Geçmiş Haftalarda Yayınlananları Oku

 

HİZMET SEKTÖRLERİ 

 

Bu sektörün üretimini diğer sektörlerden ayıran en önemli özellik; hizmet sektörleri mallarının maddi olmayan özellikleri, bu hizmetleri depolamadaki güçlük, tüketici ile üretici arasındaki doğrudan  ve genellikle yüz-yüze ortaya çıkan değişimdir. Bu yüzden iktisatçılar, bazı hizmet sektörleriyle ilgili olarak, “ticarete uygun olmayan sektör” kavramını kullanırlar. Ticari faaliyetlere uygun hizmet sektörleri arasında ise; ulaşım, haberleşme, sigortacılık, reklamcılık örnek gösterilebilir. 
 

Hizmet sektörleri genelde, emek yoğun bir nitelik taşımakta ve toplam maliyetler içinde ücretler, önemli bir yer teşkil etmektedir. 
 

BM Ticaret ve Kalkınma Örgütü verilerine göre; 2006’da Türkiye’ye gelen yabancı sermaye tutarı 20,2 mia USD’a ulaştı.

Bunun 7,- mia USD’ı mali-aracı kuruluşlara,

            6,3   “      “      ulaştırma-haberleşme-depolama hiz.ne   ,

            1,5   “      “      toptan ve perakende ticarete,

            1,4   “      “      imalat sanayine ödendi. 
 

Yine bunun 14,5 mia USD’ı toplamda 25 AB ülkesinden,

                      2,-   “       “       Asya ülkelerinden,

                      1,8  “       “        Körfez ülkelerinden gelmiştir. 
 
 

Bankacılık sektörünün net karı, önceki yıla göre 2006’da yabancı sermaye için %200’leri aştı. Buna karşılık, yatırıma, istihdam artışına dönük yabancı sermaye girişi, hiç dikkat çekici boyutta değil. Yok denecek kadar az. Yani; yabancı sermaye,  ülkemizde hangi sektörden kısa sürede nasıl kar sağlayacağını iyi biliyor. Bankacılık sektöründeki yabancı sermaye oranının giderek artmasından hala rahatsızlık duymayan kimileri, büyük gaflet içinde seyretmeye devam ediyor. Halkımızın aleyhine işleyen bu düzenin çarkı dönmeye devam ediyor. 
 

Ülkemizde paranın kontrolu giderek yabancıların eline geçiyor ve reel sektörün öncüsü KOBİ’lerimiz uluslararası rekabette, gitgide gücünü daha fazla kaybediyor. Sürdürülebilir ihracat şansı elinden alınıyor. Çünkü; mali sektörün, reel sektörü AB ve ABD’de olduğu gibi fonlaması gerektiği, göz ardı ediliyor. Kredi musluklarının yabancı sermayenin elinde olduğu bir ülkede, Türkiyemiz’de ulusal sermaye ne yapsın da, nasıl gelişsin? Var olanlar, nasıl yaşamlarını idame ettirebilsin, mümkün mü bu? 
 

Dokuzuncu - 5 yıllık kalkınma planında(2007-2013);  tarım ve sanayi yerine hizmet sektörlerine verilen ağırlık sayesinde, toplumumuz zengin ve sömüren ülkelerin hizmetkarı konumuna getirilmek istenmektedir. Göreceli olarak ucuz iş gücüne dayalı hizmet erbaplarından oluşan sektörlerin yaratılması ve güçlendirilmesi planlanıyor. Bunun örneklerini, günümüzde  kapasite ,verimlilik ve istihdam artırıcı yatırımlar yerine; yoğun olarak sigortacılık,bankacılık,turizm , haberleşme ve lojistik sektörlerine yapılmakta olan  yatırımlarda gayet açık bir şekilde görebiliyoruz. 
 
 

Geçmiş yıllarda Türkiye, iktisat hocalarımızın bile akıl erdiremediği, bekle-gör politikasını izlediği, ilmi doğrulara uymayan ekonomi politikalarına ve onların sürpriz dolu sonuçlarına  maruz bırakıldı. Kayıtdışı ekonominin aşırı yükü, kaldırılabilir olmaktan çıkalı çok oldu. 
 
