Geçmiş Haftalarda Yayınlananları Oku

 

TARIM
 
 
Tarım sektörü, gerek insanın yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan temel besin maddeleriyle doğrudan ilişkili olması, gerekse nüfusun belirli bir kısmını içinde barındırıp istihdam olanağı yarattığı için ülke ekonomileri açısından oldukça önemlidir.  
 
Artan nüfus ve buna paralel olarak beslenme ihtiyacı, tarım sektörünün önemini her geçen gün artırmaktadır. Birçok bilim adamınca, tarihsel süreç içinde topraklar üretkenliği nedeniyle kutsal olarak kabul edilirken, bunu korumanın bir ulusun onuru olduğu ve kaybedilenin toprak olmayıp temelde ulusal servet olduğuna dikkat çekilmiştir. Çünkü doğal kaynak olan toprakların üretimi sonsuz olmadığı gibi, verimli toprak oluşum sürelerinin 100, hatta 1000 yıllarla ifade edilmesi toprağın önemini vurgulama açısından çarpıcıdır. 
 

Tarım ekolojisinde bulunan toprak, bitki örtüsü/ormanlar, flora ve fauna/yaban hayatı ve su eko-sistemleri gibi kaynaklar uygun kullanım koşullarında kendini yenileyebilir, uygun olmayan kullanımlarla tükenebilirler. O nedenle, milli varlığımız olan bu değerleri koruma konusunda çok dikkatli ve özenli olmak mecburiyetindeyiz.  
 

Yenilenemeyen kaynaklar tarımda doğrudan kullanılmamalarına rağmen, kırsal ekonomi üzerinde bir bütün olarak olumlu ve olumsuz etkileri olmaktadır. Bu kaynaklarla bağlantılı ekonomik faaliyetler, tarım gelirlerinin arttırılmasına yardımcı olur ve gerek tarım, gerekse tarım dışı kırsal kesimin yararlanabileceği yerel altyapı ve sosyal yapı yatırımlarına katkıda bulunurlar. 
 

YURDUMUZDA  TARIM  ve ETKİLEYEN TEMEL UNSURLARI  :

Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması (nadas) gerekmektedir.

Toprak Bakımı ve Islahı

Toprağın sürülmesi, havalandırılması, taşlarından ayıklanması, bataklıkların kurutulması, yabancı otların ayıklanması çalışmalarıdır.

Sulama

Tarım yapabilmek için toprağın nemli olması gereklidir. Kuraklık görülen bölgelerde sulama ile tarım yapılabilir. Sulanan tarım arazilerinde üretim yıllara göre önemli değişmeler göstermez. Tarım ürünü çeşitliliği artar. 
 
 

Gübreleme

Topraktaki mineral dengesini korumak, toprağı verimli hale getirmek için gübreleme yapılır. Gübrelemenin yapılmadığı yerlerde toprak nadasa bırakılır.

Tohum Islahı

Yüksek verimli tohum kullanmak, tarımsal verimi arttırır.

Makineleşme

Tarımsal faaliyetlerin kısa sürede tamamlanması toprağın daha iyi işlenmesini sağlar.

Pazarlama

Tarım üreticisinin ürününü değerlendirmek, zarar etmesini önlemek için devlet bazı ürünlere taban fiyatı vererek destekleme alımları yapar. Ayrıca ürünün depolanması için silolar, hangarlar, depolar kurar.

Tarımsal Kuruluşlar

Zirai araştırma enstitüleri, devlet üretme çiftlikleri, Ziraat Bankası, TMO, Türkiye Ziraat Odaları Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin tarımsal yapısını ve özelliklerini incelemek, üretici ve tüketiciyi korumak, çiftçiye kredi, fidan sağlamak gibi amaçlarla kurulan kuruluşlardır.

Ülkemiz topraklarının kullanım amacına göre dağılımı şöyledir:

Ekili dili alan : 174.480.000 dekar

Nadas arazisi :    36.551.000 dekar

Orman :            192.376.000 dekar

Ürün vermeyen : 113.403.000 dekar

Çayır-mera :        123.776.000 dekar

Kullanılmayan alanı : 662.195.000 dekar

Ekili – dikili alanların kullanım amacına göre dağılışı şöyledir :

Ekili alan (Tarla) 145.178.000 dekar

Dikili Alan (Meyveli ağaç) 23.373.000 dekar

Sebze-çiçek bahçesi (Sera dahil) 5.929.000 dekar 
 

Ekili – Dikili Alanların Ürünlere Göre Dağılımı

Tahıllar % 74

Endüstri bitkileri % 11

Baklagiller % 8

Sebzeler % 5

Yumruklu bitkiler % 2

SULU TARIM   :    
 

Dünya nüfusunun hızlı artışı, kentleşme, endüstrileşme ve ekosistemlerin tahrip edilmesi nedeniyle su kaynaklarının olumsuz etkilenmesi ve buna bağlı olarak önümüzdeki yıllarda dünya nüfusunun yarısının sudan yoksun kalacak olması, su problemini gündemin birinci sırasına oturtmuştur. Bu bağlamda, su kaynaklarının mevcut durumunun bilinmesi, potansiyelinin hesaplanması ve yönetimi, gelecek ve yapılacak planlar açısından çok önemlidir.  Su kaynaklarının yönetimindeki eksiklik ve yanlışlıkların tarih boyunca pek çok olumsuz etkisi görülmüştür. Ülkemizde su kaynaklarında görülen azalma ve kirlenmenin önemi, büyüyen şehirlerin içme suyu ve gelişen endüstrinin su talebini karşılamak durumunda kalacağı düşünüldüğünde bir kat daha artmaktadır

     Toprak ve su kaynakları ülkelerin en önemli doğal zenginlikleri arasında yer alır. Toplumların sosyo-ekonomik kalkınmalarında, söz konusu kaynakların geliştirilerek akılcı kullanımının büyük önemi bulunmaktadır. Su, canlılar için vazgeçilemez bir doğal kaynaktır; eksikliğinde bitkisel üretim önemli ölçüde kısıtlanmaktadır. Suyun en fazla kullanıcısı olan tarım,  kültür bitkilerinin üretimleriyle ilgili işlevleri kapsar.

