|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
HİZMET SEKTÖRLERİ
Bu sektörün
üretimini diğer sektörlerden ayıran en önemli özellik;
hizmet sektörleri mallarının maddi olmayan özellikleri, bu
hizmetleri depolamadaki güçlük, tüketici ile üretici
arasındaki doğrudan ve genellikle yüz-yüze ortaya çıkan
değişimdir. Bu yüzden iktisatçılar, bazı hizmet
sektörleriyle ilgili olarak, “ticarete uygun olmayan sektör”
kavramını kullanırlar. Ticari faaliyetlere uygun hizmet
sektörleri arasında ise; ulaşım, haberleşme, sigortacılık,
reklamcılık örnek gösterilebilir. Hizmet sektörleri
genelde, emek yoğun bir nitelik taşımakta ve toplam
maliyetler içinde ücretler, önemli bir yer teşkil
etmektedir. BM Ticaret ve Kalkınma Örgütü verilerine göre; 2006’da Türkiye’ye gelen yabancı sermaye tutarı 20,2 mia USD’a ulaştı. Bunun 7,- mia USD’ı mali-aracı kuruluşlara, 6,3 “ “ ulaştırma-haberleşme-depolama hiz.ne , 1,5 “ “ toptan ve perakende ticarete, 1,4
“ “ imalat sanayine ödendi. Yine bunun 14,5 mia USD’ı toplamda 25 AB ülkesinden, 2,- “ “ Asya ülkelerinden,
1,8 “ “ Körfez
ülkelerinden gelmiştir. Bankacılık
sektörünün net karı, önceki yıla göre 2006’da yabancı
sermaye için %200’leri aştı. Buna karşılık, yatırıma,
istihdam artışına dönük yabancı sermaye girişi, hiç dikkat
çekici boyutta değil. Yok denecek kadar az. Yani; yabancı
sermaye, ülkemizde hangi sektörden kısa sürede nasıl kar
sağlayacağını iyi biliyor. Bankacılık sektöründeki yabancı
sermaye oranının giderek artmasından hala rahatsızlık
duymayan kimileri, büyük gaflet içinde seyretmeye devam
ediyor. Halkımızın aleyhine işleyen bu düzenin çarkı dönmeye
devam ediyor. Ülkemizde paranın
kontrolu giderek yabancıların eline geçiyor ve reel sektörün
öncüsü KOBİ’lerimiz uluslararası rekabette, gitgide gücünü
daha fazla kaybediyor. Sürdürülebilir ihracat şansı elinden
alınıyor. Çünkü; mali sektörün, reel sektörü AB ve ABD’de
olduğu gibi fonlaması gerektiği, göz ardı ediliyor. Kredi
musluklarının yabancı sermayenin elinde olduğu bir ülkede,
Türkiyemiz’de ulusal sermaye ne yapsın da, nasıl gelişsin?
Var olanlar, nasıl yaşamlarını idame ettirebilsin, mümkün mü
bu? Dokuzuncu - 5
yıllık kalkınma planında(2007-2013); tarım ve sanayi yerine
hizmet sektörlerine verilen ağırlık sayesinde, toplumumuz
zengin ve sömüren ülkelerin hizmetkarı konumuna getirilmek
istenmektedir. Göreceli olarak ucuz iş gücüne dayalı hizmet
erbaplarından oluşan sektörlerin yaratılması ve
güçlendirilmesi planlanıyor. Bunun örneklerini, günümüzde
kapasite ,verimlilik ve istihdam artırıcı yatırımlar yerine;
yoğun olarak sigortacılık,bankacılık,turizm , haberleşme ve
lojistik sektörlerine yapılmakta olan yatırımlarda gayet
açık bir şekilde görebiliyoruz. Geçmiş yıllarda
Türkiye, iktisat hocalarımızın bile akıl erdiremediği,
bekle-gör politikasını izlediği, ilmi doğrulara uymayan
ekonomi politikalarına ve onların sürpriz dolu sonuçlarına
maruz bırakıldı. Kayıtdışı ekonominin aşırı yükü,
kaldırılabilir olmaktan çıkalı çok oldu. GATS NEDİR ?