 
 

GATS NEDİR ?  NE GETİRİR- NE GÖTÜRÜR? 
 
 

GATS, uluslararası hizmet ticaretini inanılır ve güvenilir kriterlere bağlı olarak düzenleyen, taraflara eşit ve adil muamele yapan , yaptırım gücü bulunan ilk çok uluslu anlaşmadır. Bu anlaşma ile hizmet ticareti ile ilgili olarak geniş ve çok taraflı bir kurallar çerçevesi çizilmiştir. GATS anlaşması, “Uruguay Round  Nihai Senedi’nin ayrılmaz bir parçası olmuştur. 
 

Hizmet sektöründe pazara giriş engellerine örnek olarak; yerel tüketim payı kotaları, ithalat kotaları, tüketici hareketliliğini engelleyici önlemler, yabancı personelin hareketliliği, ve yerleşimi ile ilgili engeller, taşımacılıkla ilgili yasaklar vs. verilebilir. Sektörde devlet tarfından doğrudan sübvansiyon ile destek sağlanması ve yabancı hizmet tedarikçilerine maliyet artırıcı, rekabet gücünü azaltıcı düzenlemeler getirilmesi gibi engeller, yine sektör ticaretini olumsuz yönde etkilemektedir. Yabancı firmalara daha yüksek vergi uygulanması, fiyat kontrolleri, çalışma ve yerleşme ile ilgili yasaklar, lisans ve diploma gerekliliği, dağıtım kanallarına ulaşımda ayrımcı uygulamalar, bu tip engellere örnek olarak gösterilebilir.

GATS kuralları tüm sektörlere uygulanırken, piyasaya giriş ve milli muameleyi ilgilendiren hükümler, ancak ülke belirli bir sektörde taahhütte bulunmuşsa uygulanabilmektedir. GATS çok geniş bir alanı ve ticareti engelleyen tüm engelleri etkilemekle beraber, bazı önemli koşullar kapsam dışında kalmıştır. Bunlar; 
 

  • Göç kuralları,
  • Hükümet tarafından sunulan ticari olmayan hizmetler,
  • Para politikaları ve vergiler ile ilgili önlemler,
  • Gümrük sistemi,
  • Sermayenin hareketliliğini ilgilendiren, yataırımcının korunmasının çeşitli yönleri,
  • Döviz kuru yönetimi,
  • Özelleştirme.
 
 

“ Yukarıda belirtilen konular kapsanmamakla beraber bir ülkenin bu konularda aldığı kararlar, yükümlülüklerini etkilememelidir.”  deniyor . Dikkatinizi çekeceği üzere, işte boyunduruk böyle yaklaşıyor. GATS’ın hedeflemekte olduğu en önemli fayda, hizmet sektöründeki ekonomik etkinliğin artırılmasıdır.(!) Bunun da yerel kaynak tahsisinin düzenlenmesi, iyileştirilmesi ve düşük fiyatlı, yüksek kaliteli hizmetlerden, toplumun yararlanmasının sağlanması ile oluşacağı düşünülmektedir. Yurtiçi ekonomik etkinliğin artmasının, ihracatta firmalara yeni fırsatlar yaratacağı da dikkate alınmalıdır. GATS giderek serbestleşmekte olan dünya ticaretinin hizmet tarafının da serbestleşmesine yönelik olarak, çok taraflı bir mekanizma yaratmıştır. Fakat serbestleşmesinin ne kadar gerçekleşeceği  uluslararası ticarette yer alan taraflara bağlıdır. 
 
 
 
 

GATS  kapsamında Türkiye’nin taahhütlerde bulunduğu sektörler şunlardır; 
 

Taahhüt listemiz 4 ana başlık aylında toplanmıştır. Bunlar;

  1. Üstlenilen taahhütlerin hangi sektör ve alt sektörlerde yer aldığı,
  2. Pazara giriş kısıtlamaları,
  3. Milli muamele koşulları,
  4. Birkaç sektör için açılmış olup, bunlardaki ek taahhütleri belirtmektedir.
 
