaratıcı yeteneklerinin ve becerilerinin gelişmesine, kişilik, düşünce, beden yönünden güvenli duruma gelmelerine yardımcı olacak okul içi ve okul dışı eğitim, sanat, kültür, spor, izcilik faaliyetlerini özendirmek, desteklemek ve gerektiğinde bu faaliyetleri Gönüllü Gençlik Dernekleri aracılığı ile örgütlemek, yaygınlaştırmak. Bu amaçla, çağdaş kitaplıklar, spor tesisleri, müzik evleri, araştırma ve dokümantasyon merkezleri, görsel imkanlardan yararlanabilecekleri modeller, projeler yapımına öncülük etmek.

f-         Gençlerimize her yerde, her alanda, her konuda çağdaş ve kaliteli hizmetler sunul-

masını, bu hizmetlerden fırsat eşitliği esasına dayanarak yararlanmalarının sağlanması yönünde çalışmalar yapmak özendirici, yönlendirici, denetleyici roller üstlenmek, başarılı görülen hizmetlerin ödüllendirilmesini, yaygınlaşmasını sağlayacak önlemler almak.

g-         Çocuklarımızın, gençlerimizin sigara, alkol, uyuşturucu ve benzeri zararlı alışkan-

lıklardan korunması, kumar, bahis ve benzeri oyun ve eylemlerden uzak tutulması, bulaşıcı hastalıklardan, AİDS gibi felâket getirici ortamlardan korunmaları için her türlü önleyici önlemleri özendirmek, desteklemek gerektiğinde doğrudan almak, daha sağlıklı ortamlarda yaşamlarını sağlayacak programlar geliştirmek, bu programlara halkın, yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin katılımlarını gerçekleştirmek.

ğ-         Gençliğin eğitim ve öğretim, sağlık, sosyal güvenlik, işsizlik, çalışma eksikliği gibi

risklerini karşılayacak, evlenme, iş yeri kurma, işletme gibi durumlarını güvenliğe alacak “Gençlik Güvenlik Sigortası” sistemini özendirip, desteklemek.

h-         Gençliğin eğitim ve öğretim başta olmak üzere çeşitli kamu ve özel hizmetlerden

yararlanabilmesinin, yurt, barınma, beslenme gibi ihtiyaçlarının karşılanmasının gerektirdiği iktisadi imkanları, kredileri sağlayacak “Gençlik Kredi Kurum ve Kuruluşlarının” kurulmasını oluşturulmasını özendirmek, desteklemek, Gönüllü Gençlik Derneklerinin bu kuruluşlara katılımlarını sağlamak. Halkın, yerel yönetimlerin, Sivil Toplum Örgütlerinin açıklanan konuda aydınlatılmasıyla bunların güç birliği yaparak sistemi bir Banka şekline dönüştürerek “Gençlik Bankası” kurulmasını gerçekleştirmek.

ı-          Zihinsel ve bedensel özürlü çocuklarımızın, gençlerimizin sağlık, eğitim ve öğretim

alanındaki ihtiyaçlarını, yetenek ve becerilerini geliştirecek yeni modeller ortaya koymak, bu modellere “Gönüllü Gençlik Derneklerinin” öncülüğünde halkın, yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin katılımlarını sağlamak.

i-          Gençlerin boş zamanlarını değerlendirmeleri, fiziki, sosyal, psikolojik ihtiyaçlarını

karşılamaları fırsat ve imkanlarını hazırlıyacak girişimlerde bulunmak, bu girişimleri kurumlaştıracak önlemler almak, sistemler geliştirmek.

  

 

 

DÖRDÜNCÜ KISIM
ÇALIŞMA HAYATI

 

ÇALIŞMA HAYATI

İlkeler

Madde 162-    Çalışma Hayatı, bireylerin üretim sürecine katılarak oluşturdukları bir varlık alanıdır.