      Türkiye’nin 27 milyon hektar olan tarım alanının % 92’si sulanabilir nitelikte olmakla birlikte, ekonomik olarak sulanabilir alan 8,5 milyon hektardır. Ekonomik olarak sulanabilir alanın % 61’i sulanmaktadır. 5.161.863 ha sulanan alanın % 54’ü DSİ, % 26’sı Köy Hiz.Gen.Md.lüğü ve % 10’u da Topraksu kredisi ile halk sulaması şeklindedir. 
 

TARIM EKONOMİSİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİMİZ : 
 

Biz çocukken, dünyanın kendi kendine yetebilen 7 ülkesinden biri olduğumuz öğretilmişti.

Oysa mısır, pancar, ayçiçeği, hatta buğdaya kadar her mahsulün ithalat şirketlerince yurda sokulduğu gündür bugün. Hem de bu faaliyetler, Ank.’da konuşlanmış en önde gelen şirketler tarafından yürütülmektedir.  
 

Üç yanımızda denizlerle çevrili olmamıza rağmen, kendi balığımıza sahip çıkamıyoruz. Uzun zamandır, Kuzey Avr. Ülkelerinden yapılan ithalata hız verilmiştir.

(Kaynak  :  www.DİE.gov.tr www.maliye.gov.tr
 

Bu ülkenin öz evlatları olan bizleri ele güne muhtaç etmeye kimsenin hakkı ve hürriyeti olamaz. Bu tecavüzü, demokratik hak ve özgürlükler sınıfına sokmaya kimse kalkmamalıdır. Kabul edilir tarafı yoktur. MHH. olarak hakkımızı, hukukumuzu koruyup kollamak, ve müdafaa etmek için ne gerekiyorsa yapmak için buradayız. 
 

Sınır tanımayan sonsuz insan ihtiyaçları karşısında, kaynaklar evet kıt olabilir. Ama bizim kaynaklarımız herhangi bir AB ülkesinden daha kıt değildir. Yeraltı ve yerüstü zenginliğimiz görmezlikten gelinemez. İnsan gücüyse; genç nüfus ve yetişmiş beyinler bizde de var.  Kaçırmayalım yeter ki. Deniz, hava ve kara her yönüyle tabiatımız, diğer dünya ülkelerinin imrendiği kıskandığı güzelliktedir. Para mı yok? Kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almakta neden bu kadar ayak direniyor? Ülke enerji kaynakları ve kurulu gücü neden tam kapasite kullanılmıyor? Elektrik ve hidroelektrik gücümüz tükendi yada kapasitesi doldu mu da büyük maliyetlerle kendi kendimizi bağlayan sözleşmelere talip olduk? Hidroelektrik santrallerimizde kapasite kullanımının %16 seviyelerinde oldugunu İ.T.Ü. ‘den profesörümüz haykırırken, acaba  neden işitilmedi? 
 

Bizi 2001 krizine sokan ABD’li Stanley Fischer, IMF ile stand-by anlaşması yapmamızı istemişti. O dönemde 26,- mia. USD. İç borç stoğumuz olduğunu söyleyerek eleştiriyordu. Şimdi iç borç 250,- mia. USD’ı aştı ama, övgüler yağdırıyor. Neden sizce? Çünkü, satış var. Her varlığımız satılmakta bugün. Ve kendilerini merak ederseniz, bugün İsrail Merkez Bankası Bşk.lığı görevini yürütmektedir. 
 

Yine bugün muhtelif isimler ve projeler adı altında AB ve ABD’den alınan hibeler, sömürgeleşmeyi hızlandırıyor. Önce beyinlerimiz, sömürü aracı olmaktan çıkmalıdır. Karşılıksız gelen, yardım sandığımız paraların bedelinin kat be kat çıkarılacağını unutmayalım. Pek çok yönden Türkiye’yi manivela olarak kullanma çabasındaki ülkelerin gayretlerini boşa çıkarmak mecburiyetindeyiz. 
 

Türkiye İstatistik Yıllığı 2004 verilerine göre;  toplam fiili göç ortalaması %17 si köyden şehre, %20’si şehirden köye gerçekleşmiştir. Büyük kentlerden kırsal kesime yönelen tersine göç dikkat çekicidir. Ancak, yeterli değildir. Orta ve uzun vadeli kalkınma planlarına dayalı alacağımız tedbirlerle, nüfus yoğunluğunu yaymak zorundayız. Sürdürülebilir buyüme hızının en önemli etkenlerinden biri de budur. 
 

Gelişmiş ülkelerde TARIM’da istihdama bakacak olursak; 
 

                                                  1900                           1990 
 

JAPONYA                                 %68                             %7

ABD                                              44                                3

İNGİLTERE                                  19                                2

olarak görülürki ; bu durum , uzun dönemde  tarım istihdamının hizmet sektörüne doğru hızla kaymakta olduğunu gösterir.  Güzel de, kendimizi bugün,  gelişmiş bir endüstri ülkesi olarak da tanımlayamadığımıza göre; tarımdan kayan bu istihdamı nasıl açıklayacağız? Ucuz hizmetkarlığın kapısı aralanmış olmuyor mu? Bu gidişe gelişme denebilir mi? Yorumunu takdirlerinize sunuyorum. 
 
 
 

TÜRKİYE TARIMINDA GÜNCEL SORUNLAR  VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ : 
 
 
 

Tarım topraklarımızın yaklaşık %80-85’inde yağış yetersizliği veya sulama imkanlarının olmaması ve girdilerin (gübre,ilaç, yakıt vb.) yüksek olması nedeni ile ekonomik bir gelir elde edilememektedir. Bazı yıllar (Bu sene olduğu gibi) kimi bölgelerde hiç ürün alamıyorlar; ya da alınan ürün ekonomik olmuyor; bazı yıllar kar etseler bile, o da geçmiş yılların borç ve faizlerine gidiyor. Kısacası üreticiler önlerini göremiyorlar, fakat bu işi mecburen yapıyorlar. Bu üreticiler, genellikle devlet desteği ile ayakta kalabiliyorlar. Tarlalar miras yolu ile bölündüğü için,  o kadar küçüldü ki; bazı tarlalara gecekondu bile sığmaz, diğer yandan  traktörlerle tarlaya iki kere gitseniz mazot parasını karşılamıyor, tüm karı alıp götürüyor.