NE GETİRİR- NE GÖTÜRÜR? GATS, uluslararası
hizmet ticaretini inanılır ve güvenilir kriterlere bağlı
olarak düzenleyen, taraflara eşit ve adil muamele yapan ,
yaptırım gücü bulunan ilk çok uluslu anlaşmadır. Bu anlaşma
ile hizmet ticareti ile ilgili olarak geniş ve çok taraflı
bir kurallar çerçevesi çizilmiştir. GATS anlaşması, “Uruguay
Round Nihai Senedi’nin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Hizmet sektöründe pazara giriş engellerine örnek olarak; yerel tüketim payı kotaları, ithalat kotaları, tüketici hareketliliğini engelleyici önlemler, yabancı personelin hareketliliği, ve yerleşimi ile ilgili engeller, taşımacılıkla ilgili yasaklar vs. verilebilir. Sektörde devlet tarfından doğrudan sübvansiyon ile destek sağlanması ve yabancı hizmet tedarikçilerine maliyet artırıcı, rekabet gücünü azaltıcı düzenlemeler getirilmesi gibi engeller, yine sektör ticaretini olumsuz yönde etkilemektedir. Yabancı firmalara daha yüksek vergi uygulanması, fiyat kontrolleri, çalışma ve yerleşme ile ilgili yasaklar, lisans ve diploma gerekliliği, dağıtım kanallarına ulaşımda ayrımcı uygulamalar, bu tip engellere örnek olarak gösterilebilir. GATS kuralları tüm
sektörlere uygulanırken, piyasaya giriş ve milli muameleyi
ilgilendiren hükümler, ancak ülke belirli bir sektörde
taahhütte bulunmuşsa uygulanabilmektedir. GATS çok geniş bir
alanı ve ticareti engelleyen tüm engelleri etkilemekle
beraber, bazı önemli koşullar kapsam dışında kalmıştır.
Bunlar;
“ Yukarıda belirtilen konular
kapsanmamakla beraber bir ülkenin bu konularda aldığı
kararlar, yükümlülüklerini etkilememelidir.” deniyor .
Dikkatinizi çekeceği üzere, işte boyunduruk böyle
yaklaşıyor. GATS’ın hedeflemekte olduğu en önemli fayda,
hizmet sektöründeki ekonomik etkinliğin artırılmasıdır.(!)
Bunun da yerel kaynak tahsisinin düzenlenmesi,
iyileştirilmesi ve düşük fiyatlı, yüksek kaliteli
hizmetlerden, toplumun yararlanmasının sağlanması ile
oluşacağı düşünülmektedir. Yurtiçi ekonomik etkinliğin
artmasının, ihracatta firmalara yeni fırsatlar yaratacağı da
dikkate alınmalıdır. GATS giderek serbestleşmekte olan dünya
ticaretinin hizmet tarafının da serbestleşmesine yönelik
olarak, çok taraflı bir mekanizma yaratmıştır. Fakat
serbestleşmesinin ne kadar gerçekleşeceği uluslararası
ticarette yer alan taraflara bağlıdır. GATS kapsamında
Türkiye’nin taahhütlerde bulunduğu sektörler
şunlardır; Taahhüt listemiz 4 ana başlık aylında toplanmıştır. Bunlar;
a) Posta hiz. b) Kurye hiz. c)
Telekominikasyon hiz.
