Geçmiş Haftalarda Yayınlananları Oku

 

"Türkiye'nin ve ABD'nin çıkarları yedi alanda zıt"  

 

ABD'nin istihbarat örgütü CIA'nın Ulusal İstihbarat Konseyi eski Başkan Yardımcısı Graham E. Fuller, “yıpranan” Türkiye-ABD ittifakının yıllardan beri kötüleştiğini belirterek “Washington'un politikaları, genel ve temel olarak birçok alanda Türkiye'nin dış politika çıkarlarına ters düşüyor” dedi.

 

 

 

İki ülkenin çıkarlarının, “Kürtler, terör, İran, Suriye, Ermenistan, Rusya ve Filistin” olmak üzere, yedi alanda birbirine “zıt” olduğunu savunan Fuller, “ABD'nin Irak politikaları, Türkiye için felaket oldu” yorumunu yaptı.

 

Graham E. Fuller, Los Angeles Times gazetesinde yayınlanan “Türkiye ile yıpranan ittifakımız” başlıklı makalesinde “Ankara'nın ABD'ye yönelik husumetinin kökleri, bir soykırım tasarısından çok daha ötesinde” görüşünü dile getirdi. Fuller şunları yazdı:


“Türk-Amerikan ilişkileri, yıllardan beri kötüleşiyor ve bunun temel izahı basit ve haşin: Washington'un politikaları, genel ve temel olarak birçok alanda Türkiye'nin dış politika çıkarlarına ters düşüyor.”

"WASHINGTON İRAN'A KARŞI KÜRT TERÖRİSTLERİ DESTEKLİYOR"
Eski CIA görevlisi Fuller, Türkiye'nin ve ABD'nin çıkarlarının birbirine ters düştüğü yedi alanı şöyle sıraladı:


-Kürtler. ABD'nin son 16 yıldaki Irak politikaları Türkiye için bir felaket oldu. Iraklı Kürtler, bağımsızlık eşiğinde. Irak'taki böyle bir oluşum, Türkiye'deki ayrılıkçılığı teşvik ediyor. Washington, İran'a karşı Kürt teröristleri destekliyor.


-Terörizm. ABD'nin Ortadoğu politikaları, tüm bölgede şiddet ve radikalizmi teşvik etti ve El Kaide'yi Türkiye'nin kapısına kadar getirdi.

 

-İran. İran Türkiye için hayati bir enerji kaynağı. Washington, Türkiye'ye İran ile ilişkilerine son vermesine yönelik baskılarını çok patavatsızca yürüttü.

-Suriye. Türkiye-Suriye ilişkileri çok canlandı. Ankara, Washington'un Şam'ı dışlaması için yaptığı baskılara direndi.


-Ermenistan. Ticaret ve hava bağlantıları gibi yollardan Ankara ve Erivan arasında “verimli” gayri resmi temaslar var ve her ikisi barışmak ister ancak Ermeni diyasporası, potansiyel yakınlaşma karşıtı havayı alevlendiren kilit faktörlerden biri.

 

-Rusya. Ankara-Moskova ilişkilerinde bir “devrim” yaşanıyor. Ankara, Rusya ile olan ilişkilere değer veriyor ve ABD'nin, Kafkaslar, NATO genişlemesi ve füze kalkanı konularında “Rus ayı”sına vurma çabalarına karşı çıkıyor.

 

-Filistin. Ankara Hamas'ı meşru olarak görüyor ve arabuluculuk yapmak istiyor. Washington da “hayır” diyor. Ankara, İsrail ile iyi ilişkileri var ancak sert eleştirilerde bulunmaktan da kaçınmıyor.

 

“BOŞ LAFLAR”


Graham E. Fuller, genel olarak “yeni Türkiye”nin tüm bölgesel devlet ve oyuncular ile ilişkileri sürdürmek ve Ortadoğu'da büyük bir oyuncu ve arabulucu olmak istediğini, Orta Asya'da büyük çıkarlarının bulunduğunu belirtti.

Türkiye'nin Çin ve Rusya'nın desteğindeki Şangay İşbirliği Örgütü'nün Avrasya'da hakim jeopolitik oluşumun olmayı hedeflemesi halinde Türkiye'nin Afganistan, İran ve Hindistan gibi örgütle bir ortaklık arayacağını savunan Fuller, Washington'un ise buna karşı çıktığını kaydetti.

 

Fuller, Türkiye'nin siyasi yelpazesinde dış politikalarının ülkenin yararı olduğu yolunda yaygın bir inancının bulunduğunu belirterek ABD Dışişleri Bakanlığı'nın iki ülke arasında “hayati ortak çıkarları” nın bulunduğu açıklamalarını ise “boş laflar” olarak nitelendirerek şunları yazdı:


“Popüler demokrasisi ile güçlendirilen Türkiye'nin, Washington'un baskıları ne olursa olsun, kendi ulusal çıkarlarının doğrultusunda hareket edeceği olgusuna alışırsak iyi olur. Çok az Türk farklı bir şey istiyor.”


KAYNAK:ANKA

 

 

 

 

 

 

 

 

20-10-2007

 

İşte,  yetkili ağızlardan açık seçik ve nakşedercesine beyanlar…

 

Yurdumuzda hala gözleri kapalı yolunu arayanlara, gün ışığında önünü göremeyenlere bir kör değneği niteliğinde değil mi bu açıklamalar ?

 

Milletimizin hasletlerinden biri olan “Onuruyla Yaşama Hakkı”nı kendimiz koruyamazsak eğer, bu sorumluluğu ve ödevi de birilerine ihale etmeye kalkışanlar olur mu dersiniz? Yoksa,  “Oldu bile !..mi diyeceksiniz? Hanenizin menfaatlerini “siz” düşünmez, koruyup kollamazsanız eğer, kim düşünür, sizin için kim bu misyonu üstlenir?

 

Fakat, unutmayalım ki meşru müdafaa ile nefsi müdafaa arasında ciddi fark bulunur. Bu ikisi arasında sıkışıp kalanlar için  de, “Onları Allah korusun ! “ duası bile anlamsız ve faydasızdır. Korumayacağını net olarak bildirmiş çünkü, hatta tarihi kayıtlara geçmiş olaylar da bu anlamda referanstır.  

 

Ne mi yapmalı? Dosdoğru yoldan ayrılmamalı. Bu millet yolun ve izin ne olduğunu bilecek yetiye, sağduyuya sahiptir. Bu özelliği belirgin bir şekilde ortaya çıkar tarih boyunca. Hakkı halka dağıtmayı bildiği kadar, hak aramayı ve hak almayı da gayet iyi bilir.  Hoşgörüsü kadar, sabrı da büyüktür, ama sınırsız değildir. Değişim-dönüşüm doğanın kanunu ama, insanı insan yapan özellikleri satıp da; elde ettiklerinizle beyninizi ve kalbinizi boşaltırsanız eğer; her şeyden önce dünya hayatınızda “mesut ve muvaffak” olamazsınız. Sadece sanalıyla yetinir, avutursunuz kendinizi. Dönüp geriye baktığınızda, gelecek kuşaklara bir utanç abidesi bıraktığınızın farkına vararak, belki de varamayarak…

 

Gün gelir;  yürek, bilek, dilek buluşurlar elbet.

 

 

Ufuk ERDÜVENCİ