|
|
|
MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ DENİZ VE
DENİZCİLİK BÖLÜMÜ
Deniz
İşletmeciliği, (Gemi İşletmeciliği), gemi işletmeciliği
yapılması için önce bir ticaret gemisine sahip olmak
gerekir. Ticaret Gemisi, denizde kazanç elde etme
maksadına tahsis edilen veya fiilen böyle bir maksat
için kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin nam
ve hesabına kullanılırsa kullanılsın “Ticaret
Gemisi” sayılır.
Ticaret Gemisi
olarak sefer yapılabilmesi, yük taşıyabilmesi için
sahibi veya işleteni tarafında gemiyi makine ve teçhizat
ile donatarak “Denize Elverişli” hale getirmesi
hukuki zorunluluktur. Denize elverişli olan gemi,
teşkilatı, yükleme durumu, yakıt ve kumanyası,
gemiadamlarının yeterliliği ve sayısı bakımından
yapacağı yolculuğun tehlikelere karşı koyabilmek için
gerekli vasıflara haiz olduğunda gemi “Yola
Elverişli” sayılır.
Bu iki konu yerine
getirildikten sonra gemiye çalışması için sertifika
verilir. Alınan bu sertifikalarla ulusal ve uluslararası
alanlarda yük taşıyabilir.
Gemi
işletmeciliğinde zaman çok önemlidir. Yükün taşınmasıyla
ilgili yapılan anlaşmaların tamamı zamanla ilgilidir.
Gemiler adeta zamanla yarışır. Gemi işletmecisi zamanı,
mücbir sebep haricinde iyi kullanmak zorundadır. Aksi
halde, yük taşıma mukavelesinde belirtilen cezai
müeyyideleri ödeyeceğini ve işini kaybedeceğini bilir.
Gemi işletmeciliği, hukuki açıdan güvenilirlilik esasına
dayanır. Bu işletmelerin çalışma şekil ve şartlarını,
uluslararası hukuk kuralları belirler.
Uluslararası deniz
hukukunda, gemi işleticisine önemli görev ve sorumluluk
yüklenmiştir. Bunların en önemlisi, taşıyanın gemiye
aldığı yolcu ve yükü güven altına alarak, taşımanın
gerçekleşmesi sırasında yapması ve yapılması gereken
kurallardır.
Gemi
işletmeciliğinin en önemli sorunların başında eğitim ve
yetişmiş insan gücü gelmektedir. Gemi sahibi veya
işleticisi, gelişen teknolojiyi de göz önüne alarak
mevzuatın şart koştuğu kurallara uygun şekilde gemisini
donatmalıdır. Ancak, teknoloji ile donatılan gemiyi
kullanacak yetişmiş insanın sıkıntısı yaşanılmaktadır.
Bu teknolojiyi bilen yetişmiş insan gücünün az bulunması
nedeniyle, pazardan pay alması güçleşmektedir. Bu konuda
eğitim veren kurumlarımız yeterli değildir. Uluslararası
alanda yetişmiş insan gücüne çok önem verilmektedir.
Türk gemi işletmeciliğini engelleyen ve tehdit eden konular:
Gemi İşletmeciliği
sorunların başında “eğitim” gelmektedir. Her alanda
olduğu gibi, denizcilik alanında da yanlış eğitim
politikası karşımıza çıkmaktadır. Denizcilik, ulusal
olduğu kadar uluslararası çalışan bir sektördür.
Denizcilik alanında gelişmiş ülkeler ile işbirliği ve
rekabet etme imkânlarını yaratacak ne yazık ki eğitim ve
bilgiye sahip yetişmiş insan gücü yeterli değildir.
Türkiye’de mevcut
üniversite, yüksek okullar ile meslek okullarının vermiş
olduğu mezunlar, filo ihtiyacını kapatmamaktadır. İnşa
edilen veya satın alınan gemi için eğitim kurumlarından
mezun olan kişi sayısı açığı kapatmamaktadır. Bu
nedenle, gemi sahip veya işletmecileri gemilerinde,
yaşı ilerlemiş, yeterli teknolojik bilgiye sahip
olmayanları çalıştırmak zorunda bırakılmıştır. Bu
zorunluluktan dolayı, dış ülkelerde yapılan denetimlerde
bilgi ve beceri noksanlığı nedeniyle sorulan sorulara
cevap verememesi, gemilerin tutuklanmasına neden
olmaktadır.