 
  • Mesleki hizmetler,
  1. Uzmanlık gerektiren hiz.
  1. Bigisayarla ilgili hiz.
  2. Diğer mesleki hiz.
 
 
  • Haberleşme hizmetleri,

    a)  Posta hiz.

    b)  Kurye hiz.

    c)   Telekominikasyon hiz. 
     

  • Müteahhitlik ve ilgili mühendislik, mimarlık hizmetleri,
  • Eğitim hizmetleri,
  1. İlk,orta ve diğer öğretim hiz.
  1. Yüksek öğretim hiz.
 
 
  • Çevre hizmetleri,
  1. Kanalizasyon hiz.
  1. Çöplerin kaldırılması hiz.
  2. Sağlık-çevre vb. hiz.
 
 
  • Mali hizmetler,
  1. Sigortacılık ve ilgili hiz.
  1. Bankacılık ve diğer mali hiz.
 
 
  • Sağlık ile ilgili sosyal hizmetler,
  1. Hastane hiz.
 
 
  • Turizm ve seyahat ile ilgili hizmetler,
  1. Oteller ve lokantalar,
  1. Seyahat acentaları ve tur operatörleri hiz.
 
 
  • Ulaştırma hizmetleri.
  1. Deniz taşımacılığı hiz.
  1. Hava         “           hiz.
  2. Demiryolu  “         hiz.
  3. Kara           “          hiz.
 
 

Türkiye’nin taahhütte bulunmadığı sektörlerin, doktorluk ve diş hekimliği gibi, Türk vatandaşlarına bırakılan sektörler olduğu görülmektedir. Bazı sektörlerde ise mevzuatın olmaması (iç su taşımacılığı) veya uygulama olmaması (uzay taşımacılığı) nedeniyle taahhütte bulunulmamıştır.

TÜRKİYE’nin Hizmet Ticareti : 
 

Bir ekonominin ticari performansı, hizmet sektörünün etkinliğine bağlıdır. İç ve dış pazarın altyapısını oluşturan hizmetler, yanı sıra istihdam, girişimcilik ve yatırım konularında da fırsat yaratmakta ve ülkedeki yaşam standardının yükseltilmesi açısından da belirleyici rol oynamaktadırlar. Sekörün son yıllarda, dünya ticareti ve yatırımlarındaki payında gözlenen artış dikkat çekicidir. Hizmet sektörünün GSMH içindeki  payı 2003 için, %68,2 ‘dir. Türkiye GATS’a taraf olmuş ve sektörün serbestleştirilmesi yönündeki yükümlülüklerini belirlemiştir.  AB ile aramızda hizmetlerin serbest dolaşımının sağlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi, DTÖ verilerine göre dünya hizmet sektörü ihracatında 18,6 milyar dolar ile 26. sırada yer alan Türkiye açısından da önem arz etmektedir. Ülkemizin hizmet ihracatı 2003 yılında bir önceki yıla göre %29 oranında artmıştır. 
 

Türkiye Hiz. Tic. (Mio. USD.) 
 

     

    2002

    2003

    2004

     

     

     

     

    Taşıma hiz.

     

     

     

    İhr.

    2.795,-

    2.184,-

    3.266,-

    İth.                                              

    1.934,-

    2.707,-

    4.331,-

    Turizm

     

     

     

    İhr.

    8.479,-

    13.203,-

    15.888,-

    İth.

    1.880,-

    2.113,-

    2.524,-

    Finansal hiz.

     

     

     

    İhr.

    221,-

    291,-

    288,-

    İth.

    621,-

    374,-

    377,-

    İnşaat Hiz.

     

     

     

    İhr.

    832,-

    682,-

    724,-

    İth.

    0

    0

    0

    Diğer Tic. Hiz.

     

     

     

    İhr.

    1.012,-

    1.352,-

    1.582,-

    İth.

    1.080,-

    1.377

    1.451,-

    Resmi hiz.

     

     

     

    İhr.

    61,-

    97,-

    241,-

    İth.

