|
|
|
|
Sayın Kurucular Kurulu Başkanım, Sayın Genel Başkanım, Değerli
Dava arkadaşlarım,
Konuklarımız,sizleri saygıyla selamlıyorum, hepiniz hoş
geldiniz. T.C.
Anayasalarında AİLE – KADIN –ÇOCUK konusuna geçmeden önce
MHHP’nin Aile – Kadın ve Çocuğa bakışını kısaca özetlemek
istiyorum. AİLE:
Toplum hayatının ve bekanın kaynağı kültür ve medeniyetin
çağdaşlaşma ve ilerlemenin, ekonomik ve sosyal dayanışmanın
,kuvvet ve gücün dayanağıdır. Aile
milli maddi ve manevi değerlerimizin korunup , gelecek
nesillere aktarılmasında milli duygunun ahlakın ve bilincin
geliştirilip devamında, milli birlik ve bütünlüğümüzün
güçlendirilmesinde, sosyal dayanışmanın oluşturulup
uygulamasında, bilgi ve teknolojinin üretiminde temel
unsurdur. Aile kutsaldır ve dokunulmazdır. Kısaca aile Türk
toplumunun temelidir. Eşler arasında her alanda eşitliğe
dayanır. KADIN
: Önce bütün hak ve hürriyetlere sahip bir insan, sonra
saygın ve onurlu , üretken bir kişi, nihayet toplumun
devamında gelişmesinde , bekasında en büyük etken ve özveri
sahibi bir anadır. Türkiye Cumhuriyetinde kadın Türk Millet
Mücadelesi ve Kurtuluş Savaşı döneminde olduğu gibi, bugün
de toplumumuzun en saygın yerinde, her şeyin üstünde yüce ve
onurlu bir varlıktır. Türk Toplumlarında kadın ailenin
direği ve yanan ocağıdır.
ÇOCUKLARIMIZ: Ailelerimizin ve toplumumuzun sahibi
oldukları en değerli ve üzerinde en çok özen gösterilmesi
gereken varlıklardır. Milletimizin ümit ve beklentileri’nin
üzerlerinde toplandığı bu eşsiz varlıklar, geleceğin
büyükleri, insanlığın ve toplumumuzun sorunlarını çözecek,
sorumluluklarını taşıyacak kişileri, Cumhuriyetimizin
vatandaşları ve bekanın da temsilcileridir. Çocuklarımız
yalnız ailelerin değil çevrelerinin, toplumun ve devletin
sorumluluğunda olan varlıklarımızdır. Bu nedenle Ailemiz – Kadınlarımız ve Çocuklarımızın hakları Anayasamız içerisinde yer almaktadır. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren 1924 – 1961 –
1982 Anayasaları hazırlanmıştır. Hazırlanan bu Anayasalar
içerisinde; 1924
ANAYASASI: ikinci TBMM tarafından hazırlanmış ve 20. 04.
1924 tarihinde kabul edilmiştir. Anayasanın ilk halinde
kadınlara seçme ve seçilme hakkı dahi verilmezken 05. 01.
1934 yılında 10. ve 11. Maddelerde yapılan değişiklikle
kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Madde
10: Milletvekili seçmek 22 yaşını bitiren kadın erkek her
Türk’ün hakkıdır. Madde
11: de ise Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk
Milletvekili seçilebilir olarak değiştirilmiştir. 1924
Anayasasında kadınlara yönelik en büyük gelişme budur. 1961 ANAYASASI: 27. 05. 1960 İhtilalinden sonra kurulan Temsilciler Meclisi’nin hazırladığı Anayasa 1961‘de halk oylamasıyla kabul edilmiştir.