Türkiye’nin taahhütte bulunmadığı sektörlerin, doktorluk ve diş hekimliği gibi, Türk vatandaşlarına bırakılan sektörler olduğu görülmektedir. Bazı sektörlerde ise mevzuatın olmaması (iç su taşımacılığı) veya uygulama olmaması (uzay taşımacılığı) nedeniyle taahhütte bulunulmamıştır. TÜRKİYE’nin
Hizmet Ticareti : Bir ekonominin ticari performansı, hizmet sektörünün etkinliğine bağlıdır. İç ve dış pazarın altyapısını oluşturan hizmetler, yanı sıra istihdam, girişimcilik ve yatırım konularında da fırsat yaratmakta ve ülkedeki yaşam standardının yükseltilmesi açısından da belirleyici rol oynamaktadırlar. Sekörün son yıllarda, dünya ticareti ve yatırımlarındaki payında gözlenen artış dikkat çekicidir. Hizmet sektörünün GSMH içindeki payı 2003 için, %68,2 ‘dir. Türkiye GATS’a taraf olmuş ve sektörün serbestleştirilmesi yönündeki yükümlülüklerini belirlemiştir. AB ile aramızda hizmetlerin serbest dolaşımının sağlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Hizmet ticaretinin
serbestleştirilmesi, DTÖ verilerine göre dünya hizmet
sektörü ihracatında 18,6 milyar dolar ile 26. sırada yer
alan Türkiye açısından da önem arz etmektedir. Ülkemizin
hizmet ihracatı 2003 yılında bir önceki yıla göre %29
oranında artmıştır. Türkiye Hiz.
Tic. (Mio. USD.)
Hizmet sektöründeki gözlenen bu artışı, ne sarım ne de sanayi sektöründe görmek mümkündeğildir. Görülüyor ki; ülkemiz insanına layık görülen kalkınma hizmetten ibarettir. Merkez bankası verilerine göre; 2004’de gerçekleşen hizmet ihracatı bir önceki yıla göre %26,3 artış gösterirken, hizmet ithalatımız % 35 oranında artmıştır. AB., hizmet
ticaretinin serbestleşmesini GATS’a uyumlu birşekilde
gerçekleştirmektedir. (Kaynak: IGEME-
TCMB- İKTİSADİ KALKINMA VAKFI) DOKUZUNCU
KALKINMA PLANI DÖNEMİ HEDEF VE TAHMİNLERİ : Bu plan döneminde hükümet, reform sürecine ve tavizsiz şekilde uygulanacak para ve sıkı maliye politikalarına devam edilmesi, bu büyüme performansının devam etmesini sağlayacağı yönünde beyanat vermektedir. Plan döneminde GSYİH’nın yıllık ort. %7 oranında artması ve kişi başına gelirin 2013’de 10.100,-USD olarak gerçekleşmesi beklentisini bildirmiştir. Böylece Türkiye’mizin dünyanın 17. büyük ülkesi konumuna gelirken, AB’e yaklaşma sürecinde önemli mesafe alınmış olacağı ifade edilmiştir. Oysa milli kaynaklar kullanılmayarak, tarım ve sanayimiz geri bıraktırılırken , hizmet sektöründeki bu hızlı artışı anlamak ve sindirmek mümkün değildir. Ekonominin genel
dengesine bakıldığında; 2006 (Mia. YTL) Cari fiyatlarıyla
Tarım 54,8 , Sanayi 142,9 , Hizmetler ise 354,1
seviyesindedir. Bu kapsamda 2007-2013 ort. reel artış
beklentisi Tarım’da %3,6 , Sanayi’de % 7,8 ,
Hizmetler’de %7,3 dür. Ayrıca 9. K.Planı döneminde; “
Sanayi ve hiz. sektörlerinde yıllık ort. 835.000 kişi gibi
dikkate değer oranda yüksek bir istihdam artışı öngörülmekte
ve bu istihdam artışının, nüfustaki artış ve tarımdaki
çözülmeye rağmen, işsizlik oranını dönem sonunda %7,7’e
düşürmesi beklenmektedir.” deniyor. Bu bir hedef midir,
yoksa itiraf mıdır anlaması hiç de zor değildir. Yine aynı
planda şöyle denmektedir : “ Yıllık ort. %7 büyüyecek
Türkiye ekonomisinde, üretimin sektörel kompozisyonuna
bakıldığında sanayi ve hizmetler sektörlerinin ön plana
çıkacağı tahmin edilmektedir. Ekonominin modernizasyonu ve
yapısal reformlara paralel olarak, tarım sektörünün
üretim ve katma değer içerisindeki payının azalmaya devam
etmesi beklenmektedir. Üretim içindeki payı 1980-2000
döneminde ort. %18 ve 2002-2005 döneminde ort. %11,2
oranında gerçekleşen tarım sektörünün , 2007-2013 döneminde
yıllık ort. %3,6 büyümesi ve toplam üretim içindeki payının
2013 itibarıyla %7,8 seviyesine gerilemesi
öngörülmektedir. Üretimin sektörel kompozisyonundaki
değişimin tarım setörü aleyhine gerçekleşmesi bekleniyor.”
