Geçmiş Haftalarda Yayınlananları Oku

 

ULUSAL SANAYİ HAKKINDA

MÜDAFAA-İ HUKUK HAREKETİ PARTİSİ’NİN GÖRÜŞÜ 
 

Sanayiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Ağustos 2007

Müdafaa-i Hukuk Hareketi Partisi Sanayileşmeyi ekonomik, siyasi, askeri ve sosyo-kültürel sıkıntılarımızın çözümünde kilit araç olarak görmektedir. Bu düşünce “davalarımız” ile birebir örtüşmektedir. Sanayileşme yoksulluk ve cehalet ile mücadelede en önemli silahımız olacaktır.   
 

Türkiye, 1923-1938 yılları arasında tüm konularda olduğu gibi Sanayi’de büyük atılım yapmış ancak Yüce Atatürk’ün ölümü ve 2. Dünya Savaşı’nın sonu ile beraber, Batı’nın yönlendirmeleri ile bu yoldan uzaklaşmıştır. Tanzimat kafası geri dönmüş, Batı’nın her dediğinin faydamız için olduğuna inanılmış, üretim, kendi kaynaklarına dayanma ilkeleri bir yana bırakılıp, yabancı uzmanların pompaladığı tüketim, dış borç ve ithalat ağına düşülmüştür. Sonuçta, ülke Sanayi devrimini tamamlayamamış, körpe sanayisi, girişimcisi, şirketleri, ulusal yerli pazara sokulmuş ithal mallar ve yabancı sermaye ile mücadele edemeyerek zayıf kalmıştır.

Müdafaa-i Hukuk Hareketi Türkiye’deki yarım kalmış sanayi devrimini, bilgi devrimi ile birleştirip tamamlayacakır. Bunun için ulusal yerli pazarını derinleştirecek, üretimcilerinin ihtiyaç duyacağı kaynakları geliştirecektir. Yerli üretimin güçlenebilmesi için işçilik maliyetleri haricindeki tüm girdi maliyetlerinin düşürülmesi sağlanacaktır:

  • Düşük vergi: Üreten kesimin vergileri indirilecektir
  • Ucuz enerji: Enerji maliyetlerini düşürmek için büyük enerji yatırımları yapılacaktır (kömür madenleri, hidrolik, termik, nükleer santral, petrol arama, yenilenebilir enerji, vs),
  • Ucuz hammadde: Madencilik ve ara mamul sanayi ile hammadde maliyetleri düşürülecektir.
  • Ucuz sermaye maliyeti: Faizler düşürülecektir. 
  • Ucuz gayrimenkul: Arsa ve binaların ucuzlatılma imkânları yaratılacaktır.
  • Ucuz ulaşım ve nakliye: Ulaşım maliyetleri düşürülecektir. Demir, deniz ve hava yollarına ağırlık verilecek, karayolu ağı planlı şekilde yaygınlaştırılacaktır. Sanayi şehirleri arasında ticaretin gelişmesi için parasız otoban projeleri geliştirilecektir.
  • Ucuz iletişim: Hızlı, yaygın ve ucuz iletişim imkânları yaratılacaktır.
  • Ucuz altyapı: Devlet eliyle ucuz, akılcı, yaygın ve modern altyapı çalışmaları yapılacaktır.
  • Yalın ve akıcı bürokrasi: Bürokraside “halk memnun edilmesi gereken müşteri gibidir” felsefesi yerleştirilecektir.
  • Verimli ve üst düzey eğitimli tekniker seviyesinde teorik ve pratik eğitim almış nitelikli insan gücü yaratılacaktır.

Büyük Yerli Sermaye

Son elli yıldır yapılan hatalar, ülkemizin ulusal bir ekonomik vizyon ve hedefinin olmaması sonucunda büyük Türk sermayesi Batıya yanaşmak zorunda kalmış bunun sonucunda özellikle 1980’den sonra Batı sermayesi ile bütünleşmiştir. Zaman zaman Batı’nın çıkarları Türkiye’nin çıkarlarının önüne geçmiştir. Büyük sermayenin tekrar ulusallaşması sağlanacak, kendi kaynaklarımızla kar maksimizasyonunun yapılacağı konusunda ikna edileceklerdir. Batı yanlısı yerli sermayeyi ulusallaştırmak için, avantajları hissettirilecektir. Bu avantajlar şunlardır:

  • Fakir Türk halkı zenginleşirse, yerli alım gücünün artması sebebiyle mevcut ulusal iç pazar beş yılda iki kat, on yılda üç kat büyüyecektir.
  • Hammadde, ara mamul, enerji ve tüketim ürünlerinin ithalatını azaltmak, korumacılık ile yerli malı kullanımını özendirmek dolayısıyla yerli üretimi ve ticaretini cazip kılmak
  • Enerji, hammadde, ulaşım, iletişim, altyapı, faiz, vergi, avantajlarını sağlamak
  • Arge altyapısı ve üniversite desteği sağlamak
  • Doğu pazarlarına ihracat olanağı sağlamak
  • Eğitimli insan gücü kaynağı sağlamak
  • Yani Türkiye’nin tüm avantajlarının aynı zamanda büyük ve yerli Türk sermayesinin avantajları olduğunu anlamalarını sağlamak.
 
 

Bu avantajların yanında Türkiye’nin stratejik avantajları da vardır ve bu avantajlar aynı zamanda sanayicinin, her türlü üreticinin, girişimcilerin ve Türk Şirketlerinin de avantajıdır. Bunlar:

  • Cazibeli Pazar,
  • Ucuz işgücü,
  • Harekete geçirilmeyi bekleyen tarım,
  • Maden potansiyeli,
  • Ulaşım ve enerji kavşağı,
  • Avrupa, Kafkasya, Ortadoğu ve Orta Asya arasında askeri, ekonomik, siyasi köprü,
  • Su potansiyeli,
  • Tarım potansiyeli
  • AB'de 4 milyon Türk (60.000 firma)
  • Orta Asya ile kültür birliği,
  • Üstün askeri güç, asker millet karakteri,
  • Kıbrıs,
  • Rusya-Çin-Hindistan ile Avrasya Birliği potansiyeli.
 
 

Türkiye ekonomik, siyasi bağımsızlığını yeniden elde edecek, kendi kaynaklarına dayanma ilkesine geri dönecek, Karma ekonomi felsefesi ile yerli ulusal pazarını geliştirecek ve Türk Halkı’nın girişimci yüzü olan sanayicisiyle yarım bıraktığı devrimi tamamlayacakır.