1961
Anayasası’nın ikinci kısmında yer alan temel haklar ve
ödevler din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm
Türk vatandaşlarına tanınmıştır. 10. 11.
ve 12. Maddelerde bu husus açıkça belirtilmektedir. Madde
10: Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz ,devredilemez,
vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Madde
11: Temel hak ve hürriyetlerin özü sınırlanması ve kötüye
kullanılamaması. Madde
12: Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi
inanç, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanun önünde
eşittir. Hiçbir
kişiye aileye,zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Temel
hak ve hürriyetlere ilişkin genel hükümlerde hürriyetlerin
sınırı belirlenirken devamında tüm hak ve özgürlükler tek
tek sayılmıştır. Aşağıda
anayasanın sistematiğine uygun olarak temel hak ve
hürriyetler sayılmıştır. Kişinin hakları ve ödevleri 1- Kişi dokunulmazlığı, 2- Özel hayatın korunması, 3- Seyahat ve yerleşme
hürriyeti 4- Düşünce, inanç hak ve
hürriyetleri, 5- Bilim ve sanat hürriyeti, 6- Basın ve yayımla ilgili
hükümler, 7- Toplantı hak ve
hürriyetleri, 8- Hakların korunması ile
ilgili hükümlerdir, 1961 Anayasasında ilk
kez yer alan sosyal ve iktisadi haklar ve ödevler başlığı
altında; 1- Aile’nin korunması 2- Mülkiyet hakkı, 3- Çalışma ve sözleşme
hürriyeti, 4- Sosyal güvenlik, 5- Sağlık hakkı; Siyasi haklar ve
ödevler başlığı altında ise; 1-Vatandaşlık, 2-Seçme ve seçilme hakkı, Yine 1961 anayasasında
ilk kez yer alan siyasi partilerle ilgili hükümlerden; 3-Parti kurma hakkı ve
partilerin siyasi hayattaki yeri, 4-Partilerin uyacakları
esaslar, 5-Kanun hizmetlerine girme hakkı, 6-Vatan hizmeti, 7-Vergi ödevi, 8-Dilekçe hakları
bulunmaktadır. 1982 ANAYASASI; Halen
yürürlükte bulunan 1982 anayasası kadın ve erkek arasında
tam bir eşitlik içermektedir.Özel birkaç madde dışında
“Herkes,herkim,hiç kimse” gibi ayrımcılık içermeyen
kavramlar kullanılmıştır. Anayasanın genelindeki eşitlik ilkesi yaklaşımına ek olarak 10,madde ile ayrıca eşitlik ilkesi güvence altına alınmıştır.Bu madde;herkes ,dil,ırk,renk,cinsi- yet ,siyasi
düşünce, felsefi inanç, din ,mezhep ve benzeri sebeplerle
ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir şeklindedir. -Anayasa’nın
10.maddesinde ki eşitlik ilkesinde yer alan cinsiyet kriteri
bazı maddelerde tekrar edilerek vurgulanmakta bazı
maddelerde de kadınları koruyucu hükümler yer almaktadır.
Örneğin 41. madde;”Aile Türk toplumunun temelidir ve eşler
arasında eşitliğe dayanır.Devlet ailenin huzur ve refahı ile
özellikle Ana’nın ve çocukların korunması ve aile
planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için
gerekli tedbirleri alır,teşkilatı kurar” şeklindedir. -Eğitim
ve öğrenim hakkı ve ödevini düzenleyen 42. maddede
ilköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu
olduğu belirtilerek cinsiyet eşitliği kriteri
tekrarlanmaktadır. -Çalışma
ile ilgili hükümler içerisinde bulunan , çalışma şartları ve
dinlenme hakkını düzenleyen 50. maddede kimsenin
yaşına,cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde
çalıştırılamayacağı belirtilerek cinsiyet eşitliği