    633,-

    812,-

    975,-

    Diğer Hiz.

     

     

     

    İhr.

    1.383,-

    1.216,-

    2.039,-

    İth.

    756,-

    1.137,-

    1.597,-

    TOPLAM

     

     

     

    İhr.

    14.783,-

    19.025,-

    24.028,-

    İth.

    6.904,-

    8.520,-

    11.525,-

 
 

Hizmet sektöründeki gözlenen bu artışı, ne sarım ne de sanayi sektöründe görmek mümkündeğildir.  Görülüyor ki; ülkemiz insanına layık görülen kalkınma hizmetten ibarettir. Merkez bankası verilerine göre; 2004’de gerçekleşen hizmet ihracatı bir önceki yıla göre %26,3 artış gösterirken,  hizmet ithalatımız % 35 oranında artmıştır.

AB., hizmet ticaretinin serbestleşmesini GATS’a uyumlu birşekilde gerçekleştirmektedir. 
 

(Kaynak: IGEME- TCMB- İKTİSADİ KALKINMA VAKFI) 
 

DOKUZUNCU KALKINMA PLANI DÖNEMİ HEDEF VE TAHMİNLERİ   : 
 

Bu plan döneminde hükümet, reform sürecine ve tavizsiz şekilde uygulanacak para ve sıkı maliye politikalarına devam edilmesi, bu büyüme performansının devam etmesini sağlayacağı yönünde beyanat vermektedir. Plan döneminde GSYİH’nın yıllık ort. %7 oranında artması ve kişi başına gelirin 2013’de 10.100,-USD olarak gerçekleşmesi beklentisini bildirmiştir. Böylece Türkiye’mizin dünyanın 17. büyük ülkesi konumuna gelirken, AB’e yaklaşma sürecinde önemli mesafe alınmış olacağı ifade edilmiştir. Oysa milli kaynaklar kullanılmayarak, tarım ve sanayimiz geri bıraktırılırken , hizmet sektöründeki bu hızlı artışı anlamak ve sindirmek mümkün değildir.

Ekonominin genel dengesine bakıldığında; 2006 (Mia. YTL) Cari fiyatlarıyla Tarım 54,8 , Sanayi 142,9  , Hizmetler ise 354,1 seviyesindedir. Bu kapsamda 2007-2013 ort. reel artış beklentisi Tarım’da %3,6 ,  Sanayi’de % 7,8  , Hizmetler’de %7,3 dür.  Ayrıca 9. K.Planı döneminde; “ Sanayi ve hiz. sektörlerinde  yıllık ort. 835.000 kişi gibi dikkate değer oranda yüksek bir istihdam artışı öngörülmekte ve bu istihdam artışının, nüfustaki artış ve tarımdaki çözülmeye rağmen, işsizlik oranını dönem sonunda %7,7’e düşürmesi beklenmektedir.” deniyor.  Bu bir hedef midir, yoksa itiraf mıdır  anlaması hiç de zor değildir. Yine aynı planda şöyle denmektedir : “ Yıllık ort. %7 büyüyecek Türkiye ekonomisinde, üretimin sektörel kompozisyonuna bakıldığında sanayi ve hizmetler sektörlerinin ön plana çıkacağı tahmin edilmektedir. Ekonominin modernizasyonu ve yapısal reformlara paralel olarak, tarım sektörünün üretim ve katma değer içerisindeki payının azalmaya devam etmesi beklenmektedir. Üretim içindeki payı 1980-2000 döneminde ort. %18 ve 2002-2005 döneminde ort. %11,2 oranında gerçekleşen tarım sektörünün , 2007-2013 döneminde yıllık ort. %3,6 büyümesi ve toplam üretim içindeki payının 2013 itibarıyla %7,8 seviyesine gerilemesi öngörülmektedir. Üretimin sektörel kompozisyonundaki değişimin tarım setörü aleyhine gerçekleşmesi bekleniyor.”  Buyurun size yetkili mercilerden açık-seçik bir planlama örneği… 
 