Peki bu iflasa, imkansızlığa engel olmak için neler yapılabilir dersek;

 

1.  Miras yolu ile tarlaların bölünmesi durdurulmalı ve bölgelere göre en uygun arazi büyüklüğü belirlenip arazi toplulaştırması yapılmalıdır.

2.   Yakıt maliyetine verilmelidir ki şu anda; maliyetin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Böyle yapılırsa, ucuza elde edilecek ürünlerin yurt dışına pazarlanması kolaylaşır ve devlet oluşacak kaybın çok daha fazlasını , üreticiye yapacağı vergi indiriminden  kazanır.

3.  Ürüne destek, daha çok ithal edilen ürünlerin, (Hayvan veya bitkilerin) ülkemizde yetiştirilmesine yönelik olmalıdır.

4.  Bölge şartları ve üretilecek bitki desenine bağlı olarak, en ekonomik su kullanma sistemleri uygulanmalıdır.

5.    Ülke şartlarına uygun hayvan ve bitki geliştirmek için ıslaha önem verilmelidir.

6.   Tarımsal faaliyetlerde kullanılacak her türlü ürün ve faaliyet yetkililerin bilgisi dahilinde olmalıdır. Aksi taktirde, uydurma gübre, uydurma ilaç, belgesiz tohum vb. konularda üreticiler sürekli kandırılmaktadırlar.

7.    Köylüyü köyde tutmak için yapılacak her türlü yatırım (Psikolojik, sosyal, kanalizasyon, su, atık, ücret, yol, taşıt vb.); o köylüyü şehirde tutmaktan çok daha ucuzdur. Bu güne kadar maalesef bunun tersi yapılmıştır.

8.    Tarımsal ürünleri işleyen fabrikalar (Yağ, lif, un, yem ve şeker fabrikası gibi), ihtiyacı olan hammaddeyi sözlesme yaptığı üreticilerden sağlamalıdır.  (Şeker fabrikalarında olduğu gibi bir uygulama gereklidir.) Böylece kendiliğinden, ekilecek ürünlerin büyük ölçüde planlaması yapılmış olacaktır. 
 

Ekte yer alan DİE.’nün gerçekleşen tarım üretimimiz hakkındaki istatistik tablolarına bakıldığında; sadece 1979-1993 ve 2003 itibariyle 24 yıl zarfında hububat, baklagiller, sanayi bitkileri, yağlı tohumlar, yumru bitkiler ve meyveler olmak üzere ürün gruplarında nasıl yerinde saydığımızı ve hatta ciddi gerilemeler kaydedildiğini görmek mümkündür, düşündürücüdür ve kaderimizi kimlerin tayin etmeye çabaladığının da açık bir göstergesidir.

   Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca yayılmayı kolaylaştıracaktır.     Fakat bu çok önemli işi isabetle amacına ulaştırabilmek için ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım politikası tespit etmek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek tatbik edebileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır.

ATATÜRK’ÜN TARIM  HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ  : 
 

Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir nitelikte olması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus yoğunluğuna ve toprağın verim derecesine göre sınırlandırılması lazımdır…   

  Küçük büyük bütün çiftçilerin iş makinelerini arttırmak yenileştirmek ve korumak önlemleri vakit geçirmeden alınmalıdır...

Saban , kılıca karşı daima galip gelmiştir…

Memleketi; iklim, su ve toprak verimi bakımından, tarım bölgelerine ayırmak gerekir. Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern pratik tarım merkezlerinin kurulmalıdır…

Bir de başta buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla sanayimizin dayandığı çeşitli hammaddeleri temin ve dış ticaretimizin esasını oluşturan çeşitli ürünlerimizin ayrı ayrı her birinde, miktarlarını arttırmak, kalitesini yükseltmek, üretim masraflarını azaltmak, hastalık ve düşmanlarıyla uğraşmak için gereken teknik ve yasal her önlem zaman geçirilmeden geliştirilerek geniş bir işletme kurumu oluşturulmalıdır...

Tüm yaşamı boyunca, Atatürk’ün en ufak bir sapma olmaksızın inandığı , değer verdiği felsefesi , yeşile olan tutkusu ve özlemi "Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki kör bir insan dahi yeşillikler arsında olduğunu fark etsin" düşüncesi Atatürk Orman Çiftliği'nin kurulmasında en önemli etken olmuştur.  Dönemin  Tarım Bakanlığı uzmanlarından Bay Schmit, Orman Çiftliği arazisinde tarım imkanları hakkında verdiği raporda “Bu öyle bir teşebbüstür ki, elverişsiz toprak ve iklim koşulları altında burada ya sabır tükenir, yahut ta para” demiştir. Uzmanların bu olumsuz görüşleri, O' nun Ankara'da bir çiftlik kurma konusundaki azmini azaltacak yerde daha da pekiştirmeye hizmet etmiştir. O, bu şekilde aynı zamanda hem Türkiye tarımına modern bir çiftliğin örnek yöntemlerini hediye etmek, hem de bazı durumlarda ilmin dahi gerçekleşmesini mümkün görmediği girişimlerinde gerçekleştirilebileceğini kanıtlamak gibi çok önemli bir teşebbüste bulunuyordu. 
 