Diğer bir neden
ise, gemide çalışan kaptan ve zabitlerin İngilizce
lisanına yeteri kadar vakıf olmamasından
kaynaklanmaktadır. Devlet tarafından yapılan gemi
zabitleri yeterlilik sınavları sırasında, İngilizce
lisanına önem verilmeden yeterlilik belgesinin
verilmesi, bugünkü başarısızlığın nedenidir. Eğitim
veren kurumların az olması, bu kurumlardan mezun
olanların ise, ihtiyaca cevap vermemesi, büyük bir
kısmının gemilerde çalışmak istememesi de gemi zabitan
açığını had safhaya taşımıştır. Gemi sahibi veya
işleticisi, yaşı ilerlemiş yeterlilik ehliyetine sahip
olan, ancak teknolojik bilgiye, İngilizce lisanına vakıf
olmayan gemi zabitlerine adeta mahkum edilmiştir.
Donatan veya
işleten, elinde bulunan gemisine yeterli Türk personeli
bulamadığı için gemisine sefer yaptırmakta
zorlanmaktadır. Türk Bayraklı gemilerde yabancı
gemiadamı çalıştırılması ancak, Türkiye’nin T.C.
Bayraklı gemilerinde yabancı gemiadamı çalıştırılmasına
dair anlaşma yaptığı ülkelerin vatandaşlarının
çalıştırılması zorunluluğu vardır.
Gemi sahibi veya
işleten, anlaşma yapılan ülkelerin vatandaşlarını
gemisinde iş vermesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı’ndan izin almak suretiyle çalıştırabilir. Bu
bakanlığa, anlaşma ve diğer tüm evrakın ibraz edilmesini
müteakip, en erken üç ay içinde inceleyerek sonuca
ulaştırılmaktadır. O da, uygun görürse izin vermekte,
uygun görmez ise izin vermemektedir. Bu nedenle
gemilerin bu kadar beklemeye hiçbir zaman tahammülü
yoktur.
Gemiadamı
yetersizliğinden dolayı Türk Bayrağı taşıyan gemiler,
yabancı kolay bayrak devleti altına geçmek zorunda
kalmaktadırlar. Kolay yabancı bayrağa geçen gemiler,
gemiadamı ihraç eden ülkelerden rahatlıkla mukavele
yaparak gemilerini çalıştırmaktadırlar. Bu rahatlık
nedeniyle yabancı kolay bayrak altına geçen gemilerden
dolayı, Türk deniz ticaret filosunun tonajı önemli
ölçüde aşağı seviyelere düşmüştür.
Türkiye
Cumhuriyeti Devleti, bir denizci ülke olmasının
varlığından yoksun bulunmaktadır. Devletin hiç bir resmi
kademesinde denizcilik biriminin veya bilgisinin
bulunmadığını, bundan dolayı denizcilik işlerinin
yürümesi oldukça zora sokulmaktadır. Bu bilgi
yoksunluğundan dolayı, Türk denizciliğinin denizci
ülkeler ile rekabet etme şansı bulunmamaktadır.
Türk
denizciliğinin denizci ülkeler seviyesine getirmenin en
önemli çözümü, eğitimden geçer. Eğitim seviyesi
yükseldikçe, yetişmiş insan gücü çoğalır, bilim ve bilgi
artar. Bilim ve bilgi sahibi olan kişiler ise, görev ve
sorumluluğun ne olduğuna bilerek çalışır. Çalıştığı
sektörde, yapmış olduğu işi bilerek yapar ve bilerek
çalışmanın zevk ve gururunu taşır.
Ülkemizin
üniversitelerinde, denizcilik lisans eğitimine önem
verilmelidir. Yine bu üniversitelerde, denizcilik yüksek
okulların açılmasına önem verilmelidir. Denizcilik
meslek okulları yeterli değildir. Türkiye’nin tüm
sahillerinde bulunan il ve ilçelerde, meslek liselerinin
açılması ile aracı eleman yetiştirilmesi zorunlu hale
getirilmelidir.