Bireyler emeklerini, becerilerini, uzmanlıklarını, bilgilerini, deneyimlerini kamu veya özel işletmelerin mal, hizmet, bilgi ve teknoloji üretimlerine, belirli ücret, özlük ve sosyal haklar karşılığı, katarak çalışma hayatı içinde yer alırlar ve topluca çalışma hayatını meydana getirirler.

Çalışma hayatının kendine özgü nitelikleri, özellikleri, kuralları vardır. Toplumun başta iktisadî hayatı olmak üzere sosyal, kültürel, teknolojik ve siyasî hayatını etkileyecek, yönlendirecek bir güce sahiptir. Çalışma hayatı millî güç unsurları içinde diğer bütün unsurları harekete geçirici, geliştirici, verimli kılıcı ve millî hedeflere ulaşmada bütünleyici rol oynar.

Çalışma hayatının, insan hak ve özgürlükleri temeli üzerinde, adil, istikrarlı, güçlü ve gelişmeye uygun şekilde devamını hukuk düzeni sağlar. Hukuk düzeninin bu görevi yerine getirebilmesi ise, çalışma hayatının bütün özelliklerini, niteliklerini dikkate almasına, Kamu-Özel Sektör-İşçiler arasında devamlı uzlaşma, dayanışma imkân ve kanallarını açık ve hazır bulundurmasına ve nihayet sürekli çalışma barışını gerçekleştirecek şartları öngörerek kurallaştırmasına bağlıdır.

 

ÇALIŞMA HAYATININ ESASLARI

Madde 163-    Çalışma Hayatının Esasları üç temel düşünceyi ve bu düşüncelere bağlı önerileri

kapsar. Bunlardan; Birincisi; Toplumda huzur, barış, güvenlik ve istikrar içinde varlığını devam ettirecek ve başta ülke kaynak ve zenginliklerinin verimli kullanılması olmak üzere iktisadî gücün ve diğer millî güç unsurlarının dengeli bir şekilde gelişmesini sağlayacak çalışma düzeninin kurulmasıdır. İkincisi; Bireylerin serbest iradeleriyle üretim sürecine katılma imkânlarının hakça ve şartlarının insan hak ve özgürlüklerine yakışır biçimde hazırlanmasıdır. Üçüncüsü; Üretim sürecinde çalışmaları, çabaları, faaliyetleriyle yer alan bireylerin (işçilerin, emekçilerin) ücret, iş, sosyal güvenliklerini sağlayacak ve onların mutlu olmalarının yol ve yöntemlerini gösterecek önlemlerin alınmasıdır.

Hedefler

Madde 164-    Partimizin Çalışma Hayatının Esasları konusundaki hedefleri şunlardır:

a-         Milletimizin varlığı ve bağımsızlığı, refah ve mutluluğu, kişilerin hak ve özgürlükle-

ri, T.C. Devleti’nin yurt içinde ve yurt dışında her alanda ve her konuda etkinliği, millî güç unsurlarının sürekli ve kendini yenileyecek şekilde gelişmeleri, iktisadî kalkınmada yüksek verimin elde edilmesi çalışma hayatının huzur ve güven içinde istikrarlı şekilde işlerliğine bağlıdır.

b-        “Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir.”

c-         Çalışma, Türk vatandaşlarının varoluş nedeni, onurları ve görevidir.

ç-         Çalışma hayatı bir çatışma, sürtüşme, üretimi engelleyen, durduran, zarar veren

rekabet alanı değil, tam aksine barışı, uzlaşmayı, üretimi artıracak kaliteyi yükseltecek, bir dayanışma ve paylaşma alanıdır. Bunun için:

1)         Çalışanların elde edilen gelirden (üretim bazında) adil pay almaları,

2)         Devlet-Özel Sektör-İşçilerin sürekli diyaloglarına açık bir sistemin geliştirilerek

çalışma hayatını düzenleyici, sürekli istikrarı, dayanışmayı, paylaşmayı esas alan önlemlerin hayata geçirilmesi,