Buyurun size yetkili mercilerden açık-seçik bir planlama
örneği… ÖRNEK :
ULAŞTIRMA HİZMET SEKTÖRÜ Bir mal, üretildiği
yerden başka yerlere eriştirilemezse, yerel halkın
yararlanması dışında hiçbir ekonomik değer kazanamaz. Ve
milli güce belirgin bir katkı sağlayamaz. Buradan hareketle;
demiryollarımızın ve denizyollarımızın ihmal edilmişliğinden
şikayetçiyiz. Avr. Ülkelerinde herhangi bir şehrin
garından kalkan trenler, çok sayıdaki hatlarla şehirleri
birbirine bağlarken, İst.- Ank. gibi en büyük illerimizde
bile birer hatla yetinmek zorunda bırakılmamız, herhalde
Türk halkının kaderi değildir. Bizim halkımızın da hızlı
trenlerle seyahat etme hakkı vardır, ama AB’e göre çok
gerilerdeki seyir hızıyla bile canı pahasına yapılan
ulaşım, çağımızın ulaşımı değildir. Benzer şekilde,
yıllardır ihmal edilmiş, çürümeye terk edilmiş bir sürü
iskelemiz varken, halkımız tıka basa dolu kara nakil
araçlarına mahkum edilmiştir. BASIN – YAYIN HİZMETLERİ HAKKINDA BİR KISA ANI :
Önceki akşam,
medyamızın nasıl ranta dayalı işlediğini ve reklamın her
şeyden önce geldiğini konuştuk. Ama iş, cumhuriyetimizin
değerlerine saldırmaya geldiğinde bunun böyle olmadığını, ve
muhterem hocamızın da ifade ettiği üzere; asıl kavganın ve
temelindeki yapı taşlarının nasıl siyasi olduğuna dair bir
yaşanmış örneklemede bulunmak istiyorum izninizle: Yedeksubaylık
hizmetimizi yeni tamamlamış ve ayağımızdaki postal izi
henüz duruyorken; meclis kürsüsünden Hasan Mezarcı ve
taifesi gibi, cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Ata’mıza ağza
alınmayacak hakaretlerle saldıranları medyamızın her
kesiminde duyarak ve görerek izledikten sonra, kanımıza
dokunduğundan yeter diyerek iki arkadaş Atatürkçü Düşünce
Derneği’nde almıştık soluğu. Kaydımızı yaptırıp, aktif görev
istedik. Ama biliyor musunuz ne oldu? Bugün meydanlara bu
derneğin örgütlediği ve çağrıda bulunduğu milyonları
karşısında görünce çark eden ve manşetlere sığdıramayan ,
dilinden düşüremeyen medyamız; o tarihlerde derneğimizin
İst. Şb. olarak yoktan var ettiğimiz paramızla vereceğimiz
küçük ilanları bile yayınlamayı kabul etmiyor ve (reyting)
yapmadığından, resmen kaçıyordu. Nedenini anlayamayıp da ,
hayretle sorduğumuzda aldığımız cevap aynen şu oldu:
“Konjonktür müsait değil, güçlenmenizi bekliyoruz. Yeterince
güçlendiğinizde yayınlayacağız !” Ne acıdır ki;
Cumhuriyet gazetesinin haricinde bir bir kapandı kapılar
yüzümüze, ona bile sadece dernek irtibat bilgilerini içeren
küçük ilanımızı verebiliyorduk. Bildiri yayınlayamıyorduk.
Duyduğum bu derin acıyı hala unutamam!
