MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ

DENİZ VE DENİZCİLİK BÖLÜMÜ
 
TÜRKİYE’NİN PETROL ve DOĞAL GAZ SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ 
 
 

  1. Giriş

    Türkiye’nin petrol potansiyeli, petrol arama ve üretim faaliyetleri petrol yasası ile düzenlenmektedir. Bu yasaya göre Türkiye 18 petrol bölgesine ayrılmıştır Arama yapmak isteyen şirketler bu bölgelerde yasanın koyduğu koşullarda arama ruhsatı alabilirler, petrol ve gaz arama ve üretim işini yapabilirler. Petrol şirketlerinin ruhsat bölgelerinde yaptıkları arama faaliyetlerinin sonunda petrol ve gaz keşiflerinin arttığı gözlenmektedir. 
     

    Yurdumuzda petrol ve doğal gaz aramacılığının yapıldığı bölgelerde 1050 arama kuyusu ve 1808 üretim, enjeksiyon ve geliştirme kuyusu açılmış ve irili ufaklı 23 doğal gaz sahası ile 102 petrol sahası keşfedilmiştir. (1) 
     

    Bunlar 2006 yılı sonu itibariyle: (2)

    • Keşfedilen toplam petrol rezervi   984 milyon ton
    • Keşfedilen Doğalgaz rezervi      21,8 milyar m3
    • Üretilebilir petrol rezervi    168 milyon ton
    • Üretilebilir Doğalgaz rezervi       16,4 milyar m3 
 
 

    Türkiye’de ham petrol ve doğal gaz üretiminde TPAO en fazla üretimi sağlayan bir kuruluştur. Ancak son yıllarda azalan arama faaliyetleri ve buna bağlı olarak ta yeni keşiflerin yapılamamış olması petrol ve doğal gaz üretimimizde azalmaya sebep olmaktadır  
     

    2.) Petrol Yatakları (3)

    Türkiye’de petrol aramacılığında açılabilen kuyu sayısı çok azdır. Bugün Türkiye’nin petrol bulunabilecek sahaların ancak % 20 si aranmıştır. Karadeniz ve Ege Denizi’nin petrol potansiyelleri henüz tespit edilmemiştir. Halen petrol üretiminin alındığı bölgelerde derin yataklarda arama yapılmamıştır. 
     

  1. Karadeniz Bölgesi

    Geçtiğimiz yıllarda, Karadeniz’de yapılan aramada 10 milyar varillik petrol yatağının tespit edilmiştir. Planlamaya göre ilk kuyunun 2010 yılında açılması ve 2015 yılında üretime geçilmesi beklenmektedir. TPAO Karadeniz Petrolü’nü, yabancı bir ortak bularak işletmeyi planlanmaktadır. (4)

  1. Marmara Bölgesi,

    Marmara Bölgesi’nde petrol araştırmaları devam etmektedir. Trakya Bölgesi’nden çıkan petrol ve belirlenen rezerv dışında bir gelişme yoktur.

  1. Ege Bölgesi

    Ege Bölgesi’nde petrol araştırmaları karada ve denizde devam etmektedir. MTA ve TPAO tarafından yapılan bu araştırmaların petrol bulgusuyla ilgili olumlu bir sonuca ulaşılmamıştır.

  1. Akdeniz Bölgesi

    Akdeniz Bölgesinde petrol araştırmaları devam edilmektedir, ancak yeterli değildir. Akdeniz bölgesi, petrol araştırılmasından ziyade, petrol ticaret merkezi konumuna gelmiştir. Irak, Kafkas, Rus vb gibi diğer ülkelerin gözü, Türkiye üzerinden Akdeniz’e petrol akıtarak ticaret yapmaktır. Doğu Akdeniz bölgemizde petrol yatakları bulunmuştur. Ancak, rezerv konusunda yeterli bilgiye ulaşılamamıştır.  
     