3)         Üretim ve bütün özlük ve sosyal hakların iş, liyakat, verim ve kıdem karşılığı

olarak belirlenip, artırılması, fiyat artışlarına karşı korunup, güvence altına alınması,

4)         Çalışanların sürekli eğitimleri, bilgi ve teknoloji ile donatılmaları, bilgi ve tekno-

loji üretir duruma getirilmeleri,

5)         Tüm çalışanlar ve/veya çalışamayacak durumda olanlar için doğru, istikrarlı,

geleceğe yönelik ayırımsız ve kendi kendisini yenileyip, büyüten ve geliştiren tek bir sosyal güvenlik sisteminin kurulup işletilmesi, gerekir.

 

TAM İSTİHDAM

Madde 165-    Dar anlamda tam istihdam, “bir ekonomide çalışma istek ve yeterliliğinde olup da ken-

disiyle aynı beceri sınıfındaki iş gücü için geçerli ücret düzeyinden çalışmayı kabul eden herkesin iş bulabildiği durum demektir...” Geniş anlamda tam istihdam “emekle birlikte sermaye ve doğal kaynakların da tam kapasiteleriyle çalıştırılmalarını, ekonomide boş duran kaynak bulunmamasını ifade eder...”

Partimiz, “Tam İstihdamı” iktisat politikasının en önemli araçlarından biri; iktisadî kalkınmanında hedefi olarak kabul eder. Bu yaklaşımla; Dar anlamda tam istihdam, toplumda hazır bulunan iş gücünün toplumun ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda harekete geçirilerek üretim sürecine etkin ve verimli bir şekilde katılmasının, yönlendirilmesinin sağlanmasıdır. Geniş anlamda tam istihdam ise, iş gücü, sermaye, doğal kaynaklar, bilgi ve teknolojinin toplumun ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda, tam, doğru, kesintisiz ve kendisini sürekli yenileme imkân ve şartları hazırlanarak, üretim sürecine etkin ve verimli şekilde katılmasının, yönlendirilmesinin sağlanmasıdır.

Hedefler - Politikalar

Madde 166-    Partimizin Çalışma Hayatı konusundaki hedefleri ve politikaları şunlardır:

a-         Tam istihdamı yaratacak malî, iktisadî, sosyal, psikolojik ortam ve/veya ortamların

hazırlanması,

b-        Yatırımların, girişim ruhunun, girişimcilerin güçlerini geliştirme azim ve kararlılıkla-

rının özendirilip, desteklenmesi,

c-         Küçük ve orta ölçekli girişimcilere öncelik tanınması,

ç-         Bilgi ve teknoloji ithaline ağırlık verilerek bu konuda Leasing kuruluşlarının yeniden

düzenlenerek, güçlendirilmesi, yabancı sermayenin bu yoldan sağlanması,

d-        Bilgi, teknoloji, deneyim, hizmet kalitesi getirecek yabancı sermaye ve ortaklıkları-

nın özendirilmesi,

e-         Bilgi ve teknoloji üretimine ağırlık, öncelik ve ayrıcalık verilmesi,

f-         Nitelikli iş gücü yetiştirilmesi, mevcut iş gücünün niteliğinin yükseltilmesi, bunun

için iş, meslek, sanat, teknik okulların açılıp, yaygınlaştırılması,

g-         Eğitimin bütün kademelerinde, öğretimin her düzeyinde kalitenin yükseltilmesi ve

hizmet içi, iş başı eğitimine önem verilerek, zorunlu görev haline getirilmesi,

ğ-         Yüksek teknik okul mezunlarının üniversite, üniversite mezunlarının yüksek lisans

öğrenimi görmelerinin ve iktisadî durumun gerektirdiği alanlarda istihdamlarının sağlanması,

h-         Çalışma hayatının yukarıda açıklanan esaslara uygun şekilde yeniden ele alınıp,

düzenlenmesi, gerekir.