YALOVA ATATÜRK TARIM İŞLETMESİNİN HALİ   :

Bursa 2. İdare Mahkemesi, Tarim-İs Sendikasi, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve TEMA Vakfı'nın actığı dava üzerine, Yalova Atatürk Tariı İşletmesi'nin tasfiye edilmesine iliskin Başbakanlık Yüksek Planlama Kurulu (YPK) istemini iptal etti. Mahkeme, 26.12.2006 tarih ve 2005-1080 esas nolu kararıyla tarım topraklarının önemi konusunda siyasi çevrelere de ders verdi. Toprağı korumanın, bir ulusun onuru olduğu vurgulanan mahkeme kararında, İdarenin tasfiye yerine, Anayasa hükümleri uyarınca "toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek" için önlem alması gerektiği bildirildi. Kararda, "Her şeyden önce ATATÜRK'ün kurarak hazineye "hediye" ettiği dava konusu taşınmazın anılan kimliğinin yaşatılması tarihsel

bir sorumluluktur. Bu nedenle uyuşmazlığı herhangi bir iktisadi devlet teşekkülünün karlılığı ve verimi düştüğü için tasfiye edilmesi olarak ele almak, yüzeysel bir yaklaşım olacaktır" görüşü dile getirildi.  
 

Hukuk literatüründe üstün kamu yararı, kamu sağlığı ve milli güvenlik gibi toplumsal menfaatler ile çevre ve doğal kaynakların sağladığı yaşamsal faydaların bir bütünü olup, her türlü ekonomik gaye ve kazançtan daha öncelikli olan en üst toplumsal yararını ifade etmektedir. 
 

KANUNLARIMIZDA   DEVLET  VE TOPRAK   : 
 
 

Anayasanin 44. maddesinde "Devlet, topragin verimli olarak isletilmesini korumak ve gelistirmek, erozyonla kaybedilmesini onlemek ve topraksiz olan veya yeter topragi bulunmayan ciftcilikle ugrasan koyluye toprak saglamak amaciyla gerekli tedbirleri alir. Kanun, bu amacla, degisIk tarim bolgeleri ve cesitlerine gore topragin genisligini tespit edebilir. Topraksiz olan veya yeter topragi bulunmayan ciftciye toprak saglanmasi, uretimin dusurulmesi, ormanlarin kuculmesi ve diger toprak ve yer alti servetlerinin azalmasi sonucunu doguramaz...", 45. maddesinde, "Devlet, tarim arazileri ile cayir ve meralarin amac disi kullanilmasini ve tahribini onlemek, tarimsal uretim planlamasi ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal uretimi artirmak maksadiyla, tarim ve hayvancilikla ugrasanlarin isletme arac ve gereclerinin ve diger girdilerin saglanmasini kolaylastirir..." ve 166. maddesinde ise "Ekonomik, sosyal ve kulturel kalkinmayi, ozellikle sanayinin ve tarimin yurt duzeyinde dengeli ve uyumlu bicimde hizla gelismesini, ulke kaynaklarinin dokum ve degerlendirilmesini yaparak verimli sekilde kullanilmasini planlamak, bu amacla gerekli teskilati kurmak Devletin

görevidir…” hükümleri yer almaktadır.

 
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 1. maddesinde, "Bu kanunun amacı; toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini engelleyerek, korunmasını, gelistirilmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak, planlı arazi kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek" vurgulanarak, 9. maddesinde, "Arazi kullanımını gerektiren her türlü girisim ve yatırım sürecinde toprakların korunması, doğal ve yapay olaylar sonucu meydana gelen toprak kayıplarının önlenmesi; arazi kullanım planları, tarımsal amaclı arazi kullanım plan ve projeleri ile toprak koruma projelerinin uygulamaya konulması ile sağlanır", 13. maddesinde, "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazilerinin, tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı" vurgulanmış, 18. maddesinde de, "Toprağın korunması, üetim gücünün geliştirilerek sürdürülmesi, arazinin iyilestirilmesine yönelik toprak islahı ve tarla içi geliştirme etkinlikleri, yeteneğe uygun arazi kullanımı konularında projeye dayalı yatırım yapan, toprak işleme, sulama ve yetiştirme tekniklerini uygulayan üreticilere, tarımsal desteklemelerde öncelik verilir, yatırımları Bakanlık imkanlarıyla desteklenir" denilmek suretiyle özendirilecekleri hükme bağlanmıştır.  
Diğer yandan 441 sayılı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görevleri sayılmış olup, son fıkrasında, "Tarım alanlarının gayesine uygun bir şekilde kullanılmasını sağlamak, denetlemek ve ilgili kuruluşlarla işbirliği

yapmak” hükmü yer almaktadır.

 
 

YURDUMUZDA  HAYVANCILIK  :

Hayvancılığın Türkiye Ekonomisindeki Yeri

Türkiye’de hayvancılık, artan nüfusun beslenmesinde ve endüstri hammaddesi olması açısından önemli bir yer tutar. Tarımsal üretimin % 40’ı, ulusal gelirimizin yaklaşık % 20’si hayvancılıktan sağlanmaktadır. Dış ticaretimizde hayvancılık % 15’lik bir paya sahiptir.  Kırmızı et üretimi yurdumuzda 1 milyon ton iken, ort. nüfusu bizimkinin yaklaşık 4 misli olan ABD.’de 78,- milyon ton’dur.

Türkiye’de Hayvancılığı Etkileyen Etmenler

Hayvancılık tarımsal etkinliklerin bir koludur. Tarımla uğraşan nüfus bir yandan toprağı işleyip çeşitli ürünler elde ederken, diğer yandan da hayvan besler. Bunların etinden, sütünden, gelirlerinden yararlanılır. Engebeliklerin fazla olduğu bölgelerde önemli bir ekonomik etkinlik olarak gelişmiştir. Türkiye hayvan sayısı bakımından Dünya’da önemli bir yere sahip olmasına karşın hayvansal ürünlerin üretimi oldukça düşüktür. Verim düşüklüğünün nedenleri şunlardır :

Hayvan Soylarının Durumu : Türkiye’de yerli ırkın et ve süt verimleri düşük olduğundan başka ülkelerden getirilen damızlık hayvanlarla melez ırklar üretilmektedir. Bu nedenle haralar kurulmuştur. Bursa’daki Karacabey ve Eskişehir’deki çifteler haraları en önemlileridir.