MHHP
PROGRAMIMIZDA HİZMET SEKTÖRLERİ : 4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) - 10. KISIM (Ulaştırma
Hizmetleri) Madde 136- Ulaştırma Hizmetleri, halkımızın güvenli, kolay, ucuz bir şekilde ulaşım araç ve gereçlerinden, imkân ve yeteneklerinden yararlanmalarını sağlar. İktisadi ve sosyal kalkınmanın uzaklık ve zaman ölçütlerinin en uygun düzeyde tutularak verim ve etkinliğinin artırılmasına yardımcı olur, katma değer üretir. Yurtdışında ve yurtiçinde Milli Güvenlik Stratejilerinin coğrafi alan ve zaman açısından uygulanmasında kendine özgü bir güç oluşturur. İnsanımızın, toplumumuzun her alanda üretimini özendirir. Mal ve hizmetlerin ulusal pazara ve dış pazarlara, rekabet niteliğini artırıcı şekilde yetiştirilmesini gerçekleştirir. Kültür çevreleri arasında ilişkileri ve bağları kurar ve geliştirir. Bir millet, ülkesinde kurup bilgi ve teknoloji ile geliştirip, yaygınlaştırdığı ulaşım ağları oranında hür, egemen ve çağdaş sayılır. Vatan toprakları üzerinde güvenle ulaşılamayan herhangi bir coğrafi yer veya alanın bulunması durumunda o ülkede milli birlik ve bütünlükten söz edilemez. Hedefler Madde 137- Partimizin Ulaştırma Hizmetleri konusunda hedefleri şunlardır: a- Herşeyden önce, büyük bir özen, dikkatle, çağdaş bilim ve teknolojinin imkan vefırsatlarından da yararlanarak başta karayolları taşımacılığı olmak üzere bütün ulaştırma hizmet ve faaliyetlerinde Trafik Güvenliği tam ve sürekli olarak sağlanmalıdır. Bunun için gerekli olan bütün kamusal, özel, yasal, yapısal ve eğitim görevleri bedeli ne olursa olsun, nasıl bir halk katılımı ve desteği gerektirirse gerektirsin, kesinlikle yerine getirilmelidir. b- Ulaştırma hizmet ve faaliyetlerinin tüm yurt sathına yayılarak, sağlıklı ve güvenli bir yapıya ulaştırılması, sektörün verimliliğinin ve etkinliğinin artırılması, alt yapıların tamamlanması, çağdaş bilim ve teknolojik araştırmaların gerekli kıldığı araç ve gereçlerin sağlanarak hizmete katılması gerekmektedir. c- Stratejik ve katma değer ölçütleri dikkate alınarak karayollarının tamamlanması, ıslahı, düzenli bakım ve onarımı, tüm ülke sathına yaygınlaştırılması, mevcut kapasitelerin ve potansiyellerin geliştirilmesi, deniz yollarına ve deniz taşımacığılına ağırlık verilerek milli özel işletmelerin yurtiçi ve uluslararası sularda yolcu ve mal taşımacılığına özendirilmesi ve desteklenmesi acil ulaştırma hizmetlerinden sayılmalıdır. ç- Kara-Demiryolu-Denizyolu ve Hava ulaşım araç ve gereçlerinin ülkemizin iktisadi güç ve kaynaklarınca üretilip işletmeye katılması sağlanmalıdır. Politikalar Madde 138- Partimizin Ulaşım Hizmetleri konusundaki politikalarının esası, güvenli bir taşıma sisteminin kurulup geliştirilmesine ve sürekli yenilenebilir bir çevre duyarlılığına dayanır. Bu hizmetler, iktisadi ve sosyal kalkınmayı desteklemeli, dar boğazlar oluşturulmamalı, ulusal ve uluslararası ticareti kolaylaştırıp, etkin kılmayı, katma değer üretmeyi, ödemeler dengesini zorlaştırmamayı öngören politikaların üretilmesini gerektirir. Bu yaklaşımla: a- Ulaştırma yatırımı olmadan kalkınma mümkün değildir. Ulaşım yolları ülkenin damarlarıdır. Ekonomi, siyasi, askeri ve toplumsal-kültürel gelişimde önemli rol oynar. Türkiye’de karayolu dışındaki diğer yollar ihmal edilmiştir. Öncelik sırasına göre demiryolları, denizyolları, havayolları ve karayolları yatırımları yapılması zorunludur. Üç strateji güdülecektir: 1) Ticari ve sanayi açısından gelişmiş bölgeleri iç ve dış pazarlara bağlayacak ve rekabet avantajı yaratacak yolların tasarlanması, sanayi bölgeleri arası mal akışına göre ulaşım ağı ve yatırımları planlanacaktır. 