 

 

BEŞİNCİ KISIM
ÇEVRE

 

ÇEVRE

İlkeler

Madde 167-    Müdafaa-i Hukuk Hareketi insanı, toplumsal, doğal, moral (psikolojik) ve fiziki varlıkla-

rıyla bir bütün kabul eder. Çevre anlayış ve yaklaşımı da bu bütünlüğü yansıtır. Bu harekete göre Çevre, insanın toplumsal, doğal, moral (psikolojik) ve fiziki varlığının ve bunlar arasındaki ilişkilerin, etkileşimlerin tümüdür.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi'nin amaçlarının başında yaşayan ve doğmamış olan Türk nesillerinin toplumsal, doğal, moral (psikolojik) ve fiziki varlıklarının her türlü tehdit ve tehlikelerden korunması ve bu doğrultuda vatandaşların aydınlatılması, irşat edilmesi ve yönlendirilmesi gerekir. Bugün, insanımızın toplumsal varlığı her türlü çözümleyici, gerici, bölücü, yıkıcı tehlikelere açık durumdadır. Bu durumun en önemli nedeni, Atatürkçü Düşünce'nin toplumumuzu meydana getiren bireylerine verdiği özgüvenin ve çağdaş, ileri, yüksek bir toplum olma aşkının ve kararlılığının yıpranması ve tehdit altına girmesidir.

Yüce Atamızın aramızdan ayrılarak sonsuzluğa yürümesinden sonra, eğitim başta olmak üzere çeşitli yol ve yöntemlerle, dış kaynaklı propagandalarla, yabancı olan her düşünceye, her üretime aşırı hayranlıkla, ideolojik yaklaşımlarla, taklitçilikle bireyin ve toplumun tarih şuuru yok edilmeye çalışılmış, Türk Milletinin binlerce yıllık tarihini meydana getiren her davranış, her eylem, her olay ve her oluşum cehalet, kuşku, garez, küçümseme ve inkar bulutları arasında kaybedilmeye uğraşılmıştır. Temel kültür unsurlarımızı meydana getiren dilimiz, inançlarımız, müziğimiz, folklorumuz, geleneklerimiz ve törelerimiz ne olduğu belirsiz mozayik ve etnik kültür tezleri, politika ve uygulamalarıyla özünden, bütünlüğünden koparılmaya girişilmiş ve açıklanan unsurların gelişmesine engel olunarak gelecekte köksüz, dilsiz, müziksiz, geleneksiz bir toplum yaratılmak istenmiştir. Siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel, bilimsel ve teknolojik hayatımızda, bireylerin güvenlik, sağlık, eğitim gibi doğrudan varlığını ilgilendiren ihtiyaç ve konularda güvensizlikler artmış ve yaygınlaşmıştır. Bütün bunların sonucu olarak toplumsal varlığımızda dayanışma ve uzlaşma yerini bireysel, günlük çıkar ve çatışmalara bırakmış ve Türk insanının özgüveni üzerinde en büyük en önemli olumsuzluklar yaratılmıştır.

 

TOPLUMSAL VARLIĞIMIZ AÇISINDAN DURUM

Madde 168-    Türk Milletinin binlerce yıl içerisinde yarattığı ve üzerinde yaşadığı vatan toprakların-

da devam ettirip, geliştirmeye çalıştığı ve bütün milli güç unsurlarının hazırlanıp, yönlendirilmesi ve yönetiminde kaynak teşkil eden tarihi ve kültürel mirasının ve etkinliklerinin izlenen politikalar, iç ve dış tehditler sonunda yıpratılmaya, çözümlenmeye, bölünmeye ve yok edilmeye çalışıldığı gerçeği ile karşı karşıya kalındığı görülecektir.