Otlakların Durumu : Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yerlerde hayvanların otlatıldığı alanlara otlak denir. Otlaklar bozkır ve dağ otlakları diye ikiye ayrılır. Bozkır otlakları, yazları sıcak ve kurak geçen yerlerde bulunur. Bu tür otlaklarda en çok küçükbaş hayvan beslenir. Dağ otlakları, yazları serin geçen bölgelerde bulunur. Otlar uzun boylu ve gürdür. Bu alanlarda çoğunlukla büyükbaş hayvan beslenmektedir. Türkiye’deki otlakların yetersiz olması hayvancılıktaki verimi düşürmektedir.

Mera Hayvancılığı

Türkiye’de hayvancılık daha çok mera hayvancılığı şeklinde yapılır. Kış aylarında ağıl ve ahırlarda arpa, saman ya da kuru otlarla beslenen hayvanlar yazın meralarda (otlaklarda) otlatılır. Bu nedenle mera hayvancılığında doğal koşullara bağlı olan et ve süt verimi düşüktür.

Besi ve Ahır Hayvancılığı

Hayvansal ürün verimini artırmak için ahır hayvancılığı (mandıracılık) yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle büyükbaş hayvanlar temiz ve bakımlı ahırlarda modern yöntemlerle beslenir. Şekerpancarının küspesi hayvan yemi olarak değerlendirilir. Bu nedenle şeker fabrikaları çevresinde ahır hayvancılığı gelişmiştir. Marmara Bölgesi’nde besicilik ve mandıracılık daha yaygındır.  
 
 

Hayvancılık Türleri

Küçükbaş Hayvancılık : Koyun, kıl keçisi ve tiftik keçisi bu ad altında toplanır. Türkiye’de bozkırların yaygınlığı küçükbaş hayvancılığı zorunlu kılmıştır.

Koyun : Türkiye koyun yetiştiriciliğinde Dünya’da 6.sırada yer alır. Marmara ve Ege Bölgesi’nde daha çok kıvırcık, İç ve Doğu Anadolu’da mor karaman, İç Batı Anadolu’da dağlıç soyları yetiştirilir. Güney Marmara’da devlet üretme çiftliklerinde merinos koyunu yetiştirilmektedir. Yünleri ince uzun ve parlak olduğundan yünlü kumaş dokumasına elverişlidir.

Kıl Keçisi : Ülkemizin hemen her yerinde kıl keçisi beslenir. Keçi hareketli ve çevik bir hayvan olduğundan en yoğun beslenme bölgeleri dağlık ve engebeli alanlardır. Ancak ormanlık alanlara zarar verdiği için sayısında azalma görülmektedir.

Tiftik Keçisi : Ankara keçisi adıyla da tanınan tiftik keçisi daha çok yünü için yetiştirilir. Tiftik önemli bir dış satım ürünüdür. Türkiye, tiftik keçisi yetiştiriciliğinde ABD, Güney Afrika, Yeni Zelanda ve Avrupa’dan sonra 5. sırada yer alır.

Büyükbaş Hayvancılık :

Sığır : Türkiye’nin hemen her bölgesinde yetiştirilir. Özellikle otların gür ve uzun boylu olduğu yerlerde yoğun olarak beslenmektedir. Karadeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu’nun kuzey yarısı en önemli sığır yetiştirme alanlarıdır.

Manda : Sağılma dönemi ineğe göre daha uzun ve et verimi daha yüksektir. Türkiye’nin bol su ve bataklık yerlerinde özellikle Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde yoğun olarak beslenir.

Diğerleri : Yük, binek ve koşum hayvanı olarak eşek, at ve katır beslenmektedir. Gelişen yol sistemleri ve artan motorlu araçlar nedeniyle sayıları giderek azalmaktadır.

Kümes Hayvancılığı

Eti ve yumurtası için beslenen tavuk, hindi, kaz, ördek gibi kanatlı hayvanlar kümes hayvanları adı altında toplanır. Türkiye’de yaygın olarak ekonomik değeri daha yüksek olan tavuk beslenmektedir. Ancak ülkemizde modern tavukçuluk henüz yeterince gelişmemiştir. Son yıllarda büyük kentlerin çevresinde yoğunlaşan modern tavukçuluğun en yaygın olduğu bölgemiz Marmara’dır.

Kümes hayvancılığının çoğunlukla kişisel işletmeler biçiminde olması, yem üretiminin yetersiz, kooperatiflerin az olması kümes hayvancılığının gelişimini engellemektedir. 
 
 
 

Arıcılık

Bal ve balmumu elde etmek amacıyla arı beslenmesi işlemine arıcılık denir. Türkiye farklı iklim tiplerinin görüldüğü bir ülke olması nedeniyle zengin ve çeşitlilik gösteren bitki örtüsüne sahiptir. Buna bağlı olarak arıcılığa uygun bir ülkedir. Hemen her bölgemizde arıcılık yapılmaktadır. Kars, Bitlis, Şemdinli, Rize, Ankara, Muğla, Erzurum ve Konya balları yurt çapında ün kazanmıştır.

Balıkçılık

Türkiye’nin su ürünleri potansiyeli yüksek olmasına karşın, su ürünleri avcılığı ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip değildir.

Avlanmanın zararlı yöntemlerle yapılması, denizlerin hızla kirlenmesi, taşıma ve depolama olanaklarının yetersizliği, balıkçılıkla uğraşan nüfusun az olması, açık deniz balıkçılığın gelişmemesi gibi nedenler üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de balıkçılığın gelişmesini engellemektedir.

Deniz Balıkçılığı : Türkiye’de daha çok kıy balıkçılığı gelişmiştir. Açık denizlerde avlanacak gemi ve filolarımız olmadığından açık deniz balıkçılığı yapılmaz. Karadeniz ve Marmara Denizi Türkiye’de balıkçılığın önem kazandığı alanlarıdır. Özellikle balıkların göç döneminde boğazlar önemli balık avlama alanlarıdır.

