ENDÜSTRİ BÖLGELERİ KANUNU HAKKINDA
MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ’NİN GÖRÜŞÜ
Sanayiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı,
Ağustos 2007
19 Ocak 2002’de resmi gazetede yayımlanan
4737 no’lu Endüstri Bölgeleri Kanunu,
müteakip 1 Temmuz 2004 tarihinde 5195 no’lu
Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun yayımlanmıştır.
Bu kanun da Yabancı Sermaye, Maden, Petrol,
Orman, Tarım Kanunları gibi Küresel
Sermaye’nin IMF aracılığı ile dayattığı,
Yabancı Sermaye’nin Türkiye’deki
uzantılarının propagandasını yaptığı ve
milletin vekillerinin de onayladığı kanun
serisinin içerisinde yer alır. Milli
çıkarlar ve halkın refahı yerine Küresel
sermayenin ve yerli işbirlikçilerinin çıkarı
gözetilerek çıkartılmış yasalardan biri olan
bu kanuna her ne kadar bazı sivil toplum
örgütleri ve aydınların itirazları gelmiş
olsa da, bu itirazlar cılız kalmış, medyanın
da bilinçli olarak gündemden uzak tutmasıyla
hızlı ve sessiz sedasız bir şekilde
uygulamaya konulmuştur.
Bu yasaya itirazlar şu noktalara
odaklanmıştır:
-
Diğer yasalarda olduğu gibi bu yasada da
“milli menfaatler” veya “ulusal
çıkarlar” gibi deyimler yer almamış,
yerine “yabancı sermaye yaptırımlarını
teşvik etmek ve yabancı sermaye
girişinin arttırılması” kavramları yer
almıştır.
-
Endüstri bölgeleri için Yatırımları
Teşvik, Koordinasyon ve Danışma Kurulu
kurulacağı belirtilmiştir. Bu kurul
Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında
İçişleri, Bayındırlık ve İskan, Tarım ve
Köyişleri, Sanayi ve Ticaret, Enerji ve
Tabii Kaynaklar, Kültür, Turizm ve Çevre
Bakanlıklarının müsteşarları ile DPT ve
Hazine’nin müsteşarlarından
oluşturulmuştur. Gerektiğinde Sanayi ve
Ticaret Odaları ile YASED’ e danışman
olarak başvuracağı belirtilmiştir.
Danışman olarak bu iki taraf kurum
dışında üniversiteler, TÜBİTAK, TUBA
gibi STÖ yanında TÜSİAD, TUGIAD gibi
kuruluşlar da yer almamıştır. Bu durum
Türk Yönetim Geleneği olan danışma
kültürünü yok saymış ayrıca bilime ve
tekniğe dayandırılmayan bir yasa ortaya
çıkarmıştır.
-
Endüstri bölgeleri için yer seçimi
kriterleri olarak YTDK’ nın resmen
belirlediği yerlerin dışında
yatırımcılar tarafından önerilen her yer
endüstri bölgesi olarak ilan
edilebilecektir. Yabancı sermayenin
çıkarları dışında ortada hiçbir kriter
yoktur. Nüfus dağılımı, kalkınmanın yurt
sathına yayılması gibi kriterlerin ve
planlamanın önü kesilmiştir.
Tarih-kültür-doğa-SİT’ler-kıyılar-ormanlar-kentler
gibi korunması gereken coğrafi ve tarihi
değerlerin tahrip edilmesinin önü
açılmıştır.
-
Olağanüstü hal bölgesinde yapılacak
yatırımlara yönelik teşvikler sunan
kanun, bu yasayla yabancı sermayenin
beğendiği herhangi bir bölge için de
uygulanacaktır. Bu durumda, seçilecek
endüstri bölgesi arazilerinin temini ve
her türlü altyapı giderleri Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı bütçesinden yani
halkın bütçesinden karşılanacaktır.
-
Endüstri bölgesi ilan edilen arazilerin
başka amaçlarla kullanılmasını
yasaklayarak ve bu araziler içinde kalan
özel mülkiyet arazileri için “acele
kamulaştırma” yapılabilmesine izin
vermiştir.
-
Endüstri bölgelerinde yatırım izni,
imar, inşaat, proje onayı gibi
uygulamaları düzenleyen 3194 sayılı İmar
Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu, 2872 sayılı
Çevre Kanunu, 3202 sayılı Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun ve 158 sayılı Belediye
Kanununun 15. maddesinin ikinci
fıkrasının ruhsatsız yapıların yıkımını
düzenleyen 12 numaralı bendi hükümsüz
kılınmaktadır. Amacı ülkenin gelişmesi
olduğu iddia edilen bir yasada ülkenin
asgari de olsa planlı ve imarlı
gelişmesi, tarih, kültür ve çevre
değerlerinin korunması, doğal ve beşeri
kaynaklarının kamu çıkarları da
gözetilerek kullanılması, yasadışı
yapılaşmanın önlenmesi gibi temel
öngörüleri olan yasaların hükümlerinin
uygulanmamasının önü açılmıştır.