vurgulanmakla birlikte aynı maddede küçükler ve kadınların
çalışma şartları bakımından özel olarak korunacakları
ifadesi yer almaktadır. -Anayasa
değişiklikleri çerçevesinde Kadın-Erkek eşitliği açısından
atılan önemli adımlar söz konusudur.Bunlardan ilki
41.maddeye ”Aile Toplumun temelidir.”ibaresinden sonra
gelmek üzere ve “Eşler arasında eşitliğe dayanır.”ibaresinin
eklenmiş olmasıdır. -Diğer
değişiklik ise anayasanın 66. maddesi’nin 2.Fıkrası’nın
“Yabancı babadan ve Türk anadan olan çocuğun vatandaşlığı
kanunla düzenlenir.”şeklindeki ikinci cümlesinin madde
metninden çıkarılmasdır. (17 Ekim 2001 tarihinde yürürlüğe
girmiştir.) -1982
Anayasasında
Anayasada tek tek
sayılmış olup bunlar herhangi bir ayrım gözetilmeksizin tüm
vatandaşlar için öngörülmüştür. Anayasa
mevcut korumalar,kanunlar ve uluslar arası anlaşmalarlada
desteklenmiştir.Cumhuriyet’in kurulmasından sonra yürütülen
devrimler yasal alanda köklü değişiklikler
getirmiştir.Bunlardan biri bilhassa kadınlar açısından
önemli haklar getiren Türk Medeni Kanunudur. 17
Şubat 1926 Tarihin de İsviçre Medeni Kanunundan örnek
alınarak bir medeni kanun çıkarılmıştır.Bu kanun kadın erkek
eşitliği hususunda radikal değişiklikler getirmiş ve
kadınların önünü açarak modern standartlara yaklaşmalarına
hizmet etmiştir.1 Ocak 2002 de yürürlüğe giren yeni Türk
Medeni Kanun ile de , kadın hakları lehine birçok gelişme
olmuştur. Bu
Gelişmeler; -Eski
kanun da aile reisliği kurumu vardı ve aile reisi
kocadır.Yeni medeni yasada aile reisliği kaldırılmış ve
eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetecekleri
düzenlenmiştir. -Eski
kanunda evlilik birliğini temsil yetkisi kocaya aittir.Yeni
yasada temsil yetkisi eşlerin her ikisine de birlikte
verilmiştir. -Evin
seçimini kocanın yapacağı hükmü değiştirilerek eşlerin
oturacakları evi birlikte seçecekleri hükmü getirilmiştir. -Kadına
“Önceki” soyadını kocasının soyadından önce gelmek üzere
kullanabilme hakkı veren ve daha önceden yapılmış olan
değişiklik yeni yasada aynen benimsenmiştir.(1997 yılında) -Eski
medeni kanuna göre eşlerin velayeti birlikte
kullanacağı,anlaşmazlık halinde ise baba’nın reyinin üstün
olacağı hükmü değiştirilerek eşlerin velayeti birlikte
kullanacakları düzenlenmiştir.Anlaşmazlık halindeyse hakim
karar verecektir. - Yeni
medeni yasada eşlerden birinin meslek ve iş seçiminde
diğerinin iznini almak zorunda olmadığı hükmü
getirilmiştir.Bu düzenlemeyle eşler mesleklerini diğer eşten
izin almadan sürdürebilecektir. -Eski
Medeni Kanuna göre diğer rejimlerden biri seçilmemişse
geçerli olan kanuni mal rejimi “Mal Ayrılığı” iken yeni
yasada “Edinilmiş mallara katılma” rejimi getirilmiştir.Her
eşin kendi adına kayıtlı olan mallara sahip olmayan devam
etmesi denilen mal ayrılığı yerine,yeni rejime göre yine
eşler evlenirken başka bir rejim seçmemişlerse evlilik
birliliği’nin kurulmasından sonra her eşin karşılığını
vererek elde ettiği mal varlığı değerleri (edinilmiş
mallar)evliliğin sona ermesiyle eşit olarak
paylaşılır.Kişisel mallar ise sahiplerinde kalır. -Eski
Medeni Kanununa göre evin ve çocukların geçimi kocaya ait