Bugün, insanımızın doğal varlığı, sahibi bulunduğu doğal kaynakları ve zenginlikleri, doğa ile ilişkileri ve etkileşimi de üç büyük tehdit ve tehlike altındadır. Bunlardan birincisi; dünyamızın karşı karşıya bulunduğu genel tehdit ve tehlikelerdir. Ozon tabakasındaki delinme, nükleer atıkların depolanması ve yayılması, orman varlığımızın yok olması, su, toprak, hava kirliliği, erozyon gibi tüm insanlığın kaderini etkileyen tehlikelerdir. İkincisi; yurdumuzun kaynaklarını, zenginliklerini ve güzelliklerini her gün artan bir ölçüde bilgisiz, bilinçsiz şekilde kullanma hırsı sonucunda, büyük ölçüde kirletmemiz, yıpratmamız ve yok etmemizdir. Bu durum sürekli kılınabilir, ekonomik kaynaklarımızı da büyük ölçüde etkilediğinden, gelecekteki refah amacımızı tehdit etmektedir.

Toprağımıza gerekli özeni göstermemek, yeşil alanlarımızı yok etmek, her türlü kirliliği kabullenip bir anlamda çirkinliği hayat tarzımız haline getirmek, bu konuda sayısız örneklerden ancak bir kaçıdır. Üçüncüsü ve belkide en önemlisi, insanımızın sahibi bulunduğu doğal kaynaklar konusunda henüz yeterli bir bilgiye ve bilince ulaştırılmamış olmasıdır. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin vatandaşlarının “deniz, deniz kaynakları, denizcilik...” gibi konularda aydınlatılmamış, irşat edilmemiş, şuurlaştırılmamış bulunması, çok büyük bir kayıp olmakla kalmamakta toplumumuzun doğrudan kaderini etkilemektedir.

Deniz-su kaynaklarımız denilince bunun çok küçük bir azınlığın yaz tatilini geçirecek kıyılar şeklinde anlaşılması ve sözde turizme pazarlanacak bir meta sayılması çağımızın en büyük ayıbı, en büyük riski ve tehdidi sayılmalıdır. İnsanımız, aydınlarımız da dahil olmak üzere henüz yerüstü ve yeraltı kaynaklarımızın gücü, özellikleri, nitelikleri ve hatta varlığı hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. 1848-1918 Yılları arasında bu topraklar üzerinde başta petrol (neft), gümüş, bakır, altın olmak üzere yüzlerce maden arama, çıkarma ve işletme imtiyazının verildiği bir ülkede borasıt, yeraltı suları, sayılan başlıca yeraltı zenginlikleri hakkında kaç aydının bilgi sahibi bulunduğunu sormak bile yadırganacak bir durum yaratmaktadır.

Bugün Durum: İnsanımızın moral (psikolojik) varlığı, her yönden gelen ve tekonoljiyle, yeni yöntemlerle desteklenip güçlendirilen olumlu, olumsuz haberlerin ve bilgilerin baskısı altındadır. Bu haber ve bilgilerin önemli bir bölümü de belirli amaçlar, çıkarlar doğrultusunda üretilmektedir. Genel olarak 1980 lerde başlayıp, zamanımıza kadar büyük etkinliklerle devam eden “Enformasyon Çağı”nın etkisi altında kalan dünya ve özellikle Kuzey Yarımküresi insanının karşı karşıya kaldığı kaderi, bizim insanımızda payına düşen şekil ve miktarda paylaşmaktadır.

Bunun yanında insanımız doğal olarak varlığını koruyup, geliştirip, bekasını sağlamaya çalışırken, toplumda karşılaştığı ve çoğu kez kendisinin de muhatap olduğu veya içinde bulunduğu siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel sorunları çözme eğilimi taşımaktadır. Bütün bunlar, yukarıda açıklamaya çalıştığımız "Özgüveni" yıpratılmaya ve hatta yok edilmeye gayret edilen insanımızın, günün her anında hissettiği, anladığı, anlamaya çalıştığı durumlar olarak ortaya çıkmaktadır. Sonuçta ise, insanımızın moral (psikolojik) varlığı en iyimser düşünce ve yaklaşımların dahi kabullendiği bir kirlenmeye uğramaktadır. Bu kirlenme de güvensizlik yaratmakta ve insanımızın düşünce ve hayat tarzı üzerinde kısa bir döngünün sürüp gitmesine sebep olmaktadır.