    Türkiye, tükettiği petrolün %8’ini üretmektedir. Üretilen petrolün çoğunluğu TPAO tarafından gerçekleştirilmektedir.  
     

    3.) Doğal Gaz

    Türkiye’de doğalgaz araştırmalarına yeterince önem verilmemiştir. Bugün için bulunan rezervler, daha evvel tespit edilen rezervlerin üzerine çıkılamamıştır. Bu da gösteriyor ki, doğalgaz araştırmalarına önem verilmediği anlaşılmaktadır. 
     

  1. Karadeniz Bölgesi

    Karadeniz Bölgesi’nde yapılan doğal gaz araştırmaları yeterli olmamakla birlikte, en önemli doğalgaz, Akçakoca açıklarında bulunmuştur. TPAO burada gerekli tesis kurarak boru hattıyla depolara taşımasını yapmaktadır. 

  1. Marmara Bölgesi

    Marmara Bölgesi’nde doğal gaz araştırmaları devam etmektedir. Özellikle Trakya Bölgesi’nde bulunan doğal gaz, bölgenin kısmen ihtiyacını gidermektedir.

  1. Ege Bölgesi

    Ege Bölgesi’nde de doğal gaz araştırmaları devam ettiği söylenmektedir. Ancak, bu bölgede açılan kuyu ve buluntular konusunda somut bir bilgi bulunmamaktadır.

  1. Akdeniz Bölgesi

    Akdeniz Bölgesi’nde yapılan doğalgaz araştırmaları devam etmektedir. Bu bölgenin Burdur ilinde doğal gaz rezervi bulunmuş ve yatırım çalışmaları başlatılmıştır.(5) Akdeniz Bölgesi, petrol ve doğalgaz ticareti üzerinde çok ilgi görmektedir. Özellikle, Türkiye’den İsrail’e doğalgaz boru hattının yapılma projesi güncelliğini korumaktadır.  
     

    Türkiye, tükettiği doğal gazın %2’sini üretmektedir. Üretilen doğal gazın çoğunluğu TPAO tarafından gerçekleştirilmektedir.  
     

    4.) 6326 Sayılı Petrol Kanunu ile 5574 Sayılı Türk Petrol Kanunu ve farkları

    Dünya petrol ve doğal gaz rezervlerinin % 75’i Orta Doğu, Avrupa, Rusya ve Orta Asya ülkelerinde bulunmaktadır.(6) Türkiye gerek coğrafi gerekse jeopolitik konumu ile bu fırsatı değerlendirmeye mecburdur. Türkiye, kara alanları içinde ve denizlerdeki potansiyelini ise henüz tespit etme aşamasındadır. Tüm bu faaliyetleri sürdürebilmesi, bulunduğu coğrafya da oluşabilecek fırsatları değerlendirebilmesi için teknolojiye sahip güçlü, bilgili ve deneyimli bir Millî Petrol Şirketi’ne sahip olmak zorundadır.  
     

    1954 yılında kabul edilen 6326 sayılı Petrol Kanunu yerine Avrupa Birliği’ne aday ülkemizin mevzuatlarını AB normlarına uydurabilmek gayesi ile sürdürülen yasal düzenlemelerin son halkası olan Petrol Kanunu Tasarısı TBMM Genel Kurulunda 17.01.2007 tarihinde “Türk Petrol Kanunu” olarak kabul edilmiş ancak yürürlüğe konulmamıştır. 
     

     
    Yeni kanunda meydana gelen en önemli değişiklik, devletin hükümranlık haklarından kaynaklanan denetim ve sınırlamalarının kaldırıldığı, sektörde tam bir liberalizasyonun hedeflendiği, yabancı sermaye için avantajlı koşulların yaratıldığı ve arama-işletme hakları yerine daha çok üretim aşamasında teşviklerin abartıldığı görülmektedir. Yine önemli konulardan biri ise, bu kanunda “petrol ve gaz” Türkiye için stratejik olmaktan çıkarıldığı gözlenmektedir.