iken Yeni Medeni Yasada,eşler birliğin giderlerine güçleri
oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar şeklinde
düzenlenme yapılmıştır. -Yeni
Yasa ile evlenme yaşı kadın ve erkek için eşitlenerek
yükseltilmiştir.Aile izni ile evlenme halinde 17 yaşını
doldurmak ,mahkeme kararıyla evlenme durumunda 16 yaşının
doldurmak şartı getirilmiştir. -Daha
önce evlenmek için müracat yeri.erkeğin oturduğu yer
evlendirme memurluğu iken Yeni Yasada kadın veya erkeğin
oturduğu yer evlendirme memurluğu olarak düzenlenmiştir. -Genel
hükümlere göre boşanmadan sonra nafaka davaları’nın açılma
yeri davalının ikametgahı yer mahkemesidir.Yeni yasada ise
davacının ikametgahı yer mahkemesi yetkili kılınmıştır. -Yeni
Medeni kanununda evlat edinme konularında önemli yenilikler
getirilmiştir.30 yaşını dolduranlar evlat
edinebilirler,evlat edineceklerin çocuğunun olmaması şartı
kaldırılmıştır. Bunlar
dışında kimlik belgelerinde yer alan “Boşanmış, dul,evliliği
fes edildi.” Gibi ifadelerin toplumsal önyargılar sebebiyle
kadınlar açısından rahatsızlıklar yarattığı
görülmüştür.Bunun üzerine yapılan çalışmalar sonucunda
kimlik belgelerinde ki “Medeni Hal” bölümüne “Evli” veya
“Bekar” ifadesinin yazılaması sağlanmıştır.Bu değişiklik ile
“Boşanmış ,dul evliliği fes edildi” gibi ibarelerinin
kadınlar açısından yarattığı rahatsızlığa son
verilmiştir.Resmi kurumlar tarafından verilen her türlü
kimlik belgelerinin aynı ilke doğrultusunda düzenlenme
çalışmaları tamamlanmıştır. -17
Ocak 1998 yılında Ailenin Korunması hakkında kanun
çıkarılmıştır. Söz
konusu kanun aile üyelerine ailenin diğer üyesi tarafından
şiddet uygulanması halinde bir takım özel tedbirler
alınmasını içermektedir.Bunlar arasında şiddet uygulayan
kişinin oturulan mekandan uzaklaştırılmasına ailenin diğer
bireylerinin geçimi için “Tedbir nafakası” vermesi aile
üyelerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi aile
üyelerinin eşyalarına zarar vermemesi gibi tedbirler
mevcuttur.Şiddet mağdurları bizzat şikayette
bulunabilecekleri gibi ,şiddete tanık olan veya şiddetten
haberi olan kişilerin başvuruları üzerine veya polisin
doğrudan harekete geçmesi üzerine de bu kanun
uygulanabilmektedir.Bu kanuna göre verilecek tedbirler 6 ayı
geçemez. Bunların
dışında ceza kanunu ,iş kanunu ve diğer kanunlarda da kadına
yönelik haklar zamanla genişletilmiş ve erkekle kadın eşit
duruma getirilmeye çalışılmıştır. Kadın
haklarına yönelik büyük bir gelişme ise; 30
Temmuz 2002’de onayladığımız kadın haklarına yönelik uluslar
arası protokol CEDAW’dır.CEDAW kadın ile erkek eşitliğine
dayalı olarak politik,ekonomik,sosyal
Dördüncü Dünya Kadın Konferansında pozitif ayrımcılık veya
geçici özel önlemler olarak adlandırılan yeni bir eşitlik
anlayışı gündeme gelmiştir. Pozitif
ayrımcılık denilince ilk akla gelen parlementoda kadın ve
erkeğin sayısal olarak eşit temsile akla gelse de burada
sınırlı tutulmamalıdır. Bütün karar mekanizmalarında ve
kamusal alanda aynı eşitlik sağlanmak üzere düzenleme
yapılması gerekmektedir. Yeni
Bir Anayasa değişikliğinde önerilerimiz; 1-
Kadınlarımızın siyasi, sosyal,iktisadi,kültürel,bilim ve