İç Sular Balıkçılığı : Göllerde ve akarsularda yapılmaktadır. İç sularımız balık bakımından zengin olmasına karşın bu potansiyel değerlendirilememektedir. Balıklar dışında iç sularımızdan elde edilen midye, istakoz ve karides gibi su ürünleri de bulunmaktadır.

Kültür Balıkçılığı : Kültür balıkçılığı hem kıyılarımızda, hem de iç bölgelerimizin akarsu boylarında ya da temiz kaynak suları sağlanabilen yerlerde yapılmaktadır. Bu nedenle balık yetiştirme çiftlikleri kurulur ya da yapay baraj göllerinden yararlanılır.

İpek Böcekçiliği : İpek böcekçiliği dut yapraklarına bağlı olarak yapılır. Dut ağacı yetişen bölgemizde geleneksel olarak ipek böceği yetiştirilebilir. Ancak başta Bursa olmak üzere Güney Marmara Bölümü, Güney Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz kıyı kesimi başlıca doğal yetişme bölgeleridir. Türkiye yıllık yaş koza üretiminin yaklaşık % 90’ı Marmara Bölgesi’nden sağlanır.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra ipek üretim merkezlerinin tahrip edilmesi, ipeğin karşısına sentetik liflerin çıkması ve bu ekonomik etkinliğin yeterince desteklenmemesi ipek böcekçiliğinin gelişmesini engellemektedir
 
 
 
 
 
 
 

MHHP PROGRAMIMIZDA TARIMIN YERİ VE ÖNEMİ   : 
 
 
 

4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

5. KISIM (Tarım-Hayvancılık ve Su Ürünleri) 
Tarım 
 
İlkeler

Madde 114- Ülkemizin doğal kaynakları ve iktisadi zenginliklerinin başında vatan topraklarımızın dünyanın en bereketli ve verimli niteliklere sahip olması ve tarımla uğraşan insan gücümüzün kendine özgü özellikleri gelmektedir. Devlet olarak, toplum olarak ve hatta birey olarak temel insan gücümüzü oluşturan köylülerimizi, toprakla, hayvanla ve sularla uğraşan vatandaşlarımızı, çiftçilerimizi ve çobanlarımızı büyük bir özen ve dikkatle kuvvetlendirmek zorundayız. Bu kuvvetlendirmede çağdaş bilim ve teknolojinin bütün imkan ve fırsatlarının kullanılması yanında onları bilgi ve teknoloji ile donatmak en önemli görevlerimizin başında yer alır.

Toprak varlığımızı korumak ve geliştirmek, tarım ürünlerimizin verimliliğini artırmak iktisadi hayatımızın temeli, millet olmanın gereği ve geleceğimizin güvencesidir. Bu düşünce ve yaklaşımla Erozyonla Mücadeleyi milli bir görev olarak kabul etmeliyiz. İkinci olarak tarımsal üretim yapılabilecek topraklarımızın korunup, genişletilmesini ve sulu tarıma geçişin hızlandırılıp, gelişmesine özen göstermeliyiz.

Çok zengin kaynaklara sahip olduğu bilinen verimli Anadolu ve Trakya toprakları üzerinde köylü ve çiftçilerimize yeni tarımsal üretim alanları kazandırılıp, örgütlenmesini, sahip oldukları alanların korunmasını ve geliştirilmesini ve bütün bu toprakların sulu tarıma kavuşturularak, bilgi ve teknolojinin desteğiyle güçlendirilmesini yeni bir vatanın kazanılması veya üzerinde yaşanan toprakların bir kez daha vatan yapılması kadar önemli görmekteyiz.

Açıklanan sorunların çözümlenmesinin, belirtilen esasların gerçekleşmesinin herşeyden önce halkımızın aydınlatılmasına, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın toprak sahibi olma ve toprağa özen gösterme şuurlarının güçlendirilmesine bağlı olduğu inancındayız.

Bu vatan evlâtlarının en önemli görevi ise, ülkemizde yeni bir tarım ve tarımsal üretim devrimini bir başka deyimle “Yeşil Devrimi” başlatmaları, geliştirmeleri ve bu yolla da Anadolu insanının refah ve mutluluğa ulaşmasında yardımcı olmalarıdır.

 

4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

5. KISIM (Tarım-Hayvancılık ve Su Ürünleri) 
Yeşil Devrime Hazırlık Dönemi
 
 
Politikalar

Madde 115- Partimizin “Yeşil Devrime” hazırlık döneminde izleyeceği politikalar aşağıdadır:

a- Tarıma ayrılan kaynak ve desteklemeler arttırılacaktır. Üretene değil, toprak sahiplerine destek üzerine kurulu olan doğrudan gelir desteği uygulamalarına son verilecek, destek gerçek üreticiye ve üretim çeşidine göre yapılacaktır. Bu uygulamalarda özellikle yoksul çiftçi korunacaktır.

b- Tarım çerçeve yasası hazırlanacaktır. Hangi ürünlerin hangi bölgelerde yetiştirileceği, tarım ve hayvancılık bölgeleri tespit edilecektir. Tarım ve hayvancılık sektörü alt yapısı güçlendirilecektir. Ülkemizin üretimine ihtiyaç duyduğu ürünlerde uygulanacak teşvikler derhal uygulamaya konulacaktır.

c- Tarım arazileri ile ilgili Miras Hukuku değiştirilecek ve topraklarımızın belirlenecek miktarın altında parçalanması önlenecektir.