2) Azgelişmiş bölgelerin diğer bölgelerle bağlanması. Sanayi ve sermaye pazara yakın olmak ister. Geri kalmış bölgeler yolları ile bağlanırsa pazar haline gelirler ve yatırımları da çekerler. Bu sermayenin ve yatırımların tüm coğrafyaya homojen yayılımını, dolayısıyla toplumsal barışı ve birlikteliği sağlayacaktır. 3) İpek Yolu’nun yeniden yaratılması ve Türkiye’nin Doğu pazarlarına bağlanması. b- Demiryolu ağı son derece yetersizdir. Ulaşımda verim ve düşük maliyet, güvenlik ve hız, yüksek kapasite ve süreklilik sağlamak demiryolları ile mümkündür. Mal ve ürün taşımacılığı yanında yolcu taşımacılığı da demiryolu ile yoğun olarak yapılacaktır. c- Kıyı taşımacılığı ile büyük sanayi ve ticaret şehirleri birbirine bağlanacaktır. ç- Limanlar inşa edilecek, mevcutların kapasiteleri arttırılacak, modernize edilecektir. d- Deniz ticaret filosu geliştirilecek, güçlendirilecektir. e- Hedef, Türkiye’nin iç ve dış ticaretinde denizyolu taşımacılığını %100 yerlileştirmektir. Sonraki aşamada uluslararası taşımacılıkta jeostratejik konumumuzun hak ettiği yatırımlar yapılmalıdır. Bu nedenle: Yolcu taşımacılığı yükü kıyı şeritlerinde karayollarının üzerinden alınıp, denizyollarının üzerine verilecektir. f- Limanlar, kara, deniz ve havayolları ile ilişkilendirilip, ağ tamamlanacaktır. g- Karayolları yatırımlarında ana kriterler şunlar olacaktır: Çift şeritli yol ve sinyalizasyon, büyük şehirler arasında ücretsiz otoban, demiryolu ve denizyolu ile ulaşılamayan bölgelere ulaşım, trafik mühendisliği ile yol verimsizliği ve trafik problemlerinin azaltılması. ğ- Havayolu taşımacılığında özel havayolu şirketlerinin özendirilmesi ve teşviki ana politika olacaktır. h- Denizyolu, demiryolu, tersane, köprü, liman, gemi yapımı vs. ile istihdam ve ekonomik canlanma ve büyüme sağlanacaktır. Halkın desteği ve katılımı sağlanıp, ulusal bir amaç ve heyecan haline getirilecektir. ı- Türkiye’nin jeostratejik konumu itibariyle Ortaasya, Kafkaslar, Ortadoğu ve Avrupa arasındaki köprü rolünü oynamak ve bundan ulusal çıkarlar doğrultusunda yararlanmak ulusal stratejilerimizdendir. Bundan dolayı, bu stratejisini demir, kara, hava ve denizyolları ağı ile örtüştürmek zorundadır. Bu ulaştırma ağlarını nitelik, nicelik ve konum olarak doğru yapılandırabilirse, çok önemli ekonomik, siyasi, askeri ve toplumsal-kültürel kazanımlarda bulunabilecektir. 4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) - 11. KISIM (Haberleşme -