-
Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü yabancı
sermayeli kuruluşların başvurularını 15
gün içinde sonuçlandırmak zorunluluğu
getirilmiştir. Eğer bu süre içinde
işlemler yetişmez ise yatırım izni
verilmiş sayılacağı kanunlaştırılmıştır.
YSGM emperyalist firmalar adına bu
işlemleri yürütürken izin, ruhsat gibi
işlemler için başvurduğu kamu kurumları,
belediyeler ve meslek odaları
başvuruları öncelikle ve ivedilikle ele
alıp 10 gün içinde sonuçlandırmazlarsa,
Hazine Müşteşarlığı eliyle ilgili
sorumluların beşer aylık her türlü
ödemeler dahil ücretlerinin kesilmesini
öngörülmektedir. Yani Devlet ve
kurumları, yabancı sermaye karşısında
ezik bir hale düşürülmüştür.
-
Yerli sermayedarların sabit yatırım
tutarı 10 milyon ABD Dolarının
üzerindeki yatırımları da yabancı
sermayeye tanınan olanaklardan
yararlanabileceği şeklinde
düzenlenmiştir. Eğer “yerlilerin”
sermayeleri bu miktarı karşılamıyor ise,
ortak olmak için yatırımın en az yüzde
altmışını karşılayacak bir yabancı ortak
bulmaları gerekiyor. Bu durum ülkedeki
yerli sermayenin yabancıların kucağına
itilmesine ve KOBİ’lerin rekabet gücünün
kırılmasına yol açmıştır.
-
Geçici birinci madde “Halen yarım kalmış
ya da tamamlandığı halde işletmeye
geçememiş veya faaliyeti durdurulmuş
olan ve 5. maddede belirtilen koşulları
taşıyan yerli ve yabancı sermaye
yatırımları” da endüstri bölgesi
yatırımı saymıştır. Bu, ülke ve toplum
yararına açıkça zarar verdiği ortaya
konmuş, ve bir büyük çabalarla faaliyeti
durdurulabilmiş işletmelerin affını da
beraberinde getirmektedir. Daha zarar
verici yanı, Danıştay kararlarının yok
sayılmasına ve ibu anayasal kurumun
itibarının sarsılmasına yol
açılmaktadır. Yatırım izinlerin iptal
edilmiş olan Eurogold’un Bergama maden
işletmesi ve Cargill’in İznik Gölü
kıyısındaki tarım alanında tesisi
hakkındaki kararlar bu kanundan ilk
faydalanacaklar arasındadır.
Müdafaa-i Hukuk Hareketi ne yapacaktır?
-
Küresel politikaların ülkemizdeki
uzantıları olan diğer yasalar gibi bu
yasa da gözden geçirilecek, milli
menfaatler doğrultusunda önemli
değişiklikler yapılacaktır.
-
Endüstri Bölgeleri veya Organize Sanayi
Siteleri, Bölgesel Kalkınma Planları
karma ekonomi ve merkezi planlama
anlayışının temelinde yer almaya devam
edecektir. Çünkü temel amaç ulusal yerli
sanayinin ihtiyaç duyduğu altyapı ve
ortak ihtiyaçların karşılanması ve
sinerji yaratılmasıdır.
-
Yaratılacak en önemli farklılık
üniversite, devlet ve girişimcilerin
ortak hedeflere milli çıkarlar
doğrultusunda yönlendirilmesidir.
Üniversiteler, araştırma kuruluşları
sanayi bölgelerinin içlerine
yerleştirileceklerdir.
-
Bu yapılanmalar sektörel ve bölgesel
makro kalkınma planının bir parçası
olarak hayata geçirilecektir. Refahın
ülkenin geneline homojen olarak
dağıtılması için bölgelerin güçlü
yanları göz önüne alınarak ve
birbirilerine bağımlılığı arttıracak
şekilde yatırım planları oluşturulacak
ve devreye alınacaktır.
-
Bu bölgelerin yerleştirildiği yerlerde
ülkenin diğer Milli Güç unsurlarının
örneğin tarihi alan, çevre konusunda
hassas alanlar, yerleşim bölgeleri,
orman arazileri, savunma açısından
kritik alanların zarar görmemesi
sağlanacaktır.
|