ç- Tarım ve hayvancılıkta kalite ve verim artışlarının sağlanması için bilime ve planlamaya dayalı çalışmalar yapılacaktır. Dekar başına verimin arttırılmasıyla tarım insanımızın gelirlerinde net bir artış sağlanacaktır.

d- Tarım ve hayvancılık ile ilgili Organize Sanayi Bölgeleri kurulacak ve buradaki yatırımlar teşvik edilecektir. Tarıma dayalı sanayi kuruluşları desteklenecektir.

e- Tarımsal ürünlere verilen destek ile üretim artışları sağlanacak, dışarıdan gelecek olan ürünlere karşı yerli üretim teşvik edilecek ve korunacaktır.

f- Tarımsal nüfusun azaltılmasında bu güne kadar ki yapılan uygulamaların tersine insanlarımızın yoksulluğa terkedilerek tarımsal üretimden koparılması politikalarına son verilecek, tarım sektöründeki atıl durumda bulunan insan potansiyelimiz eğitilerek ekonominin diğer alanlarına, belirlenecek plan dahilinde kazandırılacaktır.

g- Tarımsal üretimde besin güvenliğine gereken önem verilecek, tarım nüfusunun geçim konularını destekleyici politikalar üretilecektir.

ğ- Özellikle yaş sebze ve meyve üreticilerinin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için, kaliteli ürün yetiştirilmeleri sağlanacak, piyasa arz-talep dengesinin kurulabilmesi için ihracat yapacak firma sayısı arttırılacak ve bu firmalara destek sağlanacaktır. Ürün ödemelerine standart getirilecek, üreticinin alın terinin karşılığını alabilmesi için yasal düzenlemeler yapılacaktır.

h- İç piyasadaki pazarın sağlıklı oluşabilmesi için, ürünlerin tüketiciye sunumundaki sistem kökten değiştirilecek, üreticilerimizin ürünlerinin belirli bir düzen içerisinde pazara ulaştırılması sağlanacak ve sağlıksız yürüyen aracılık sistemi ise ortadan kaldırılacaktır.

ı- Ülkemiz için çok önemli olan sanayi ürünlerinin üretimi teşvik edilecek, vadeli işlem borsaları kurulacaktır.

i- Üretimde kullanılan temel girdilerin ulaştırılmasında hatalı uygulanan bayilik sisteminde köklü değişiklikler sağlanacak, tarım ilaç, gübre ve tohum üretimlerinde yerli sanayi desteklenecektir. Tarım ilaç kullanımındaki piyasa denetimleri arttırılacak ve üretim ve pazarlamadaki hatalı uygulamalar ortadan kaldırılacaktır.

j- Çiftçilerimizin üretimdeki temel girdisi olan akaryakıtta uygulanan vergi uygulamasına son verilecektir.

k- Sayısal olarak çok fazla olan ancak, üreticinin hak ve çıkarlarını korumaktan çok uzak olan kooperatiflerin çalışmaları ve statüleri değiştirilerek üretken, üreticiye yararlı ve üreticinin çıkarlarını koruyan kurumlar haline getirilecektir.

l- Tarım ve hayvancılık ile fiilen uğraşan kişi ve kurumlara düşük faizli kredi sağlanacak, üreticilerimiz tefecilerin mali baskısından kurtulacaktır. Kredi uygulamalarındaki bürokrasi işlemleri asgariye indirilecektir.

m- Tarım topraklarının amaç dışı kullanılmasına müsaade edilmeyecektir.

 

4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

5. KISIM (Tarım-Hayvancılık ve Su Ürünleri) 
Yeşil Devrim Hareketi

Madde 116- Yeşil Devrim, ülkemizde tarım ve hayvancılık alanında Türk İnkılâbının kazanımları doğrultusunda, çağdaş bilim ve teknolojiye dayanan yeni bir tarım ve tarımsal üretim hareketi başlatarak toplumumuzun refah ve mutluluğa ulaşmasını sağlamaktır. 
 

 4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

 5. KISIM (Tarım-Hayvancılık ve Su Ürünleri) 
Yeşil Devrim Hareketinin Hedefleri 
 
Madde 117- Yeni bir tarım, tarımsal üretim devriminin Yeşil Devrim’in hedefleri şunlardır:

a- Tarımda gelişmeye yeni ve etkin bir hız verilmesi ve bu hızın sürekli kılınması,

b- Tarımla uğraşan nüfusun yaşam düzeyinin yükseltilmesi,

c- Tarımda çağdaş, uygulanabilir teknoloji ve bilgilerin, kazanılan deneyimlerin en kısa zamanda ve en uygun ortamlarda köylülerimize, çiftçilerimize ulaştırılması,

ç- Halkımızın beslenme dengesinin iyileştirilmesi,

d- Tarım ürünlerinin ihracatının geliştirilmesi,

e- Tarım ürünlerimize dünya pazarlarında rekabet gücü sağlayacak yeni tarımsal üretim ve destekleme sistemlerinin uygulanmasıdır.

Partimizin öncüleri ve bu harekete katılanlar açıklanan hedeflerin gerçekleşmesi için gerekli görülen yapısal ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi, fiyat, kredi, sigorta, altyapı, eğitim ve destek hizmetlerinin tam olarak ve zamanında yerine getirilebilmesi için yetkili organları aydınlatacaklar, irşat edeceklerdir. Bu çabaların sonuçsuz kalması durumunda doğrudan yeni politikalar üretecekler ve uygulayacaklardır.  
 

4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

5. KISIM (Tarım-Hayvancılık ve Su Ürünleri) 
Yeşil Devrimin Başarıya Ulaşması İçin Yapılması Gereken Faaliyetler ve Uygulamalar 
 

Madde 118- Yeşil Devrim aşağıda açıklanan amaçlar ve sürekli olarak geliştirilen ve uygulanan politikalarla başarıya ulaşacaktır. Bunlar:

a- Ülkemizde tarıma elverişli olup da kullanılmayan veya başka amaçlarla kullanılan bütün toprakların tarımsal üretim sürecine katılması,

b- Tarla alanlarının tamamının sulu tarıma kavuşturulması,

c- Hazine arazilerinin tarımsal üretim ve tarımsal araştırma merkezleri amacıyla satılması,

ç- Devlet elinde ve yönetiminde bulunan çiftlik ve benzeri tesislerin tarım endüstrisi, tarım teknolojisi, tarım araştırma ve geliştirme hizmetleri verecek işletmelere dönüştürülmesi,

d- Tarımsal verimliliği artırmak için köylülerimize ve çiftçilerimize götürülecek her türlü hizmetlerin, desteklerin ve yardımların onların kendi özgün iradeleriyle kuracakları tarım işletmeleri, tarım kooperatifleri ve “Kalkınma ve Refah Birlikleri” aracılığı ile yapılması, bu ve benzeri kuruluşların özendirilip, desteklenmesi,

e- Yukarıda açıklanan hedeflere ulaşmak için gereken her türlü yapısal ve hukuki düzenlemelerin hazırlanıp, yetkili organlara sunulması ve benzeri girişimlerin sürekli izlenerek uygulanıp, uygulanmadıklarının gözlenmesidir.