Bugün, insanımızın fiziki varlığı da yetirsiz beslenmeden başlıyarak, her türlü olumsuz sağlık koşulları altında bulunmakta ve büyük çoğunluğu ile toplumumuz sağlık güvencesinden yoksun bir görünüm sergilemektedir. Bu durum yaşayan nesillerin olduğu kadar doğmamış nesillerinde fiziki varlıklarını tehdit etmektedir.

Hedefler - Politikalar

Madde 169-    Genel hatlarıyla belirtilen çevre şartları ve durumu karşısında Partimizin hedef ve po-

litika esasları aşağıdadır:

a-         Toplumumuz bireylerinde tarih şuurunu yaratacak ve güçlendirecek bilimsel araş-

tırmaları özendirmek, kaynak ve belgelerin toplanmasına, tasnifine, yayınlanmasına, yayılmasına uygun merkezler, arşivler kurmak, kurulmuşları desteklemek, bunların büyük kitlelere ulaşmasını sağlamak.

b-        Türk dili, inançları, müziği, folkloru, gelenekleri, töresi ve temel kültür unsur ve de-

ğerlerinin araştırılmasını, geliştirilmesini, güçlendirilmesini, tüm toplum bireylerinin çalışmalara katılımlarını sağlayacak Ata Kültür Ocakları kurmak, burada açıklanan esaslar içerisinde eğitim, öğretim, beceri kursları açmak, gerekirse sürekli eğitim ve öğretim kuruluşları kurmak, çalıştırmak.

c-         Halkımızı ve toplumumuzun bireylerini her türlü olumsuz, yıkıcı, bölücü, yıpratıcı,

gerici propagandalardan ve enformasyonlardan koruyucu önlemler geliştirmek, onları aydınlatıcı, irşat edici, yönlendirici yayın ve iletişim merkezleri kurmak, işletmek, basın ve yayın hayatında doğrudan ve/veya dolaylı etkinlik sağlamak.

ç-         Çevrenin her türlü ve her yönden gelecek kirliliğini önleyecek önlemler geliştirmek,

bu amaçla çalışan kuruluşları kurumları desteklemek, halkımızı bu konularda aydınlatmak, irşat etmek, gerektiğinde Ata Kültür Ocaklarını çevre konularında da görevli kılmak, yaygın ve etkin çalışmalarını sağlamak.

d-        Halkın ve toplumumuzun bireylerinin beslenme,sağlık, koruyucu hekimlik ve ben-

zeri konular da aydınlatılması ve doğrudan hizmet sunabilmeleri amacıyla Ata Sağlık Ocakları kurmak, yaymak, geliştirmek.

e-         Bütün siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik ve özellikle eğitim, sağlık ve gü-

venlik politikalarında ve uygulamalarında çevre boyutunun dikkate alınmasını sağlayacak girişimlerde bulunmak, bu politikaları üretenleri ve uygulamayanları aydınlatmak, irşat etmek.

f-         Uygulanabilir çevre standartlarını tespit etmek ve yaygınlaştırmak.

g-         Deniz, akarsu, göller ve benzeri alanlarda başta insan sağlığı olmak üzere su

ürünlerinin korunmasına öncelik ve ağırlık veren iktisadi politikaların oluşmasını ve uygulanmasını sağlamak.