ÖRNEK   : ULAŞTIRMA  HİZMET SEKTÖRÜ 
 

Bir mal, üretildiği yerden başka yerlere eriştirilemezse, yerel halkın yararlanması dışında hiçbir ekonomik değer kazanamaz. Ve milli güce belirgin bir katkı sağlayamaz. Buradan hareketle; demiryollarımızın ve denizyollarımızın ihmal edilmişliğinden şikayetçiyiz.   Avr. Ülkelerinde herhangi bir şehrin garından kalkan trenler, çok sayıdaki hatlarla şehirleri birbirine bağlarken, İst.- Ank. gibi en büyük illerimizde bile birer hatla yetinmek zorunda bırakılmamız, herhalde Türk halkının kaderi değildir. Bizim halkımızın da hızlı trenlerle seyahat etme hakkı vardır, ama AB’e göre çok gerilerdeki seyir hızıyla bile  canı pahasına yapılan ulaşım, çağımızın ulaşımı değildir. Benzer şekilde, yıllardır ihmal edilmiş, çürümeye terk edilmiş bir sürü iskelemiz varken, halkımız tıka basa dolu kara nakil araçlarına mahkum edilmiştir. 
 

BASIN – YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA BİR KISA  ANI  :

                    

Önceki akşam, medyamızın nasıl ranta dayalı işlediğini ve reklamın her şeyden önce geldiğini konuştuk. Ama iş, cumhuriyetimizin değerlerine saldırmaya geldiğinde bunun böyle olmadığını, ve muhterem hocamızın da ifade ettiği üzere; asıl kavganın ve temelindeki yapı taşlarının nasıl siyasi olduğuna dair bir yaşanmış örneklemede bulunmak istiyorum izninizle: 
 

Yedeksubaylık hizmetimizi  yeni tamamlamış ve ayağımızdaki postal izi henüz duruyorken; meclis kürsüsünden Hasan Mezarcı ve taifesi gibi, cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Ata’mıza ağza alınmayacak hakaretlerle saldıranları medyamızın her kesiminde duyarak ve görerek izledikten sonra,  kanımıza dokunduğundan yeter diyerek iki arkadaş Atatürkçü Düşünce Derneği’nde almıştık soluğu. Kaydımızı yaptırıp, aktif görev istedik. Ama biliyor musunuz ne oldu? Bugün meydanlara bu derneğin örgütlediği ve çağrıda bulunduğu milyonları karşısında görünce çark eden ve manşetlere sığdıramayan , dilinden düşüremeyen medyamız; o tarihlerde derneğimizin İst. Şb. olarak yoktan var ettiğimiz paramızla vereceğimiz küçük ilanları bile yayınlamayı kabul etmiyor ve (reyting) yapmadığından, resmen kaçıyordu. Nedenini anlayamayıp da , hayretle sorduğumuzda aldığımız cevap aynen şu oldu: “Konjonktür müsait değil, güçlenmenizi bekliyoruz. Yeterince güçlendiğinizde yayınlayacağız !” Ne acıdır ki; Cumhuriyet gazetesinin haricinde bir bir kapandı kapılar yüzümüze, ona bile sadece dernek irtibat bilgilerini içeren küçük ilanımızı verebiliyorduk. Bildiri yayınlayamıyorduk.  Duyduğum bu derin acıyı hala unutamam! 
 

              

MHHP   PROGRAMIMIZDA  HİZMET SEKTÖRLERİ    : 
 
 

4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

10. KISIM (Ulaştırma Hizmetleri) 
Ulaştırma Hizmetleri
 
 
İlkeler

Madde 136- Ulaştırma Hizmetleri, halkımızın güvenli, kolay, ucuz bir şekilde ulaşım araç ve gereçlerinden, imkân ve yeteneklerinden yararlanmalarını sağlar. İktisadi ve sosyal kalkınmanın uzaklık ve zaman ölçütlerinin en uygun düzeyde tutularak verim ve etkinliğinin artırılmasına yardımcı olur, katma değer üretir. Yurtdışında ve yurtiçinde Milli Güvenlik Stratejilerinin coğrafi alan ve zaman açısından uygulanmasında kendine özgü bir güç oluşturur. İnsanımızın, toplumumuzun her alanda üretimini özendirir. Mal ve hizmetlerin ulusal pazara ve dış pazarlara, rekabet niteliğini artırıcı şekilde yetiştirilmesini gerçekleştirir. Kültür çevreleri arasında ilişkileri ve bağları kurar ve geliştirir.