teknoloji alanında toplum hayatımızın her kesiminde her
düzeyinde ve her konusunda örgütlenmelerini çağdaş ve ileri
bir ülkenin kadınları olarak yabancı ülkelerde ki kadın
kuruluşları, kamu ve özel kurumları ile ilişkilerde
bulunmalarını özendirmek ,desteklemek,kadın girişimciliğini
artırmak ,geliştirmek üzere teşvik ve destek
mekanizmalarının kapsamlı olarak Anayasasda gözetilmesi. 2-
Çalışan ve ihtiyacı olan annelerin çalışma saatleri içinde
çocuklarının ilköğretim çağına gelinceye kadar sağlıklı
beslenmelerinin bakımlarının, büyümelerinin, eğitimlerinin
her türlü ihtiyaçlarının , hazırlanacak yasa ile anayasa
güvencesi altına alınması. 3-MHHP
‘nin öncelikli hedefleri’nin başında Güçlü Aile-Güçlü
Toplum-Güçlü Devlet anlayışı gelmektedir.Bu nedenle; Ailede
eşler arasında eşitliği, bağlılığı ve dayanışmayı özendirip
güçlendirmek, kadınların yapısal sorunlarını çözmek için
partimizin hedefleri arasında ve anayasamızda devletin
görevleri içinde yer alan Aile-Kadın ve Çocuklarımızın
korunması, güvenliği, sağlığı, bakımı, eğitimi gibi
konuların ve onlara her türlü yardım donanımı sağlamayı ,
gelişmelerini öngören faaliyetlerin kapsamlarının dahada
genişletilmesi, 4-
Üreme sağlığı konusunda ücretsiz hizmet,gebelik ve doğum
sonrasında destekleyici programlar sağlanarak sağlık
güvencesi olmayan yoksul ailelerimize ailenizin doktoru,
aile sağlık ve destek hizmetleri konusunun da yasada yer
alması, 5-Evlilik
hamilelik ve analık izni sebebiyle veya evliliğe bağlı
olarak işten çıkarma ayrımı yasaklanmalı ve cezai sorumluluk
düzenlenmelidir. 6-Küçük
yaşta aile baskısıyla zorunlu evlilik yapılmaması için 18
yaşını doldurması ile ilgili yasa değişikliği yapılması, 7- Yeni
bir yasada çocuk hakları başlığıyla çocuğun koruma hakkı ve
çocukla ilgili eylemlerde çocuğun azami iyiliğinin
gözetilmesi , korunması,çocukların ihmal ve istismarı ile
ilgili görüşler daha kapsamlı anayasada yer almalıdır. 8-, Kadın ticareti ve fahişeliğin istismarının her şekliyle önlenmesi için kadın ve çocuklarımızı koruyucu maddelerin anayasada yer alması, 9- Kırsal kesimde kız öğrencilerin okuldan ayrılma oranlarının düşürülmesi ve okuldan erken ayrılan kız çocukları için eğitim programlarının düzenlenmesini sağlayıcı yasaların konulması, 10- İş hayatında eşit seçim kıstası uygulanmalıdır, 11- Kadınlara karşı aile içi şiddet uygulamasının yasak olduğu açıklıkla ve kararlılıkla belirtilmelidir. 12- Yasa ve tüzük ,yönetmelik adet ve uygulamalarla kadınlara karşı ayrımcılık teşkil eden tüm durumların tespit edilerek fes edilmesi, 13- Okul öncesi kurumları yaygınlaştırılmalı ve ücretsiz hale getirilmelidir, Yeni
bir anayasa hazırlanırken uluslar arası sözleşmelerdeki
haklar da göz önünde bulundurularak kadın ve çocukların
hayatlarına ve haklarına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Pozitif
ayrımcılık hususuda göz önünde bulundurulmaldır.Zira
kadınlar çocuklar,yaşlılar,engelliler ve korunmaya muhtaç
kişiler lehine yapılacak düzenlemeler fırsat eşitliğini
sağlamaya yönelik olduğundan eşitlik ilkesine aykırı
olmayacaktır Beni
sabırla dinlediğiniz için sizlere teşekkür ederim…
|