     
    5574 sayılı Türk Petrol Kanunu’nda yer almayan ve değiştirilen önemli konular;

  1. 6236 Sayılı Petrol Kanunu’nun 2’nci maddesi, “T.C. petrol kaynaklarının millî menfaatlere uygun olarak, hızla, sürekli ve etkili şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve değerlendirilmesini sağlamaktır” ibaresinde, “millî menfaatler” ibaresi yeni yasada yer almamıştır.
  2. 3’ncü maddesinde “memleket ihtiyacı” ibaresi yer almamıştır.
  3. 4’ncü maddesinde, “talebin Milli menfaatlere ve bu kanunun maksadına uygun bulunup bulunmadığı”, ibaresi yer almamıştır.
  4. 12’nci maddesinde, “yabancı devletlerin doğrudan ve dolaylı bir biçimde idaresinde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı bir devlet için veya yabancı bir devlet namına hareket eden şahısların, petrol faaliyetlerinde bulunamayacakları, mülk edinemeyecekleri, tesis kuramayacakları” ibaresi yer almamıştır.
  5. 13’ncü maddesinde, “Petrol hakkı sahipleri,1 Ocak 1980’ den sonra keşfettikleri petrol sahalarında ürettikleri ham petrol ve tabiî gazın tamamı üzerinden, kara sahalarında % 55’ini ve deniz sahalarında %65’ini ülke ihtiyacına ayrılır” ibaresi yer almamıştır.
  6. 53’ncü madde, “bir arama sahası, 50.000 hektardan fazla olamaz” ibaresi 100.000 hektar olarak değiştirilmiştir.
  7. 61’nci madde, “bir işletme sahası en çok 25.000 hektardır. 150.000 hektarı aşamaz” ibaresi genişletilmiştir,
  8. 78’nci madde, “Bir arayıcı veya işletmeci, arama veya işletme sahasından istihsal edip depoladığı petrolün %12,5’unu devlet hissesi olarak ödemekle mükelleftir” ibaresi değiştirilmiştir.
 
 

    5.) Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi’nin Görüşleri

    TBMM’den geçen 5574 Sayılı Kanun, Anayasa kurallarına uygun olarak çıkarılmamıştır. Çıkarılan bu yasada, devletin hükümranlığı, millî menfaatleri, memleket ihtiyacı, ülke ihtiyacı, gibi konulara yer verilmemiştir. Çıkarılan bu kanun Anayasa’nın mülkiyet hakkı ile ilgili “Mülkiyet hakkının kullanılması, toplum yararına aykırı olamaz” ilkesine uyum sağlanamamıştır. 
     

    Bu kanunun uygulamaya konulmasıyla çıkması muhtemel sorunlar:

  1. Petrol araştırılması ve işletilmesi için gerekli olan şartlar; talebin millî menfaatlere ve bu kanunun maksadına uygun bulunup bulunmadığı 6326 Sayılı Kanunda belirlenmiştir. Bu şartlar, talep sahibi olan firmaların evvelki faaliyetleri, tecrübeleri, mali iktidarları ve müracaat sırası esas aranırken, 5574 sayılı Kanunda sadece başvurunun mevzuata uygun olması şartı konmuştur. Başvuranın mali yeterliliği ve Kanunun amacını en kısa sürede yerine getirme özelliği şartı aranmaktadır. 5574 sayılı Kanunla milli menfaatlerden, tecrübe ve evvelki faaliyetlerinden vazgeçilmek suretiyle, stratejik öneme sahip petrol ve doğalgaz için herhangi bir şirketin dahi faaliyette bulunmasının önü açılmıştır.
  2. Yabancı devletlerin doğrudan ve dolaylı bir biçimde etkili olabilecekleri şirketler ile yabancı bir devlet için veya yabancı bir devlet namına hareket eden şahısların, petrol araştırma ve işletme faaliyetlerinde bulunamayacakları, mülk edinemeyecekleri ve tesis kuramayacakları hükmü, bu yasadan çıkarılmıştır. Böyle stratejik öneme sahip bir konuda, yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engeller de kaldırılmıştır.
  3. 6326 sayılı Kanunda, 1 Ocak 1980’den önce bulunan petrolün tamamı, bu tarihten sonra bulunan petrol ve gazın karalarda % 65’i denizlerde %55’i ülke ihtiyacına ayrılma zorunluluğu getirilmişti. 5574 sayılı yasada, şirketlerin ürettikleri petrolün tamamını ihraç etme imkanı sağlanmıştır. Stratejik öneme sahip bir ürün olan petrol ve gazın olağanüstü durumlarda kullanımının devletin kontrolü dışına çıkarılması ülke güvenliği açısından bir risk oluşturduğu görülmektedir.
  4. Yine Milli Menfaatler başlığı altında yer alan “Bakan, milli emniyet veya hakkaniyetin gerektirdiği veya israfı önlemenin emrettiği nispette, mevcut kuyulardan kafi miktarda petrol ve gaz üretmelerini, petrol ve gaz hakkı sahiplerinden isteyebilir,” maddesi de yeni yasadan çıkartılmıştır.
  5. 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu ile Türkiye, kara ve deniz olmak üzere iki petrol bölgesine ayrılmıştır. Karalarda 50.000 hektar olan ruhsat alanları 100.000 hektara, denizlerde ise tek bir bölge iken 1.000.000 hektarlık ruhsatlara ayrılmıştır. Eski yasada, bölge bazında ruhsat sayısı sınırlaması mevcut iken yeni yasada bu sınırlama kaldırılmıştır. Ruhsat büyüklüğüne sınırlama getirilirken, sayısına sınırlama getirilmemesinden dolayı, ruhsatlandırmada tekelleşmenin önünü açılmış olacaktır. Ruhsatlardaki sondaj mükellefiyetleri kaldırılmış, süreler ise uzatılmıştır. Bu durum yasanın çıkarılış amacının aksine tekelleşmeye yol açılacaktır. Ayrıca, artırılması hedeflenen arama yatırımlarının durma noktasına gelmesine sebep olacaktır. Arama ruhsatı uzatımı eski yasada keşif yapılmasına bağlı iken yeni yasada petrol ve gaz bulgusu yeterli görülmüştür. Önemli konulardan biri de, ilk 5 yıl için belirlenen programda, kuyu yükümlülüğü konulmaması da aramacılığın en mühim ayağı olan sondaj sayısının azalmasını doğurabilecektir.
  6. 6326 sayılı yasada işletme ruhsatı alanı 25.000 hektarla sınırlandırılırken, mevcut yeni yasada bu sınırlandırılma kaldırılmış ve hektar başına 1.00 YTL gibi cüzi bir ücret alınması getirilmiştir. Bu durum, işletme ruhsatı alımında şirketlere suiistimalinin önü açılmış olacaktır. Zira işletme ruhsatları 30 yıllığına tahsis edilmekte ve 10’ar yıllık sürelerle uzatılabilmektedir. Bu süre dünya ortalamasında 20 yıldır. Sadece üretim sahası için değil etrafında yapılabilecek aramalar içinde ruhsat alanı geniş tutulmak istenebilir. Üretim ruhsatının alınmasını takiben 1 yıl içinde inkişaf kuyusu açma yükümlülüğü kaldırılmıştır. Üretime 1 yıl gerekçesiz ara verilmesinde eski yasada işletme ruhsatı düşürülürken, yeni yasada bu süre iki yıla çıkarılmıştır.
  7. Arama aşamasında yatırımcı şirketlere ek yükümlülükler ve mali yaptırımlar sağlanırken, üretim aşamasında şirketlere abartılı imtiyazlar sağlanmıştır. Devlet hissesi 6326 sayılı yasada %12,5 iken, 5574 sayılı yasada kara ve deniz alanları için ayrı ayrı olmak üzere önemli indirimlere gidilmiştir. Türkiye’de arama yatırımlarını tamamen durdurmuş, sadece eskiden bulunmuş sahaları işleten yabancı petrol şirketlerin lehine %70’e varan indirimlere gidilmiştir. Bu durum, devletin milyonlarca YTL’ik gelir kaybına neden oluşmuştur.
  8. Petrol ve gaz işlemi için yurt dışından getirilen gemi ve personeli, 815 Sayılı Kabotaj Kanunu’ndan istisna tutulmaktadır. Bu madde ile Kabotaj Yasası da işlevsiz hale getirilmiştir.
  9. 5574 sayılı yasada, Türkiye toprak ve karasularında petrol ve gaz aramalarından, pazarlanmasından işletilmesinden elde edilen gelirlerin bir bölümünü teknolojik araştırma ve geliştirme konularına pay ayrılmasına açıklık getirilmemiştir.
  10. 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Petrol Şirketine milli menfaatlerin korunması kapsamında tanınan ayrıcalıklar tamamen kaldırılmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle, 6326 sayılı Kanunun mülga olması, TPAO’nun statüsü de belirsiz hale gelmiştir.
 