Bir millet, ülkesinde kurup bilgi ve teknoloji ile geliştirip, yaygınlaştırdığı ulaşım ağları oranında hür, egemen ve çağdaş sayılır. Vatan toprakları üzerinde güvenle ulaşılamayan herhangi bir coğrafi yer veya alanın bulunması durumunda o ülkede milli birlik ve bütünlükten söz edilemez.

Hedefler

Madde 137- Partimizin Ulaştırma Hizmetleri konusunda hedefleri şunlardır:

a- Herşeyden önce, büyük bir özen, dikkatle, çağdaş bilim ve teknolojinin imkan vefırsatlarından da yararlanarak başta karayolları taşımacılığı olmak üzere bütün ulaştırma hizmet ve faaliyetlerinde Trafik Güvenliği tam ve sürekli olarak sağlanmalıdır. Bunun için gerekli olan bütün kamusal, özel, yasal, yapısal ve eğitim görevleri bedeli ne olursa olsun, nasıl bir halk katılımı ve desteği gerektirirse gerektirsin, kesinlikle yerine getirilmelidir.

b- Ulaştırma hizmet ve faaliyetlerinin tüm yurt sathına yayılarak, sağlıklı ve güvenli bir yapıya ulaştırılması, sektörün verimliliğinin ve etkinliğinin artırılması, alt yapıların tamamlanması, çağdaş bilim ve teknolojik araştırmaların gerekli kıldığı araç ve gereçlerin sağlanarak hizmete katılması gerekmektedir.

c- Stratejik ve katma değer ölçütleri dikkate alınarak karayollarının tamamlanması, ıslahı, düzenli bakım ve onarımı, tüm ülke sathına yaygınlaştırılması, mevcut kapasitelerin ve potansiyellerin geliştirilmesi, deniz yollarına ve deniz taşımacığılına ağırlık verilerek milli özel işletmelerin yurtiçi ve uluslararası sularda yolcu ve mal taşımacılığına özendirilmesi ve desteklenmesi acil ulaştırma hizmetlerinden sayılmalıdır.

ç- Kara-Demiryolu-Denizyolu ve Hava ulaşım araç ve gereçlerinin ülkemizin iktisadi güç ve kaynaklarınca üretilip işletmeye katılması sağlanmalıdır.

Politikalar

Madde 138- Partimizin Ulaşım Hizmetleri konusundaki politikalarının esası, güvenli bir taşıma sisteminin kurulup geliştirilmesine ve sürekli yenilenebilir bir çevre duyarlılığına dayanır. Bu hizmetler, iktisadi ve sosyal kalkınmayı desteklemeli, dar boğazlar oluşturulmamalı, ulusal ve uluslararası ticareti kolaylaştırıp, etkin kılmayı, katma değer üretmeyi, ödemeler dengesini zorlaştırmamayı öngören politikaların üretilmesini gerektirir. Bu yaklaşımla:

a- Ulaştırma yatırımı olmadan kalkınma mümkün değildir. Ulaşım yolları ülkenin damarlarıdır. Ekonomi, siyasi, askeri ve toplumsal-kültürel gelişimde önemli rol oynar. Türkiye’de karayolu dışındaki diğer yollar ihmal edilmiştir. Öncelik sırasına göre demiryolları, denizyolları, havayolları ve karayolları yatırımları yapılması zorunludur. Üç strateji güdülecektir:

1) Ticari ve sanayi açısından gelişmiş bölgeleri iç ve dış pazarlara bağlayacak ve rekabet avantajı yaratacak yolların tasarlanması, sanayi bölgeleri arası mal akışına göre ulaşım ağı ve yatırımları planlanacaktır.

