Geçmiş Haftalarda Yayınlananları Oku

 

BANKALAR KANUNU HAKKINDA
MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ’NİN GÖRÜŞÜ
 
 

Sanayiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Ağustos 2007 
 

İlki 18 Haziran 1999’da kabul edilen Bankalar Kanunu bugüne kadar altı defa değiştirilmiştir. En son olarak, 5354 no’lu Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 25.5.2005 tarihinde kabul edilmiştir.  
 

Yabancı sermaye, maden, petrol, orman, endüstri bölgeleri ile ilgili kanunlarda olduğu gibi Bankalar Kanunu ve onun değişiklikleri hakkındaki kanunlar, küresel sermayenin çıkar ve talepleri doğrultusunda hazırlanmış ve çıkartılmış, milli menfaatler göz ardı edilmiştir.  
 

Sonuncu Bankalar Kanunu’ndaki cümlelerden bir tanesi bunun güzel örneklerindendir: “(...) Bu şirket ve iştiraklerin % 49'undan fazlası ile bunlara ait her türlü mal, hak ve varlıklar, gayrimenkullerle ilgili özel kanunlarındaki kısıtlamalar saklı kalmak kaydıyla yabancı gerçek ve tüzel kişilere satılabilir. (...)” 
 

Ulusal bankaların yabancılara satışı ile Türk bankacılık sistemi çökmenin eşiğine gelmiştir. Bugün bankacılık sektörünün sermaye büyüklüğü olarak  %45’i, kontrol hissesi olarka bakıldığında %50’si yabancıların eline geçmiştir.  
 

Satışa çıkarılan büyük ulusal bankaları da hesaba kattığımızda (Ziraat Bankası’nın tamamı, Halkbank ve Vakıfbank’ın yüzde 51’i) sermaye büyüklüğü olarak %80, kontrol oranı ise %90’lara çıkacaktır. 
 

Bu oranlar, bize banka satışlarını teşvik eden batılı ülkelerde hiç de bu şekilde değildir: Almanya’da yabancı sermaye payı yüzde 5, İtalya’da yüzde 8, İspanya’da yüzde 10, Hollanda’da yüzde 11, Danimarka’da yüzde 17, Avusturya, Fransa ve Yunanistan’da yüzde 19’dur. 
 

Her ne kadar küresel sermaye, onun IMF, Dünya Bankası gibi kurumları, kayıtsız şartsız yabancı sermaye taraftarları ve medya tersini iddia etse de bu durumun milli çıkarlar açısından bakıldığında sayısız zararı vardır:  
 

  • Bankalar, ülke vatandaşlarının, kurum ve kurluşlarının ve şirketlerinin tasarruflarını yönetir. Bankalar yabancıların eline geçerse bu tasarrufları yabancılar yönetir. Bugün yabancılar Türk Halkı’nın trilyona varan aktiflerini kontrol eder hale gelmiştir.
  • Bankalar ülkenin ekonomi ve finans parametrelerini kontrol eder. Bankalar yabancıların eline geçerse bu parametreleri yabancılar yönetir.
  • Geçmişte de yaşadığımız üzere, bu kadar büyüyen yabancı banka sermayesi finansal veya politik çıkarları için ülkeyi terketmesi durumunda, değil bankacılık sektörünü, Tüm ülke ekonomisini çökertebilecektir.
  • Bankacılık oligopole dönecek, Milli Çıkarlar gözetilerek planlama ve uygulama yapma hareket esnekliği kaybedilecektir.
  • Bankacılık, sadece sermayenin biriktiği ve yönlendirildiği sektör değildir. Bankacılık aynı zamanda ülkenin tüm şirket, kurum, kuruluş ve bireylerinin bilgilerinin depolandığı bir enformasyon sistemidir. Özellikle önümüzdeki yıllarda devreye girecek olan Basel II kriterleri ile, tüm aktörlerin kredibiliteleri ölçülecek, bunun için her türlü bilgi bankalar tarafından tutulacak ve işlenecektir. Dolayısıyla bir Banka satıldığında satılanın sadece Sermaye büyüklüğü değil, ülkenin enformasyon sistemi olduğunu da unutmamak gerekmektedir.
 
 

Müdafaa-i Hukuk Hareketi, Bankalar Kanunu’nu yeniden ele alacak ve Tam Bağımsızlık ilkesiyle, Milli Çıkarların korunması ve geliştirilmesi doğrultusunda değiştirecektir.