Yeşil Devrim Hareketi’nde kamu kurum ve kuruluşlarının görevi çiftçilerimizi, köylülerimizi açıklanan hedefler doğrultusunda, yerinde ve doğrudan yönlendirmek, özendirmek ve desteklemektir. Tarımsal üretimin gelişip, artırılması için gereken altyapı hizmetlerinin kamu kurumlarımız dışında halkımızın gönüllü katılımlarıyla tamamlanması ve işler durumda tutulması ayrı bir öneme sahiptir. Partimizin öncüleri ve harekete katılanlar bu topyekûn katılımı sağlamakla görevlidirler.  
 

4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

5. KISIM (Tarım-Hayvancılık ve Su Ürünleri) 
Hayvancılık
 
 

Madde 119- Hayvan varlığımızın korunması, güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi halkımızın beslenme, sağlık ve çevre gibi hayati konuları içinde yer alır. Hayvancılığımız bütün yönleri ve özellikleriyle ülkemizin doğal olduğu kadar toplumumuzun sosyal, iktisadi ve kültürel zenginlik kaynağıdır. İktisadi kalkınmamızın vazgeçilmez unsurlarından biridir.

Hedefler

Madde 120- Partimiz Hayvan Varlığımız ve Hayvancılığımız hakkında öncelikli hedefleri şunlardır:

a- Halkımızın sağlıklı, düzenli, yeterli ve ucuz şekilde et, süt, yumurta, bal ve benzeri gıdalarla beslenmesinin sağlanması,

b- Hayvan üreticilerimize, besicilerimize, hayvan ürünleri işleyenlerimize hayvancılığımızın meydana getirdiği iktisadi potansiyeli en verimli ve etkin biçimde kullanmaları imkan ve fırsatlarının verilmesi,

c- Birim hayvan başına daha sağlıklı, kaliteli ve fazla ürün elde edilmesi.

Politikalar

Madde 121- Partimizin Hayvan Varlığımız ve Hayvancılığımız konusunda izleyeceği politikalar aşağıdadır:

a- Hayvan neslinin ıslahı, üretimin sağlıklı biçimde artırılması,

b- Halkımızın hayvan ürünleri ihtiyacının düzenli bir şekilde karşılanması,

c- Hayvan ürünleri ihracat ortam ve şartlarının olumlu düzeye çıkarılması,

ç- Hayvan ürünlerinin çağdaş teknolojilerin, bilgilerin, uzmanlıkların kullanılması, üretici ve işleticilerin finans ihtiyaçlarının karşılanması suretiyle sanayileşme alanında katma değer kazandıracak bir duruma getirilmesi,

d- Çayır-mera gibi toprak varlıklarımızın korunup, geliştirilmesi,

e- Kaliteli, sağlıklı, düzenli yem üretim ve arzının artırılması,

f- Süt sığırcılığının, besiciliğinin, koyunculuğunun, tavukçuluğunun, arıcılığının, ipek böçekçiliğinin ve benzeri hayvan yetiştiriciliğinin güçlü işletmeler, kooperatifler, yetiştirme birlikleri şeklinde örgütlenmelerinin özendirilmesi, desteklenmesi, için halkımızın, ilgili grupların, üreticilerin ve besicilerle, işletmecilerin aydınlatılmasını, irşat edilmesini ve yönlendirilmelerini esas alır. Partimizin hayvancılığımız konusundaki görevleri, bilgi ve teknolojiye ağırlık vererek eğitici, özendirici, destekleyici, yönlendirici sorumlulukları üslenerek, gerektiğinde yapısal ve hukuki düzenlemeleri hazırlamaktır.

 4. BÖLÜM (Ekonomik Ve Sosyal Kalkınmanın (Gelişmenin) Kaynakları) -

5. KISIM (Tarım-Hayvancılık ve Su Ürünleri) 
Su Ürünleri
 
 

Madde 122- Denizlerimizde ve iç sularımızda mevcut ve/veya üretilecek su ürünlerinin korunması, geliştirilmesi, artırılması yurtiçi talebi karşılaması ve yurtdışına etkin bir biçimde ihracı iktisadi hayatımızın ve iktisadi kalkınma çabalarımızın öncelikli hedefleri içinde yer alır ve önemli güç kaynaklarımızdandır.

Partimiz halkımızın su ürünleri konusunda aydınlatılmasını, irşad edilmesini, su ürünlerine olan talebinin artırılmasını ve bunlara paralel olarak su ürünleri üreticilerinin bilgi ve teknolojiyle donatılarak güçlendirilmelerini esas alır. Denizlerimizde ve iç sularımızda su ürünlerimizin korunmasını, geliştirilmesini, soğuk ve donmuş gıda zincirinin, konserveciliğin kurulup işletilerek yurtiçinde dağıtım, mübadele ve pazarlanmasının ve yurtdışına ihracatının özendirilmesini, desteklenmesini öngörür. Balıkçılığımızın açık denizlere etkin ve verimli bir biçimde ulaşmasını stratejik bir yaklaşım olarak benimser. Denizlerimizde ve iç sularda yetiştiriciliğin yaygınlaşmasını ve yetiştiricilerin bilgi ve teknolojilerle donatılmalarının gereğine inanır.

Partimizin hukukçuları açıklanan esaslar ve gerekler doğrultusunda hareketle görevlidirler.

Ufuk  Erdüvenci