2) Azgelişmiş bölgelerin diğer bölgelerle bağlanması. Sanayi ve sermaye pazara yakın olmak ister. Geri kalmış bölgeler yolları ile bağlanırsa pazar haline gelirler ve yatırımları da çekerler. Bu sermayenin ve yatırımların tüm coğrafyaya homojen yayılımını, dolayısıyla toplumsal barışı ve birlikteliği sağlayacaktır.

3) İpek Yolu’nun yeniden yaratılması ve Türkiye’nin Doğu pazarlarına bağlanması.

b- Demiryolu ağı son derece yetersizdir. Ulaşımda verim ve düşük maliyet, güvenlik ve hız, yüksek kapasite ve süreklilik sağlamak demiryolları ile mümkündür. Mal ve ürün taşımacılığı yanında yolcu taşımacılığı da demiryolu ile yoğun olarak yapılacaktır.

c- Kıyı taşımacılığı ile büyük sanayi ve ticaret şehirleri birbirine bağlanacaktır.

ç- Limanlar inşa edilecek, mevcutların kapasiteleri arttırılacak, modernize edilecektir.

d- Deniz ticaret filosu geliştirilecek, güçlendirilecektir.

e- Hedef, Türkiye’nin iç ve dış ticaretinde denizyolu taşımacılığını %100 yerlileştirmektir. Sonraki aşamada uluslararası taşımacılıkta jeostratejik konumumuzun hak ettiği yatırımlar yapılmalıdır. Bu nedenle: Yolcu taşımacılığı yükü kıyı şeritlerinde karayollarının üzerinden alınıp, denizyollarının üzerine verilecektir.

f- Limanlar, kara, deniz ve havayolları ile ilişkilendirilip, ağ tamamlanacaktır.

g- Karayolları yatırımlarında ana kriterler şunlar olacaktır: Çift şeritli yol ve sinyalizasyon, büyük şehirler arasında ücretsiz otoban, demiryolu ve denizyolu ile ulaşılamayan bölgelere ulaşım, trafik mühendisliği ile yol verimsizliği ve trafik problemlerinin azaltılması.

ğ- Havayolu taşımacılığında özel havayolu şirketlerinin özendirilmesi ve teşviki ana politika olacaktır.

h- Denizyolu, demiryolu, tersane, köprü, liman, gemi yapımı vs. ile istihdam ve ekonomik canlanma ve büyüme sağlanacaktır. Halkın desteği ve katılımı sağlanıp, ulusal bir amaç ve heyecan haline getirilecektir.

ı- Türkiye’nin jeostratejik konumu itibariyle Ortaasya, Kafkaslar, Ortadoğu ve Avrupa arasındaki köprü rolünü oynamak ve bundan ulusal çıkarlar doğrultusunda yararlanmak ulusal stratejilerimizdendir. Bundan dolayı, bu stratejisini demir, kara, hava ve denizyolları ağı ile örtüştürmek zorundadır. Bu ulaştırma ağlarını nitelik, nicelik ve konum olarak doğru yapılandırabilirse, çok önemli ekonomik, siyasi, askeri ve toplumsal-kültürel kazanımlarda bulunabilecektir.

 4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

 11. KISIM (Haberleşme - İletişim Hizmetleri) 
Haberleşme-İletişim Hizmetleri
 
 
İlkeler

Madde 139- Vatandaşlarımızın ülke ve dünya sorunları hakkında bilgi sahibi olmaları, haberleşmeleri en doğal haklarıdır. Siyasi iktidar ve bürokrasi, vatandaşlarımızın bu hakkını kullanabilmesi için gerekli tüm tedbirleri almakla mükelleftir. Haber alma özgürlüğünün ve haberleşme güvenliğinin en yüksek teknolojilerle sağlanması devletin görevidir.

Toplumumuzun siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel ve teknolojik hayatının gelişmesi, hak ve hürriyetlerimizin tam ve etkin şekilde kullanılması, milli varlığımızın güçlenmesi, iktisadi kalkınma hedeflerine ulaşılması kısaca çağdaş bir toplum bilgi ve haber ihtiyacının karşılanıp, iletişim gereklerinin yerine getirilmesi haberleşme hizmetlerinin sürekli, güvenilir, kalite ve sürat niteliklerine sahip, etkin şekilde yerine getirilmesine bağlıdır.