ğ-         Kıyı şeritleri başta olmak üzere bütün yapılanmaların öncelikle çevre ve kamu ya-

rarı açısından ele alınmasını, değerlendirilmelerini dikkate alan politika ve uygulamaların yapılmasını sağlayacak girişimlerde bulunmak, izlemek, kamuoyu yaratmak.

h-         İktisadi tüm kaynaklarımız hakkında halkımızı ve toplumumuzun bireylerini aydın-

latmak, irşat etmek ve bunların kullanımlarında kendi kendilerini yeniden üretebilecekleri önlemleri hazırlamak, güneş enerjisi, seracılık ve benzeri faaliyetleri yaymak, desteklemek, özendirmek.

ı-          Kimyasal, fiziksel, radyoaktif ve benzeri atıkların ülke topraklarını, sularını, deniz-

lerini, havasını kirletmesine engel olacak bütün aydınlatıcı, irşat edici faaliyetleri yerine getirmek, gereğinde bunlara engel olacak örgütlenmelere giderek, mücadeleyi sürekli kılmak.

 

 

ALTINCI KISIM
KENTLEŞME

 

KENTLEŞME

İlkeler

Madde 170-    Şehirlerde görülen yığınlaşma, yalnız o kent ve bölge sakinlerinin sağlığını, hak ve

hürriyetlerini, iktisadi, sosyal ve kültürel hayatlarını, güvenliklerini, hayat tarzlarını tehdit etmekle kalmayarak, tüm toplumu ve yaşam çevrelerini etkilemekte, milli varlığımızı çeşitli risklerle karşı karşıya bırakmakta, tarihi ve kültürel değerleri zayıflatıp, çözmektedir. Bu durum ne sanayileşmenin ne çağdaşlaşmanın ve ne de her hangi bir gelişmenin sonucu ve göstergesi olabilir. Aksine, mevcut durum, çarpık ekonomik ve sosyal politikaların, bölgesel dengesizlikler yanında bozulan köy-şehir dengesinin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin, istikrarsızlıkların ve bir anlamda geri kalmışlığın ve çaresizliğin sonucu ve göstergesidir.

Hedefler - Politikalar

Madde 171-    Partimiz, bu anlayış ve yaklaşımla, öncelikle mevcut durumun daha büyük boyutlara

ulaşıp, çözülemez hale gelmesine engel olmayı temel bir düşünce olarak kabul etmektedir. Bu sebeple, şehirlerde yaşayan nüfusun şehir hayatına uygun bir yapıya kavuşturulmasını, yerleşme alanlarının kaliteli ve sağlıklı bir yaşam çevresi oluşturmasını ilke olarak benimsemekte, çok amaçlı, çok yönlü politikalar izlemeyi hedef almaktadır.

Partimizin Kentleşme konusundaki hedefleri ve politikaları şunlardır:

a-         İdari yapılanmaya paralel olarak: İstanbul, Trakya ve Marmara Bölgesi’nin; İz-

mir, Ege Bölgesi’nin; Antalya-Adana, Akdeniz Bölgesi’nin; Diyarbakır-Van, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin; Elazığ-Erzurum, Doğu Anadolu Bölgesi’nin; Trabzon, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin; Samsun, Orta Karadeniz Bölgesi’nin; Zonguldak, Batı Karadeniz Bölgesi’nin; Ankara-Konya ve Kayseri, İç Anadolu Bölgesi’nin; Metropol veya Metropolleşen Yöreleri olarak kabul edilerek, bunlara kendi coğrafi konumlarına ve diğer özelliklerine uygun yeni şehirleşme sistemleri uygulanacak ve her biri iktisadi-sosyal-kültürel kalkınmanın Çekim Merkezleri haline getirilecektir.

1)         Açıklanan Metropollerin imar, iskan, kalkınma, şehircilik, konut üretimi, beledi-

ye hizmetleri ve benzeri faaliyetleri yeniden düzenlenecektir.

2)         Metropollerin mali imkan yaratma ve kullanma esasları belirlenecektir.