Denizcilik
Fakültelerinden mezun olan gemi kaptanı ve zabitanı,
lisans düzeyinde okuduğu kadar 1/1 oranında Türk
Bayraklı gemilerde çalışma mecburiyeti getirilmelidir.
Türkiye’nin
yabancı ülkeler ile gemiadamı çalıştırma anlaşmalarının
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “yabancı
gemiadamı çalıştırılması”na yönelik biriminin
İstanbul’a alınması zorunludur. Gemide çalışacak
elemanın mesleki yeterlilik belgeleri liman
başkanlıkları tarafından kontrol edilmekte ve uygunluk
verilmektedir. Liman başkanlıkları tarafında uygunluğu
verilen bu evrakı Bakanlığın bu birimine vererek kısa
zamanda bu birimden izin verilmesi çok önem taşır.
Gemiadamı
yetersizliğinden, yetişmiş insan gücünün yokluğundan
dolayı bayrak değiştiren gemi sahip ve işletmecilerini,
Türk Bayrağı altına geçmesi teşvik edilmelidir. Halen
mevcut, Uluslararası Gemi Sicili imkânlarından
faydalanmanın yolları yabancı gemiadamı çalıştırılması
yönünden basite indirilmelidir.
Devlet
kademelerinin her birinde, denizcilik bölümünün
bulunması zorunlu hale getirilmelidir. Denizci bir ülke
olmanın yolu, denize önem vermekle başlar. Denize önem
vermek, denizi ve denizciliği aşılamak ve öğretmek
gerekir. Bir devletin sosyal ve iktisadi hayatın en
önemli konuların başında denizcilik ve deniz ticareti ön
planda yerini alır. Denizin bizlere sunduğu nimetlerden
faydalanmanın yolu, denize önem vermekle başlar.
Devlet, denizlerle
olan ilgi ve çıkarları, denizlerin sağladığı nimet ve
kolaylıklardan yararlanma çaba ve uğraşılarını, bu
uğurda çalışmak ve yatırım yapmak isteyen girişimcileri
aydınlatarak teşvik etmelidir. 5.) Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi’nin Görüş ve Önerileri
Denizcilik,
birçok mesleği içinde barındıran güçlü bir çalışma
alanıdır. Başta Gemi olmak üzere Gemi Acenteliği, Gemi
İnşa Sanayii, Deniz Ticaret Filosu, Navlun
Komisyonculuğu ve Gemi Alım-Satım İşleri, Balıkçılık,
Deniz Turizmi, Yatçılık ve Marinacılık, Liman ve Rıhtım
İnşaatı, Sualtı ve Suüstü Sporları, Cansız Sualtı ve
Suüstü Kültür Varlıkları, Kruvaziyer Turizm, Kumculuk,
Bakım ve Onarım, Yakıt-Kumanya ve Malzeme ikmalciliği,
Limancılık, Sigorta ve Gözetim işletmeciliği vb birçok
meslek dalları ortaya çıkar ve bunların tümü ülkenin
Denizcilik alanında faaliyet gösterirler.
Bugün denizci
devletler, deniz hukuku düzeni içerisinde modern
gemileriyle başta Okyanuslar olmak üzere bütün
denizlerde, büyük suyollarında, boğazlar ve körfezlerde
kendi bayrağını taşıyan gemileriyle Denizcilik
alanında büyük mücadeleler vererek faaliyetlerini
sürdürmektedir.
Türkiye’nin de
Türk Bayraklı gemileriyle, denizci devletlerarasına
girerek dünya denizleri, boğazları, körfezleri ve
suyollarında sefer yaparak pazardan pay alan ve rekabet
eden bir denizci ülke olması amaçlanmalıdır.
Denizciliğimizin
kalkınması, otomatik olarak Türk Deniz Kuvvetlerimizin
de daha güçlü, kudretli ve caydırıcı bir hale gelmesini
sağlayacaktır.
Ruhi Duman
İstanbul, 18
Ağustos 2008
|