Haberleşme hizmetlerinin yurt sathına dengeli bir şekilde yaygınlaştırılması, halkımızın taleplerinin gecikmeksizin karşılanması, gerekli alt yapıların tamamlanması, yatırımlarda milli savunma ve güvenlik gereklerinin dikkate alınması, uydu teknolojisinin süratle haberleşme hizmetlerinde kullanılmasının bilgi ve teknoloji imkanları ile geliştirilmesi ve bu suretle çeşitli alanlarda da uydulardan yararlanma imkan ve fırsatlarının yaratılması, Türk Uydu sisteminin kurulması haberleşme hizmetleri alanında başlıca ilkelerimizi teşkil etmektedir. 
 
 

Hedefler

Madde 140- Ülkemiz, bölgemiz, Türk Dünyası ve diğer bölgelerde doğru ve güvenilir haberleşme imkanını tesis etmelidir. Bu amaçla hedef, yüzde yüz Türk yapımı uyduları Türkiye’den fırlatabilme bilgi ve teknolojik altyapısına kavuşmaktır.

Politikalar

Madde 141- Partimizin Haberleşme ve İletişim Hizmetleri konusundaki politikaları şunlardır:

a- Türk Uzay Ajansı kurularak Türk dünyası ile ortak uzay, uydu haberleşme konularında çalışmalar başlatılacaktır.

b- Eurovision benzeri Asiavision kurularak Asya ülkelerinin birbirlerinden haber ve görüntü akışı sağlanacaktır.

c- Yabancı ajansların bizi haber yapmalarını beklemeden Türkiye ürettiği her türlü ürünü istatistiki veri haline getirerek dünya kamuoyunun bilgisine sunacaktır. Böylelikle bugünkü haber konularımızdan çok daha fazla, farklı ve anlamlı konuların gündeme girmesi sağlanacaktır.

ç- Haberleşme özgürlüğü ve güvenliği en üst seviyede sağlanacaktır.

d- Kişilerin özel hayatlarının mahremiyeti her türlü saldırıdan korunacaktır.

e- İletişim ve haberleşme sektörü stratejik bir alandır ve milli menfaatlere aykırı düşen her türlü özelleştirme, yabancılaştırma uygulamaları geçersiz sayılacaktır.

f- TV ve radyo yayınları yalnız eğlence aracı değildir. TV ve radyolardan eğitim, kültür, sanat alanlarında da yararlanılması esastır. Milli ahlâka, milli vicdana uygun yayınlarla toplumun bilgi, görgü, sanat ve estetik anlayışlarının gelişmesine katkıda bulunacak yayınlar esastır.

g- Senelerdir ihmal edilen, Türk kültürünü konu alan belgesel, dizi, drama, sinema yapım ve yayınlarına öncelik ve ağırlık verilecektir. Çizgi film konusunda dünya piyasalarına hitap edecek yerli yapımlar teşvik edilecektir.

ğ- Uydu yayınlarıyla ülkemize sokulan kökü içerde veya dışarıda her türlü zararlı yayınlarla teknolojik olarak mücadele edebilme imkanlarına kavuşulacaktır.

h- Türk dünyasının kültürel birlikteliğini ortaya çıkaracak organizasyonlar yapılacaktır. “Türk Dünyası En iyi Yazar Ödülü” - “Türk Dünyası En İyi Sinema Filmi” - “Türk Dünyası Gazetecilik Ödülü” - “Türk Dünyası En İyi Tiyatro Eseri Ödülü” - “Türk Dünyası En İyi Şairi” - “Türk Dünyası En İyi Bilimadamı” seçilip törenlerle ödülleri verilecektir. 
 

Hepinize,  gerçeklerin peşinde aydın günler diler,

Saygılarımla arz ederim. 
 

Ufuk ERDÜVENCİ 
22.Haziran.2007