İletişim Hizmetleri) Madde 139- Vatandaşlarımızın ülke ve dünya sorunları hakkında bilgi sahibi olmaları, haberleşmeleri en doğal haklarıdır. Siyasi iktidar ve bürokrasi, vatandaşlarımızın bu hakkını kullanabilmesi için gerekli tüm tedbirleri almakla mükelleftir. Haber alma özgürlüğünün ve haberleşme güvenliğinin en yüksek teknolojilerle sağlanması devletin görevidir. Toplumumuzun siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel ve teknolojik hayatının gelişmesi, hak ve hürriyetlerimizin tam ve etkin şekilde kullanılması, milli varlığımızın güçlenmesi, iktisadi kalkınma hedeflerine ulaşılması kısaca çağdaş bir toplum bilgi ve haber ihtiyacının karşılanıp, iletişim gereklerinin yerine getirilmesi haberleşme hizmetlerinin sürekli, güvenilir, kalite ve sürat niteliklerine sahip, etkin şekilde yerine getirilmesine bağlıdır. Haberleşme hizmetlerinin
yurt sathına dengeli bir şekilde yaygınlaştırılması,
halkımızın taleplerinin gecikmeksizin karşılanması, gerekli
alt yapıların tamamlanması, yatırımlarda milli savunma ve
güvenlik gereklerinin dikkate alınması, uydu teknolojisinin
süratle haberleşme hizmetlerinde kullanılmasının bilgi ve
teknoloji imkanları ile geliştirilmesi ve bu suretle çeşitli
alanlarda da uydulardan yararlanma imkan ve fırsatlarının
yaratılması, Türk Uydu sisteminin kurulması haberleşme
hizmetleri alanında başlıca ilkelerimizi teşkil etmektedir. Hedefler Madde 140- Ülkemiz, bölgemiz, Türk Dünyası ve diğer bölgelerde doğru ve güvenilir haberleşme imkanını tesis etmelidir. Bu amaçla hedef, yüzde yüz Türk yapımı uyduları Türkiye’den fırlatabilme bilgi ve teknolojik altyapısına kavuşmaktır. Politikalar Madde 141- Partimizin Haberleşme ve İletişim Hizmetleri konusundaki politikaları şunlardır: a- Türk Uzay Ajansı kurularak Türk dünyası ile ortak uzay, uydu haberleşme konularında çalışmalar başlatılacaktır. b- Eurovision benzeri Asiavision kurularak Asya ülkelerinin birbirlerinden haber ve görüntü akışı sağlanacaktır. c- Yabancı ajansların bizi haber yapmalarını beklemeden Türkiye ürettiği her türlü ürünü istatistiki veri haline getirerek dünya kamuoyunun bilgisine sunacaktır. Böylelikle bugünkü haber konularımızdan çok daha fazla, farklı ve anlamlı konuların gündeme girmesi sağlanacaktır. ç- Haberleşme özgürlüğü ve güvenliği en üst seviyede sağlanacaktır. d- Kişilerin özel hayatlarının mahremiyeti her türlü saldırıdan korunacaktır. e- İletişim ve haberleşme sektörü stratejik bir alandır ve milli menfaatlere aykırı düşen her türlü özelleştirme, yabancılaştırma uygulamaları geçersiz sayılacaktır. f- TV ve radyo yayınları yalnız eğlence aracı değildir. TV ve radyolardan eğitim, kültür, sanat alanlarında da yararlanılması esastır. Milli ahlâka, milli vicdana uygun yayınlarla toplumun bilgi, görgü, sanat ve estetik anlayışlarının gelişmesine katkıda bulunacak yayınlar esastır. g- Senelerdir ihmal edilen, Türk kültürünü konu alan belgesel, dizi, drama, sinema yapım ve yayınlarına öncelik ve ağırlık verilecektir. Çizgi film konusunda dünya piyasalarına hitap edecek yerli yapımlar teşvik edilecektir. ğ- Uydu yayınlarıyla ülkemize sokulan kökü içerde veya dışarıda her türlü zararlı yayınlarla teknolojik olarak mücadele edebilme imkanlarına kavuşulacaktır. h- Türk dünyasının
kültürel birlikteliğini ortaya çıkaracak organizasyonlar
yapılacaktır. “Türk Dünyası En iyi Yazar Ödülü” - “Türk
Dünyası En İyi Sinema Filmi” - “Türk Dünyası Gazetecilik
Ödülü” - “Türk Dünyası En İyi Tiyatro Eseri Ödülü” - “Türk
Dünyası En İyi Şairi” - “Türk Dünyası En İyi Bilimadamı”
seçilip törenlerle ödülleri verilecektir. Hepinize, gerçeklerin peşinde aydın günler diler, Saygılarımla arz
ederim. Ufuk ERDÜVENCİ
|