3)         Diğer il, ilçe ve köyler ve yeni kurulacak bucaklar birer örnek kalkınma, imar, is-

kan, şehircilik, konut üretimi hizmet üniteleri şekline dönüştürülecek, bunların her biri kendi özelliklerine göre iktisadi kalkınmaya katkı sağlayacak duruma getirecektir.

b-        Metropollerin kendi aralarında ve bölgelerinde bulunan il, ilçe, bucaklarla kalkınma,

destek ve yardımları iletişim, ulaşım, sağlık, eğitim gibi temel ve altyapıyı gerektiren hizmetleri Kamu’nun desteğiyle sağlanacaktır.

1)         Partimizin, iktisadi politikaları dengesizlikleri ortadan kaldıracak, istikrarı sağla

yacak ve özellikle Köy Kalkınmasına ve Köy Hizmetlerine verilen önem ve öncelikle şehirlere olan akını durduracaktır. Metropollerin iktisadi gücünün bölgesindeki illere, ilçelere, bucaklara ve köylere akması değişmez ilke olarak kabul edilecek ve uygulanacaktır.

2)         Organize sanayi bölgeleri bulundukları çevrenin birer örnek uydu imar, iskan,

yerleşim, kalkınma alanı haline getirileceklerdir. Sanayi-ticaret-hizmetler-halk işbirliği modeli bu alanlarda oluşturulacaktır.

 

 

 

 

YEDİNCİ KISIM
KONUTLAŞMA

 

KONUTLAŞMA

İlkeler

Madde 172-    Halkımızın konut sahibi olma istek ve beklentileri hayat tarzımızın bir özelliği, iktisadi

kalkınmamızın gereği, refahın, mutluluğun ve güvenliğin yaygınlaştırılmasının zorunluluğu olarak değerlendirilmelidir. Konut, zenginliğin değil, sosyal adaletin, aile birliğinin sağlanmasının en etkin aracıdır. Mülkiyet hakkının kullanılmasını ve devamının göstergesi, insanca yaşama onurunun ve özel hayatın korunmasının güvencesidir. Devletin vatandaşlarına konut sahibi olacak imkan ve fırsatları hazırlaması, onları özendirmesi ve desteklemesi bir atıfet veya üstlenilmiş bir fazla yük değil, aksine bir yükümlülüğün ve sorumluluğun yerine getirilmesidir. Çünkü, vatandaşların konut sahibi olma hak ve hürriyetlerinin gerçekleştirilmesi çağdaş devlet anlayışının gereğidir.

Hedefler - Politikalar

Madde 173-    Partimizin Konutlaşma konusundaki hedefleri ve politikaları şunlardır:

a-         Partimiz, bu anlayışla konut üretiminin ilke ve esaslarını yeniden belirliyecek, fi-

nansman kaynaklarının destek yol ve yöntemlerini yeniden düzenleyecektir.

b-        Partinin konut üretiminde temel düşüncesi, arsa-konut girdileri, finansman gibi des-

teklerin kamu ve yerel yönetimler tarafından sağlanması, projelendirilmesi esaslarının ve proje üretiminin tamamen kamu ve yerel yönetimlerin sorumluluğuna verilmesi, yapım (üretim) faaliyetlerinin ise, halk tarafından gerçekleştirilmesidir. Halkın, verilen uygun projeleri, belirli girdiler desteğini de elde etmesi halinde konut açığının, standartlara uygun konut üretiminin süratle arttırılarak en kısa zamanda giderileceği kabul edilmelidir. Halkın konut üretimine ilişkin örgütlenme esas ve sistemleri, serbest iradesine bağlıdır. Gereğinde münferit üretimin dahi desteklendirilmesi ve özendirilmesi gözardı edilmiyecektir. Açıklanan temel düşüncenin, uygulamasında kaynak tasarrufu sağlanacağı, ekonomik kalkınmaya gereken katkıların getirileceği açıktır.

c-         Parti, yeni düzenlemeleri tamamen halkın konut üretimine doğrudan katılması te-

meline dayandıracaktır.