 

     6.) Yeniden Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi’nin Çözüm ve Öneriler

    Mevcut 6326 Sayılı Petrol Kanunu ile 5574 Sayılı Türk Petrol Kanunu karşılaştırıldığında, millî çıkarlarımıza ve kamu yararına tamamen ters düşmektedir.  Kabul edilen bu kanun, tamamen yabancı ve bazı yerli şirketlerin taleplerini karşılamaya yönelik hazırlanmış bir kanundur. 
     

    Ülkemizin stratejik ve yaşamsal değeri olan petrol ve doğal gaz kaynaklarımızın nasıl aranıp üretileceğini hüküm altına alınması gereken yeni bir “Millî Petrol Kanunu” ele alınmalıdır.  
     

    Ele alınacak bu kanunda:

  1. Millî Petrol Kanunu, mevcut Anayasa’ya uygun olarak çıkarılmalıdır.
  2. Kanunun Amacı, ülkemizin petrol ve doğal gaz potansiyelini, millî çıkarlarımıza ve kamu yararına uygun olarak ortaya koyulmalıdır.
  3. Ülkemiz topraklarında ve karasularımızda yapılan petrol ve doğal gaz aramalarının, “millî menfaatlerimize uygun olarak” aranmalı ve ruhsat verilmelidir.
  4. TPAO’nun devlet adına faaliyet gösteren mevcut konumu korunmalıdır. 
  5. Yabancı ve özel şirketlerin ürettikleri petrol ve doğal gazın gereken miktarının ülke ihtiyacı için ayrılmasının garantisi alınmalıdır.
  6. Yabancı devlet adına hareket eden özel ve/veya tüzel kişilere petrol ve doğal gaz arama faaliyeti izni verilirken; millî çıkarlarımızın korunmasının sağlanması,
  7. Devlet hissesinin 6326 sayılı kanunda olduğu gibi % 12,5 olarak korunmasını,
  8. Petrol ve doğal gaz üretimlerinde, devlete hisse verilmesi,
 
 

    vb gibi millî çıkarlarımıza uygun olarak bir “Millî Petrol Kanunu” çıkarılması önerilir.  
     

    Kaynaklar   :

    1. Prof. Dr. Ender Okandan ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Petrol Araştırma Merkezi.
    2. TPAO Petrol İşleri Genel Müdürlüğü İstatistiği,
    3. Prof. Dr. Ender Okandan ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Petrol Araştırma Merkezi.
    4. Yurdal Öztaş TPAO Genel Müdür Yardımcısı, 3.8.2008 günlü açıklaması,
    5. Adnan Eroğlu TPAO Trakya Bölge Müdürü açıklaması,
    6. Türkiye Petrol Jeologları Derneği Raporu 24.8.2007
 
 

    Ruhi Duman 

    İstanbul, 15 Ağustos 2008